Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan

Değerli Ziyaretçilerimiz,
Öncelikle Ramazan ayı tüm islam alemine hayırlara vesile olmasını Cenab-ı ALLAH’dan niyaz ederim.İNŞALLAH hep birlikte bu mübarek ayı bol bol ibadetler yaparak geçirir,bayram’a günahlarımızdan arınarak ulaşırız.

Ramazan Münasebetiyle sitemiz her gün güncellenecektir

  • Oruç konusunda merak edilenler,
  • 24 saat aralıksız Kuran’ı kerim ve Meali’ni dinleyebilirsiniz.
  • Canlı yayınlar,
  • Dini videolar,
  • Evliyaların hayatlarından kesitler,
  • Ramazan manileri,
  • İlahiler
  • ve daha fazlası,

Her gün güncellenecek olan sitemize ziyaretlerinizi bekliyoruz.Ayrıca sitemizi e-posta adresinizle de takip edebilirsiniz.
Sitemizin sol üst alanında bulunan E-mail adresinizi yazınız kutusunun altına kullanmakta olduğunuz mail adresinizi yazmanız ve gelecek olan onay mail deki bağlantıyı tıklayarak Ücretsiz takip aboneliğinizi başlatabilir,böylece sitemize her eklenen yazı size mail olarak gelecektir.

(Sitemizin sol alanında bulunan e-mail adresinizi yazısının altındaki kutuya kullanmakta olduğunuz mail adresinizi yazdığınızda sistem size onaylamanız için bir bağlantı gönderecektir,mail’inize gelecek olan bağlantıyı en geç 24 saat içerisinde onaylamanız gerekmektedir.)

Iftar

Muhterem Cemaat,

02.09.2010 Persembe aksami Wallgau´dan Giresunlu Muzaffer Aygün abimizin camimizde iftari vardir.

Bütün Mümin kardeslerimiz davetlidir.

Yönetim Kurulu Adina

                                                                Baskan

                                                                Ali Riza Ulutas

Tevekkül bir bütündür

Tevekkül bir bütündür, küçük konular büyük konular diye ayrılmaz
Bazı insanlar bazı konuları kendilerince kişisel olarak değerlendirip küçük görerek farklı ayrımlar yapabilir. Oysa kişisel olduğu düşünülerek yapılan pek çok tavır Kuran’a uygun olmayabilir. Bazı insanların ufacık konulardan dengelerinin sarsılarak tevekkülsüzlüğe sürüklenebildikleri, bazı insanların da hastalık, ölüm, mal kaybı gibi durumlarda tevekkülsüzlüğe düştükleri görülür. Halbuki şeytanın kurmaya çalıştığı tuzaklara karşı dikkatli olunduğu müddetçe, tevekkülün rahatlığı içerisinde Allah’ı dost ve vekil edinerek yaşayan bir insan tüm bunlara karşı Kuran’a uygun bir tavır gösterir.

Şeytan’ın gücü

Şeytan’ın gücü iman edenler üzerinde zayıftır
Şeytan hakkında unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek vardır. Şeytan Allah’tan müstakil bir güç değildir. Şeytanı Allah yaratmıştır ve O’nun kontrolündedir. Düşmanlığı insana karşıdır.

Şeytanın Allah’tan bağımsız bir güç olduğunu düşünenler yanılırlar. Bu kimseler şeytanın Allah’a karşı bir mücadelesi olduğunu zannederler. Oysa şeytanın insanlara Allah’ın dinini yaşatmak istememesinin nedeni, bunun insanları yıkıma uğratmak için tek yol olduğunu bilmesidir. Sonuç olarak o da Allah’ın yarattığı bir varlıktır ve O’nun izniyle faaliyetini sürdürmektedir. Kendisine tanınan süre bittiğinde, cezasını çekmek üzere o da saptırdığı insanlarla beraber cehenneme atılacaktır.

“Sen olmasaydın”

 

  Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:Allahü teâlâ, Peygamber efendimiz için, (Ey Resulüm, İbrahim’i halil [dost], seni de habib [sevgili] edindim. Senden daha sevgili hiçbir şey yaratmadım. Senin, benim indimdeki yüksek derecenin bilinmesi için, dünyayı ve dünya ehlini yarattım. Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım) buyuruyor. Böyle yüce bir Peygamberin ümmeti olmak, en büyük saadettir, çünkü bizden önceki peygamberler bile, bu ümmetten olmak istemişlerdir. Kur’an-ı kerimde bu ümmet için, (Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz) buyuruluyor. Onun için Peygamber efendimize biraz benzemek, Allahü teâlânın rızasını, sevgisini kazanmaya ve günahların affına sebep olur.

En sevgiliye

Hüzün yılında yanında bulunup hüznüne ortak olmak isterdim  
 

-Bir gün karşınıza Peygamberimiz çıkıverse O’na ilk ne söylemek isterdiniz?

 

 

‘Ya Resulallah! Anam da var babam da. Ama ben sizin olmadığınız bir dünyada kendimi öksüz ve yetim hissediyorum. Yetimlerin başını okşadığınız gibi benim de başımı okşar mısınız? Layık olamasam da ümmetiniz olma şerefini bahşeden Rabb’ime ve sizin hususen ümmetinize olan engin şefkatinize güvenerek müsaadenizle elinizin içini öpmek yanağımı avucunuza koyup hasret ve vuslat gözyaşlarımın halime tercüman olmasını istiyorum.’ derdim. Ve eklerdim: Ey Sonsuz Nur! Nurunla aydınlat beni, aydınlat ki, şu yüreğimin zerre karanlığa tahammülü kalmadı… Beni şu fani dünyada sensiz bırakma… Senden başka kimim var ki, Ey Allah´ın Sevgilisi?!.. Beni kimsesiz, çaresiz bırakma! Beni bana bırakma, ya Resulullah, tut ellerimden!..

Böyle bir olay vuku bulsa buna yüreğim dayanabilir mi bilemiyorum. Gerçi duracaksa –ki bir gün duracak- O’nun (as) ayakları dibine yığılıp kalmak, şu fani dünyadan ebedi âleme muhteşem bir geçiş olurdu benim için. Düşünsenize, Efendiler Efendisi’nin mübarek elleri yanağınızda, dudaklarınızda ve siz öylece veda ediyorsunuz dünyaya. ‘Nasıl yaşarsanız öyle ölür, nasıl ölürseniz öyle haşrolursunuz’. Nasıl olduğunuz hem nasıl yaşadığınız hem de nasıl haşrolacağınızın göstergesi. Rabb’im bunu hak edecek bir hizmet hayatı lutfetsin inşallah.

Powered by WordPress | T-Mobile Phones for Sale at BestInCellPhones.com | Thanks to Free Phones at iCellPhoneDeals.com, Free MMORPG Games and Fat burning furnace review