<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ditib Mimar Sinan Camii Garmisch partenkirchen &#187; Doğru iman bilgileri</title>
	<atom:link href="http://hakyolundayiz.net/ditib/garmisch/dogru-iman-bilgileri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hakyolundayiz.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Jul 2010 19:45:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Allah birdir, niçin Biz deniyor</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2010/06/allah-birdir-nicin-biz-deniyor/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2010/06/allah-birdir-nicin-biz-deniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 18:07:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah’a iman]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=1091</guid>
		<description><![CDATA[Her şeyi yaratan ancak Allah’tır İmam-ı Birgivi, Vasiyetnamesinde, (Bir kimse, rızık Allah’tandır. Fakat, kulun da hareket etmesi gerekir dese, kâfir olur) diyor. Bursalı İsmail Hakkı hazretleri de, Huccet-ül-baliga’da Hâlık, yalnız Allahü teâlâdır. İnsana yaratıcı demek ilhaddır) diyor. [İlhad, dinden çıkmak demektir.] Allahü teâlânın, hiçbir işinde, ortağı yoktur. Her varlığın hâlıkı yalnız Odur. Yaratmak, yoktan var [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="p1"><strong>Her şeyi yaratan ancak Allah’tır<br />
</strong>İmam-ı Birgivi, Vasiyetnamesinde, (Bir kimse, rızık Allah’tandır. Fakat, kulun da hareket etmesi gerekir dese, kâfir olur) diyor. Bursalı İsmail Hakkı hazretleri de, <strong>Huccet-ül-baliga’</strong>da Hâlık, yalnız Allahü teâlâdır. İnsana yaratıcı demek ilhaddır) diyor. [İlhad, dinden çıkmak demektir.]<br />
<span id="more-1091"></span></p>
<p>Allahü teâlânın, hiçbir işinde, ortağı yoktur. Her varlığın hâlıkı yalnız Odur. Yaratmak, yoktan var etmektir. Maddeyi, elemanı yok iken var etmek ve var ettikten sonra, başka bir varlığa çevirmek de yaratmaktır. Mesela, insanı, nutfeden, cinleri ateşten yarattığını bildiren âyet-i kerimeler böyle olduğunu bildirmektedir. (Rahman 15, Müminun 12-14)</p>
<p>İnsanlara, yarattı, yaratıcı ve icad edici demek asla caiz değildir. Allah’tan başkasına, her ne maksatla olursa olsun, yaratıcı demek küfürdür. Yaratıcı, yalnız Allahü teâlâdır. Nitekim Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Allah’a, Allah gibi yaratıcı ortaklar mı buldular da, bu yaratmayı birbirine benzer gördüler? Her şeyi yaratan ancak Allah’tır.)</strong> [Rad 16]<br />
<strong><br />
(Gökleri ve yeri yoktan yaratan Odur. Her şeyi O yaratmıştır.)</strong> [Enam 101]</p>
<p><strong>(Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, benzerlerini de yaratmaya kadir olduğunu düşünmezler mi?)</strong> [İsra 99]<br />
<strong><br />
(Her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah’tır. Ondan başka ilah yoktur. Nasıl aldatılıp döndürülürsünüz?)</strong> [Mümin 62]<br />
<strong><br />
(Yaratıcı, bilici ancak Rabbindir.)</strong> [Hicr 86]</p>
<p>Cenab-ı Hak, tek yaratıcı kendisi olduğunu ve başka yaratıcı, başka ortak bulunmadığını bildirirken, yaratıcının çok olduğu nasıl söylenebilir?</p>
<p>Kur&#8217;an-ı kerimde geçen <strong>Ahsen-ül hâlıkin</strong> ne demektir? Sözlüğe bakılırsa, (Yaratıcıların en güzeli) demek olduğu, bir çok yaratıcı bulunduğu zannedilir. Piyasadaki Kur&#8217;an tercümeleri de bundan pek farklı sayılmaz. Onun için <strong>sözlükten, Kur&#8217;an tercümesinden din öğrenilmez.</strong> Muteber tefsirlere, akaid ve fıkıh kitaplarına bakmak gerekir. Beydavi tefsirinin Şeyhzade haşiyesinde buyuruluyor ki:<br />
(Ahsen-ül-hâlıkin takdir edenlerin en iyisi, en güzeli demektir. Çünkü halketmenin hakiki manası, ihtira, inşa ve ibdadır. Bu kelime, yani hâlık, bu âyet-i kerimede takdir eden manasında kullanılmıştır. Çünkü ihtira manasındaki halketmek, Allahü teâlâdan başkası için düşünülmez ki, Allah onların en güzeli, densin.) <strong>[C.4, s. 68]<br />
</strong><br />
<strong>Misyonerlerin soruları<br />
Sual:</strong> Kur’anda çelişki yok mudur?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Elbette yoktur, olması da mümkün olmaz. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
<strong>(Hâlâ Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmezler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı, onda birçok tutarsızlık olurdu.) </strong>[Nisa 4-82]</p>
<p>Demek ki, Kur’an-ı kerimde asla tenakuz [çelişki] yoktur. Kendi başına tıp kitabı okumakla doktor, hukuk kitabı okumakla hakim olunamadığı gibi, meal okumakla da din öğrenilemez. Misyoner papaz gibi yanlış anlar. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Rabbin elbette hem bağışlayan, hem de çok acı azap verendir.) </strong>[Fussilet 43]</p>
<p>Misyoner, “Hac suresinin, <strong>(İnkâr edenler için ateşten bir elbise giydirilecek ve başlarına kaynar su dökülecektir) </strong>anlamındaki 19. âyeti ile, Haşr suresinin, <strong>(Allah rahman rahimdir </strong>[esirgeyen, bağışlayandır]<strong>) </strong>anlamındaki 22. âyeti çelişkilidir. Affedici olan Allah, inkârcıları hiç cezalandırır mı?” diyor.</p>
<p>Çelişki bunun neresindedir?<br />
Affedici olmak, mazlumun hakkını zalimden almamak mıdır? Yahut hainleri, canileri cezasız bırakmak mıdır? Suçluları adaletle cezalandırmak, affedici olmaya aykırı olur mu? Dünyada suçluları cezalandırmayan bir nizam var mıdır? Cezasız, hukuksuz nizam olur mu? Bu cezalar, ülkenin kiminde hafif, kiminde ağır olur. Mesela bazı Avrupa ülkelerinde namusla ilgili suçların cezası az, fakat para ile ilgili olan suçlarınki ağırdır. Bu da onların paraya, namustan çok önem verdiğini göstermektedir. Katile ceza verilmiyorsa veya hafif ceza veriliyorsa, insana değer verilmiyor demektir. Ölen insanın bir değeri olsaydı, elbette katilin hak ettiği ceza verilirdi.</p>
<p>Katillerin, canilerin ölümle cezalandırılmalarına da misyoner ateş püskürüp, (Katiller öldürülürse, dünyada insan kalmaz) diyor. Birisi, birisini öldürünce, kendisinin de muhakkak öldürüleceğini bilse, acaba başkasını öldürebilir mi? Buna rağmen öldüren çıksa da, çok az olur. Her suç için caydırıcı ceza vermek misyonere göre yanlışmış. Ceza verilmezse, katillik o zaman daha çok artmaz mı?</p>
<p><strong>Mekke’nin Rabbi<br />
</strong>Allahü teâlâ, <strong>(Bu beldenin </strong>[Mekke’nin] <strong>Rabbi) </strong>buyuruyor. (Neml 91)<br />
Misyoner, (Bu âyeti anlayamadım) demiyor da, (Her şehrin bir Rabbi mi olur?) diyor. Tıp kitabını herkesin kolayca anlayamayacağı gibi, bir ilim tahsil etmeden Allah’ın kitabını, dinden habersiz bir yabancı nasıl anlayabilir ki?<br />
Allahü teâlâ buyuruyor ki:<br />
<strong>(Âlemlerin Rabbi olan Allah) </strong>[Neml 8]<br />
<strong>(Her şeyin Rabbi olan Allah) </strong>[Enam 164]<br />
<strong>(İnsanların Rabbi) </strong>[Nas 1]<br />
<strong>(Arş’ın Rabbi olan Allah) </strong>[Enbiya 22]</p>
<p>Âlemlerin Rabbi olan Allahü teâlâ, cinlerin de, canlı cansız diğer varlıkların da Rabbi olduğu halde, niçin insanların ve Arş’ın Rabbi denmiştir?</p>
<p>Ayrıca Kur’an-ı kerimin birçok yerinde <strong>Rabbike </strong>[Senin Rabbin] ifadesi vardır. Senin Rabbin demek, âlemlerin Rabbinden ayrı değildir. Senin Rabbin ile Mekke’nin Rabbi ifadesindeki Rab, farklı değildir. Farklı olmadığı halde niçin ayrı ifade kullanılmıştır? Allahü teâlâ mekandan münezzehtir. Kâbe, kıymetli, şerefli yer olduğu için Beytullah, yani Allah’ın evi denmiştir. Arş da çok kıymetli, şerefli olduğu için Arş’ın Rabbi denmiştir. Allahü teâlâ, Mekke-i mükerremeyi emniyetli kıldı. Orada kan dökülmez. Av hayvanları avlanmaz ve yaş bitkiler koparılmaz. Bunun için bu şerefli beldeden bahsederken, Mekke’nin Rabbi denmiştir.</p>
<p><strong>Rablerin rabbi demek<br />
Sual:</strong> Mektubat-ı Rabbanide, <strong>(Ellerimizi rablerin rabbi olan yüce Allah’a açtık)</strong> deniyor. Rabler diye çoğul kullanmak uygun mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bazı kelimelerin birkaç manası olur. Rab kelimesi de böyledir. Rab = Besleyen, yetiştiren, terbiye eden demektir. O zaman yukarıdaki ifade, <strong>(Ellerimizi terbiye edenlerin terbiye edeni olan yüce Allah’a açtık) </strong>anlamına gelir. Kur’an-ı kerimde <strong>halk edenlerin halıkı</strong> diye bir ifade de geçmektedir. Bu âyeti de yanlış anlayanlar, hâşâ bir çok yaratıcı var diye, yaratma kelimesini insanlar için de kullanıyorlar. Ehl-i sünnet âlimlerinin açıklamalarına bakmadan mana vermek yanlış olur.</div>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/allah%e2%80%99a-inandim-demek-yeter-mi/" title="Allah’a inandım demek yeter mi?">Allah’a inandım demek yeter mi?</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/allah-var-demek-yeter-mi/" title="Allah var demek yeter mi?">Allah var demek yeter mi?</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/09/iman-nedir/" title="İman nedir">İman nedir</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/pis-borudan-sifa-gelmez/" title="Pis borudan şifâ gelmez">Pis borudan şifâ gelmez</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/cilesiz-hicbir-hizmet-olmaz/" title="Çilesiz hiçbir hizmet olmaz">Çilesiz hiçbir hizmet olmaz</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2010/06/allah-birdir-nicin-biz-deniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pis borudan şifâ gelmez</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2010/06/pis-borudan-sifa-gelmez/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2010/06/pis-borudan-sifa-gelmez/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jun 2010 12:13:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[İman ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[itikat]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=1081</guid>
		<description><![CDATA[Allahü teâlânın beğendiği İslâm dînini öğrenmek, Resûlullah efendimizin bildirdiklerine sarılarak dünyâda ve âhirette huzûra, saâdete kavuşmak, ancak Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını veya bunların kitâplarından toplanan İlmihâl kitâplarını okumakla mümkündür. Kur’ân-ı kerîmin hakîkatini, yalnızca Ehl-i sünnet âlimleri anlamış ve binlerce kitâp yazarak bu hakîkatleri bildirmişlerdir. Ehl-i sünnet i’tikâdını ve ilm-i hâlini öğrenmeyen, çocuklarına öğretmeyenler, Müslümânlıktan ayrılmak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="p1">Allahü teâlânın beğendiği İslâm dînini öğrenmek, Resûlullah efendimizin bildirdiklerine sarılarak dünyâda ve âhirette huzûra, saâdete kavuşmak, ancak Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını veya bunların kitâplarından toplanan İlmihâl kitâplarını okumakla mümkündür. Kur’ân-ı kerîmin hakîkatini, yalnızca Ehl-i sünnet âlimleri anlamış ve binlerce kitâp yazarak bu hakîkatleri bildirmişlerdir. Ehl-i sünnet i’tikâdını ve ilm-i hâlini öğrenmeyen, çocuklarına öğretmeyenler, Müslümânlıktan ayrılmak, inkâr felâketine düşmek tehlikesindedir. Resûlullah efendimiz; <strong>(İlim bulunan yerde Müslümânlık vardır. İlim bulunmayan yerde Müslümânlık kalmaz)</strong> buyurmuşlardır.</div>
<div><span id="more-1081"></span></div>
<p>Ölmemek için, yemek, içmek lâzım olduğu gibi, kâfirlere aldanmamak, dinden çıkmamak için de, dînini, îmânını, doğru olarak öğrenmek lâzımdır. Ecdâdımız, her zamân toplanır, ilmihâl kitâplarını okurlar ve böylece dinlerini doğru olarak öğrenirlerdi. Böyle yaparak Müslümân kalmışlar, İslâmiyyetin zevkini almışlar ve bu saâdet ışığını bizlere, doğru olarak ulaştırabilmişlerdir. Bizim de Müslümân kalmamız, çocuklarımızı kurtarmamız için, birinci ve en lüzûmlu çâre, her şeyden önce Ehl-i sünnet âlimlerinin hâzırladığı ilmihâl kitâplarını okumak ve öğrenmektir. Çocuğunun Müslümân olmasını isteyen ana-baba, çocuğuna Kur’ân-ı kerimi, lâzım olan ilmihâl bilgilerini öğretmelidir.</p>
<p>Herkesin bilmesi, yapması gereken kelâm yani îmân, ahlâk ve fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan kitâplara İlm-i hâl kitâpları denir. Dînini bilen, seven ve kayıran mübârek insanların ilm-i hâl kitâplarını alıp, çoluğuna ve çocuğuna öğretmek, her Müslümânın birinci vazîfesidir. Kendilerine din adamı ismini ve süsünü veren câhil, sapık bir kimsenin sözlerinden, yazılarından din öğrenmeye kalkışmak, kendini Cehenneme atmak demektir.</p>
<p>Herkes, hangi sebebe başvurursa, o sebebin vâsıta kılındığı şeye kavuşur. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarını okuyan, Müslümânlığı doğru olarak öğrenir, sever ve iyi bir Müslümân olur. Dinsizlerin arasında yaşayan, onların sözlerini dinleyen, din câhili olur. Din câhillerinin çoğu da, kâfir olur. İnsan hangi yerin vâsıtasına binerse, oraya gider. “Her çömlek, içinde olan şeyi sızdırır” sözü meşhurdur. Gülistâna giden, gül koklar, çöplükte yetişen Ebû Cehil karpuzu, elbette fenâ koku saçar. Resûlullah efendimiz; <strong>(Çöplükte biten gülleri koklamayınız!)</strong> buyurmuştur.</p>
<p>Dünyâda ve âhirette saâdete kavuşmak isteyenler, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarını okumalıdır. İslâmiyyette, çözülemeyecek hiçbir mesele yoktur. Ehl-i sünnet âlimleri, kıyâmete kadar yapılacak olan her işin, her yeniliğin, her buluşun, insanların saâdetleri için kullanılabilmeleri yollarını, Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden çıkarmışlar, kitâplarına yazmışlardır. Kendi akıllarına güvenerek, Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden mânâ, hüküm çıkarmaya kalkışanlar, yanılır, aldanır ve Ehl-i sünnetten ayrılırlar. Ehl-i sünnetten ayrılan da, yâ sapık veyâ kâfir olur. Abdülhâlık Goncdüvânî hazretleri Vasıyyetnâme kitâbında buyuruyor ki:<br />
“Sana vasıyyet eylerim ey oğul ki, her hâlinde ilim, edeb ve takvâ üzere ol! İslâm âlimlerinin kitâplarını oku! Fıkıh ve hadîs öğren! Câhil tarîkatçılardan sakın!”</p>
<p>Netice olarak, okunan kitaba çok dikkat etmelidir. Kitabın içindekilerden daha çok yazarı mühimdir. Zira kalbden çıkanlar, kalblere tesir eder. İtikadı bozuk olan bir kimsenin yazdığı kitabı okuyan, o kitabı yazandan etkilenip itikadı bozulabilir. Din büyükleri; “Pis borudan şifâ gelmez” buyurmuşlardır. Vücûdumuzun gıdâsını almakta dikkat ettiğimiz gibi, rûhumuzun gıdâsını almakta da dikkat etmeliyiz, hatta daha çok dikkatli olmalıyız. Rûhun gıdâsı ilimdir, dindir, ibâdetlerdir. Bedenine bozuk gıdâ alan ölür, rûhuna bozuk gıdâ alan kimse ise, îmânını kaybeder. Yemeğin nasıl ki temiz olmasına dikkat ediyorsak, okuyacağımız kitabı da iyi seçmeliyiz. Kitabı yazan, yazdıklarından önemlidir.</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/namaz-dinin-diregidir/" title="Namaz dînin direğidir">Namaz dînin direğidir</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/allah-birdir-nicin-biz-deniyor/" title="Allah birdir, niçin Biz deniyor">Allah birdir, niçin Biz deniyor</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/cilesiz-hicbir-hizmet-olmaz/" title="Çilesiz hiçbir hizmet olmaz">Çilesiz hiçbir hizmet olmaz</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/receb-ayina-saygili-olmak/" title="Receb ayına saygılı olmak">Receb ayına saygılı olmak</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/05/ayet-el-kursi/" title="Âyet-el kürsi">Âyet-el kürsi</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2010/06/pis-borudan-sifa-gelmez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çilesiz hiçbir hizmet olmaz</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2010/06/cilesiz-hicbir-hizmet-olmaz/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2010/06/cilesiz-hicbir-hizmet-olmaz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jun 2010 12:07:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kaza ve Kadere iman]]></category>
		<category><![CDATA[çile]]></category>
		<category><![CDATA[eziyet]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Resulullah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=1076</guid>
		<description><![CDATA[Her ni’met, çekilen külfetin, sıkıntının karşılığıdır. Külfetsiz ni’met olmaz. İhtiyârlamadan önce gençliğin, hasta olmadan önce sıhhatin, sıkıntı çekmeden önce rahatlığın kıymeti bilinemez. Dünyâda ne kadar sıkıntı çekilirse, âhirette o kadar çok rahatlık olacaktır. Peygamberler ve Onların yolunda olanlar, bu bakımdan çok sıkıntı çekmişlerdir&#8230; İyilik yapana teşekkür edileceğini, herkes bilir. Bu, insanlık îcâbıdır. İyilik edenlere hürmet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Her ni’met, çekilen külfetin, sıkıntının karşılığıdır. Külfetsiz ni’met olmaz. İhtiyârlamadan önce gençliğin, hasta olmadan önce sıhhatin, sıkıntı çekmeden önce rahatlığın kıymeti bilinemez. Dünyâda ne kadar sıkıntı çekilirse, âhirette o kadar çok rahatlık olacaktır. Peygamberler ve Onların yolunda olanlar, bu bakımdan çok sıkıntı çekmişlerdir&#8230;</div>
<div><span id="more-1076"></span></div>
<p>İyilik yapana teşekkür edileceğini, herkes bilir. Bu, insanlık îcâbıdır. İyilik edenlere hürmet edilir, ni’met sâhipleri, büyük bilinir. Her ni’metin hakîkî sâhibi olan Allahü teâlâya şükretmek, insanlık îcâbıdır. Allahü teâlâ, her ayıp ve kusûrdan uzak, insanlar ise, ayıp kirlerine ve noksanlık lekelerine bulaşmış olduğundan, Onunla hiç münâsebetleri, alâkaları yoktur. Onu nasıl büyük bileceklerini, nasıl şükredeceklerini anlayamazlar. Ona karşı söylenmesini güzel sandıkları şeyler, Ona çirkin gelebilir. Onu büyültmek, hürmet etmek sandıkları, hakâret ve küçültmek olabilir. Ona hürmet ve şükür şekilleri, yine Ondan bildirilmedikçe, Ona lâyık olacağına güvenilemez ve Onun kabûl edeceği bir ibâdet olamaz. Çünkü insanların hamdetmeleri, Ona belki hakâret olur.</p>
<p>İşte, Onun tarafından bildirilen, hürmet ve şükür şekli, Peygamberlerin bildirdikleri dinlerdir. Ona kalb ile yapılacak hürmetler, dinde bildirilmiş, dil ile yapılacak şükürler, orada gösterilmiştir. Her uzvun yapacağı işleri, açık ve geniş olarak, beyân buyurmuşlardır. O hâlde, Allahü teâlâya inanmak ile, kalbin ve bedenin yapması ile şükretmek, ancak dîne uymakla olur. Allahü teâlâya, dînin dışında yapılacak hürmete ve ibâdete güvenilemez.</p>
<p>Allahü teâlâ, insanların nasıl şükredeceklerini, ibâdet yapacaklarını bildirmek üzere, Peygamberler göndermiştir. İnsanların nefsi inatçı olduğu için, Peygamberlerin bildirdiklerine inanmakta zorluk çıkarmışlar hatta karşı gelmişlerder. Peygamberler ise, sabırla, yılmadan, bütün hakaretlere göğüs gererek, insanlara doğru yolu göstermeye devam etmişlerdir. Zira doğrunun yayılması ve kabul edilmesi çok zordur.</p>
<p>Bu dünyâ lezzetleri, ni’metleri bile, sıkıntı çekmeden ele geçmiyor. Sonsuz olan âhiret ni’metleri için de, nefse ağır gelen ibâdetleri yapmak ve harâmlardan sakınmak lâzımdır. İmâm-ı Rabbânî hazretleri, bir talebesine hitaben buyuruyor ki:<br />
“Sıkıntıların gelmeleri, görünüşte çok acı ise de, bunların ni’met oldukları umulur. Bu dünyânın en kıymetli sermâyesi, üzüntüler ve sıkıntılardır. Bu dünyâ sofrasının en tatlı yemeği, dert ve musîbetlerdir. Bu tatlı ni’metleri, acı ilâçlarla kaplamışlardır. Akıllı olanlar, bunların içine yerleştirilmiş olan tatlıları görür. Üzerindeki acı örtüleri de tatlı gibi çiğnerler. Acılardan tat alırlar. Hasta olanlar, onun tadını duyamaz. Kalbin hasta olması, Ondan başkasına gönül vermesidir.”</p>
<p>Yahyâ Münîrî hazretleri buyuruyor ki:<br />
“Her izzet ve her ni’met, Allahü teâlâya, ihlâs ile itâat ve ibâdet etmektedir. Her kötülük ve sıkıntı da, günâh işlemekten hâsıl olur. Herkese dert ve belâ, günâh yolundan gelir. Rahat ve huzûr da, itâat yolundan gelmektedir. Allahü teâlânın âdeti böyledir. Bunu kimse, değiştiremez. Nefse kolay ve tatlı gelen şeyi saâdet, nefse güç ve acı gelenleri de felâket sanmamalıdır.”</p>
<p>Peygamberler ve Onların vârisi olan âlimler, Allahü teâlânın emirlerini insanlara anlatmakta, çok sıkıntı çekmişler ve yorulmuşlardır. Zaten zahmetsiz rahmete kavuşulmazmış. Zahmet çoğaldıkça, ni’met artmakta ve ömrü de uzamaktadır.</p>
<p>Netice olarak çilesiz hiçbir hizmet olmaz. Bir dâvâ ne kadar çileli ve sıkıntılı olursa o kadar uzun ömürlü olur. İslâmiyetin başlangıcında çekilen sıkıntılar bellidir. Peygamber efendimiz; <strong>(Benim çektiğim eziyyet gibi, hiçbir Peygamber eziyyet görmedi) </strong>buyurmuşlardır.</p>
<p>Gelmiş ve gelecek bütün insanların çektiği çileden, sıkıntıdan daha fazlasını, Resûlullah efendimiz çekmiştir. Zira insanlara bir şey vermek, bir kültür vermek, bir inanç vermek, hizmet vermek, dünyada yapılan en zor iştir.</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/hilye-i-saadet-resulullahin-gorunusu/" title="Hilye-i Saadet (Resulullahın görünüşü)">Hilye-i Saadet (Resulullahın görünüşü)</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-efendimizin-isimleri-2/" title="Resulullah efendimizin isimleri">Resulullah efendimizin isimleri</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/peygamberlere-iman-nasil-olmali/" title="Peygamberlere iman nasıl olmalı">Peygamberlere iman nasıl olmalı</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/iman-ve-islam-farkli-midir/" title="İman ve İslam farklı mıdır?">İman ve İslam farklı mıdır?</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/gayba-iman-esastir/" title=" Gayba iman esastır"> Gayba iman esastır</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2010/06/cilesiz-hicbir-hizmet-olmaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2010/02/sen-olmasaydin-kainati-yaratmazdim-2/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2010/02/sen-olmasaydin-kainati-yaratmazdim-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 22:19:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberlere iman]]></category>
		<category><![CDATA[kainat]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=877</guid>
		<description><![CDATA[Âdem aleyhisselam, Arşta gördüğü nurun mahiyetini sual etti. Hak teâlâ buyurdu ki: (Bu nur, gökte Ahmed, yerde Muhammed denilen, zürriyetinden bir peygamberin nurudur. O olmasaydı, seni de, yer ve gökleri de yaratmazdım.) [Mevahib-i ledünniyye] Allahü teâlâ yine hadis-i kudsilerde buyuruyor ki: (Ya Âdem, Muhammed aleyhisselamın ismiyle her ne isteseydin, kabul ederdim. O olmasaydı, seni yaratmazdım.) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://hakyolundayiz.net/wp-content/uploads/2010/02/red20rose.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-873" title="red20rose" src="http://hakyolundayiz.net/wp-content/uploads/2010/02/red20rose.gif" alt="" width="150" height="150" /></a>Âdem aleyhisselam, Arşta gördüğü nurun mahiyetini sual etti. Hak teâlâ buyurdu ki:<br />
<strong>(Bu nur, gökte Ahmed, yerde Muhammed denilen, zürriyetinden bir peygamberin nurudur. O olmasaydı, seni de, yer ve gökleri de yaratmazdım.) </strong>[Mevahib-i ledünniyye]<br />
<span id="more-877"></span></p>
<p>Allahü teâlâ yine hadis-i kudsilerde buyuruyor ki:<br />
<strong>(Ya Âdem, Muhammed aleyhisselamın ismiyle her ne isteseydin, kabul ederdim. O olmasaydı, seni yaratmazdım.)</strong> [Hâkim]</p>
<p><strong>(Ey Resulüm, İbrahim’i halil </strong>[dost]<strong>, seni de habib </strong>[sevgili]<strong> edindim. Senden daha sevgili hiç bir şey yaratmadım. Senin, benim indimdeki yüksek derecenin bilinmesi için, dünyayı ve dünya ehlini yarattım. Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım.)</strong> [Mevahib-i ledünniyye]</p>
<p>Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Âdem aleyhisselam Cennetten çıkarılınca, ya Rabbi, Muhammed aleyhisselamın hürmetine beni affet diye dua etti. Allahü teâlâ ise, </strong>[ne cevap vereceğini bildiği halde, cevabını diğer insanların duyması için] <strong>“Ya Âdem, onu henüz yaratmadım. Nereden bildin?” buyurdu. Âdem aleyhisselam da, “Arşta, la ilahe illallah, Muhammedün Resulullah yazılı olduğunu gördüm. Anladım ki, şerefli isminin yanına, ancak en çok sevdiğinin, en şerefli olanın ismini layık görürsün” dedi. Allahü teâlâ buyurdu ki: “Ya Âdem doğru söyledin. O bana insanların en sevgilisidir. Onun hürmetine dua ettiğin için seni affettim. Eğer Muhammed aleyhisselam olmasaydı, seni yaratmazdım.”) </strong>[Taberani]</p>
<p><strong>(Allahü teâlâ, İbrahim’i halil edindiği gibi beni de halil edindi.) </strong>[M. Ledünniyye] (Demek ki Resulullah, hem habib, hem halildir.)</p>
<p><strong>(Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım) </strong>kudsi hadisi, Marifetname’nin ön sözünde, Yusuf-i Nebhani hazretlerinin Envar-ı Muhammediyye kitabının 13. sayfasında ve İmam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubat’ının 122. mektubunda vardır. Mektubat’ın farsça haşiyesinde, bu hadisin <strong>Deylemi</strong>’nin Firdevs’inde bulunduğu bildirilmektedir. Deylemi de, Buhari ve diğer muhaddisler gibi, meşhur ve muteber bir hadis âlimidir. Mektubat-ı Rabbani’nin 3. cildinde, <strong>(Sen olmasaydın Cenneti yaratmazdım) </strong>ve<strong> (O olmasaydı kâinatı yaratmaz, rububiyetimi izhar etmezdim)</strong> kudsi hadisleri de bildirilmektedir.</p>
<p>Miracda Allahü teâlâ, Resulullaha, <strong>(Senden başka her şeyi, senin için yarattım) </strong>buyurunca, Resulullah da, (Ben de, senden başka her şeyi, senin için terk ettim) dedi. <strong>(Mirat-i kâinat)</strong></p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/cilesiz-hicbir-hizmet-olmaz/" title="Çilesiz hiçbir hizmet olmaz">Çilesiz hiçbir hizmet olmaz</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/hilye-i-saadet-resulullahin-gorunusu/" title="Hilye-i Saadet (Resulullahın görünüşü)">Hilye-i Saadet (Resulullahın görünüşü)</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-efendimizin-isimleri-2/" title="Resulullah efendimizin isimleri">Resulullah efendimizin isimleri</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/peygamber-efendimizin-mucizeleri/" title="Peygamber efendimizin mucizeleri">Peygamber efendimizin mucizeleri</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/ilk-insan-ve-ilk-peygamber/" title="İlk insan ve ilk Peygamber">İlk insan ve ilk Peygamber</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2010/02/sen-olmasaydin-kainati-yaratmazdim-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslam dini hakkında bazı temel bilgiler</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2010/02/islam-dini-hakkinda-bazi-temel-bilgiler/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2010/02/islam-dini-hakkinda-bazi-temel-bilgiler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 09:17:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğru iman bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[dini]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=866</guid>
		<description><![CDATA[Müslümanlar, dünya nüfusunun dörtte birini oluşturmaktadırlar. İslâmîyet bugün artık beş kıtaya yayılmış vaziyettedir. İslâm Dininin Dünya Medeniyetine çok büyük katkıları olmuştur. İslâm&#8217;ı çeşitli yönleriyle tanımak için bu dini çeşitli yönleriyle tanıtan muteber eserlere müracaat etmek gerekir. Bu küçük broşürde amaçlanan ise, İslâm Dininin itikat ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili çok özet bilgiler sunarak bir ön [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Müslümanlar, dünya nüfusunun dörtte birini oluşturmaktadırlar. İslâmîyet bugün artık beş kıtaya yayılmış vaziyettedir. İslâm Dininin Dünya Medeniyetine çok büyük katkıları olmuştur. İslâm&#8217;ı çeşitli yönleriyle tanımak için bu dini çeşitli yönleriyle tanıtan muteber eserlere müracaat etmek gerekir. Bu küçük broşürde amaçlanan ise, İslâm Dininin itikat ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili çok özet bilgiler sunarak bir ön fikir vermektir.<br />
<span id="more-866"></span> </p>
<p>İslâm: &#8220;İslâm&#8221;, Arapça bir kelimedir. Kökü &#8220;barış&#8221; anlamına gelen &#8220;silm (selm)&#8221; kelimesine dayanır. Sözlükte itaat etme, boyun eğme anlamına gelir. Herhangi bir zorlama olmaksızın gönülden ve içtenlikle Allah&#8217;a itaat etmek, O&#8217;na teslim olmak, emir ve yasaklarına kayıtsız şartsız boyun eğmek demektir. İslâm, Yüce Allah&#8217;ın son Peygamber Hz. Muhammed&#8217;e vahiy yoluyla bildirdiği O&#8217;nun da insanlara ulaştırdığı şeylerin tümünü kabul ederek onları yasamak, sözleri ve isleriyle onları kabul ettiğini göstermek, Allah&#8217;a ve Rasulüne itaat etmektir. Müslüman: İslâm Dininin kurallarına uyan, İslâm&#8217;ın kurallarını hayata geçiren kimsedir. İman: Sözlük anlamı doğrulamak tasdik etmek bir şeye tereddütsüz ve kesin olarak yürekten inanmak anlamına gelen iman, İslâmî bir deyim olarak Allah&#8217;a ve Hz. Muhammad&#8217;in Allah tarafından haber verdiği kesin olarak belli olan şeylerin doğru olduğuna tereddütsüz inanmaktır. İmanın Esasları: Peygamberimiz Hz.Muhammed; imanın ne demek olduğunu sorana: İman, Allah&#8217;tan başka tanrı olmadığına, Muhammed&#8217;in Allah&#8217;ın kulu ve elçisi olduğuna, Allah&#8217;ın meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine, Ahiret gününe, Kadere (Hayır ve ser her şeyin Allah&#8217;ın takdiri ve yaratmasıyla olduğuna) inanmaktır&#8221; şeklinde cevap vermiştir. Peygamberimizin bu sözü, İslam&#8217;daki inanç temellerini göstermektedir. Simdi bunlara kısaca değinelim. 1. Allah&#8217;a İman: Allah&#8217;ın varlığını, birliğini, ezeli ve ebedi olduğunu, yani varlığının bir başlangıcı olmadığını ve ebediyken sona ermeyeceğini, esinin, benzerinin, ortağının, oğlunun, kızının olmadığını; varlığı kendinden olup varlığı için bir başka şeye muhtaç olmadığını, yaratılmış olan şeylerden hiç birine benzemediğini, dolayısıyla düşündüklerimizden ve hayalimize gelen şeylerin hepsinden başka olduğunu; her şeyi bildiğini, herşeyi gördüğünü, her şeyi işittiğini, duyduğunu, her şeye gücünün yettiğini, her şeyi yaratanın O olduğunu ..Kısacası, her türlü eksiklikten uzak oldu?unu ve her türlü eksiksizlik özelliğine sahip olduğunu kabul etmek ve buna yürekten, tereddütsüz bir şekilde inanmak; ergenlik çağına ulaşmış her akil sahibine farzdır. 2. Meleklere İman: Allah&#8217;ın yarattığı şeyler, gözümüzle gördüklerimizden ibaret değildir. Göremediğimiz ve hakikatlerini bilemediğimiz ruhani ve nurani varlıklar da vardır. Meleklerde bunlardandır. meleklerin varlığını peygamberler ve ilahi kitaplar haber vermektedir. Bu sebeple onları inkar etmek , Peygamberleri inkar etmek gibidir. Melekler yaratılışı, insanlarınkine benzemez. Onlarda yeme, içme, erkeklik, dişilik gibi özellikler yoktur. Günah islemezler, Allah&#8217;ın kendilerine verdiği görevleri yaparlar. Sayılarını Allah&#8217;tan başka kimse bilmez. 3. Kitaplara İman: Allah, insanlara doğru yolu göstermek, onları dünya ve ahirette mutlu kılacak ilkeleri bildirmek, akıllarıyla cevaplarını bulmaları imkansız bazı konularda onları aydınlatmak üzere Peygamberler göndermiştir. Bu peygamberlerden bazılarına insanlara tebliğ edilmek üzere yol gösterici kitaplar indirilmiştir. Allah Teâlânın Kitap göndermesi, sahifeler halinde başlamıştır.İlk sahifeler, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Adem&#8217;e gönderilmiştir. Sayıları henüz son derece sınırlı olan, hayatları ve ilişkileri henüz kompleks hale gelmemiş o zamanın toplumlarının ihtiyacının görülmesinde bu sahifeler yeterli olmaktaydı. Peygamberlerin getirdiği esaslarla ve bu esasların Işığında insan aklinin faaliyetleriyle uygarlık ilerledikçe, insanların hayat ve ilişkileri daha kompleks hale geldikçe Allah Teâlâ da daha kapsamlı sahifeler ve kitaplar göndermiştir. İlahi kitaplar son kitap Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;le zirveye ulaşmış ve Kur&#8217;an-ı Kerim ilahi korumaya alınmıştır. Artık bundan sonra ilahi kitap gelmeyecek ve Kur&#8217;an-ı Kerim kıyamete kadar insanlığın rehberi olacaktır. Tevrat Hz. Musa&#8217;ya, Zebur Hz. Davut&#8217;a, İncil Hz. İsa&#8217;ya indirilen büyük kitaplardır. Müslüman, Allah tarafından Peygamberlere indirilen kitapların hepsine inanır. Ancak bu kitaplardan, Allah&#8217;ın indirdiği gibi hiç bir harfi bile değişmeden günümüze kadar ulasan yegane ilahi kitap, sadece Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;dir. Diğerleri ise ya tamamen kaybolmuş veya insanlar tarafından değiştirilmiş; böylece asli şekillerini kaybetmişlerdir. Bu yüzden bugün Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in dışında elde mevcut bulunan diğer ilahi kitaplarda yer alan sözlerden hangilerinin Allah&#8217;a ait olduğu, hangilerinin ise insanlar tarafından bu kitaplara sokulduğunu ayırdetmek mümkün değildir. Zaten Kur&#8217;an-ı Kerim indirildikten sonra ilahi kitaplara ihtiyaç kalmamıştır. Artık onların hükmü sona ermiştir. Çünkü, yukarı da da belirttiğimiz gibi Kur&#8217;an-ı Kerim, diğer kitaplarında ihtiva ettiği Allah&#8217;ın birliğine Peygamberlerine, kitaplarına, meleklerine, ahiret gününe iman; canın, malın, neslin, aklın ve dinin korunması gibi hak dinin temel esaslarını yeniden ve en mükemmel bir şekilde ortaya koymuş, daha önceki kitaplarda da yer alan gerçekleri tasdik etmiş, tahrif edilen hususların doğrusunu açıklamıştır. 4. Peygamberlere İman: Yüce Allah, insanlara kendi içlerinden seçtiği son derece yetkin insanlar aracılığıyla dinini bildirmiştir. Bu kimselere &#8220;peygamber&#8221; denir ki Allah ile kulları arasında bir elçi demektir. Peygamberlik, Allah&#8217;ın insanlardan dilediğine verdiği bir görevdir. Çalışmakla elde edilmez. İlk Peygamber Hz. Adem son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) dır. Bu ikisinin arasında pek çok peygamber gelip geçmiştir. Sayılarını Allah&#8217;tan başka kimse bilmez. Bunlardan bir kısmının adı Kur&#8217;an&#8217;da geçmektedir. Her millete kendi diliyle konuşan peygamberler gönderilmiştir. Peygamberler de insandır. Bu bakımdan yeme, içme,uyuma, dinlenme,evlenme, hastalanma gibi beşeri hususlarda diğer insanlarla aralarında bir fark yoktur. Bunlar peygamberler için bir eksiklik değildir. Ancak hepsinde mutlaka bulunması gereken ortak nitelikler şunlardır. Sıdk (doğruluk), emanet (güvenilir olma), fetanet (çok zeki ve akilli olmak), tebliğ (bildirmekle yükümlü bulundukları hükümleri insanlara anlatmak). Peygamberlerin , peygamberliğini insanlara anlatmak için Allah kendilerine mucizeler vermiştir. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;e de böyle pek çok mucize verilmiştir. Fakat O&#8217;nun en büyük ve sürekli mucizesi, hiç şüphesiz ki Kur&#8217;an&#8217;dır. 5. Ahiret Gününe İman: Allah&#8217;tan başka hiç bir varlık kadim ve ezeli değildir. Hepsi de Allah&#8217;ın yaratmasıyla sonradan meydana gelmiştir. Sonradan yaratılan şeylerin bir de sonu vardır. Çünkü Allah&#8217;tan başka hiç bir şey ebedi ve baki değildir. Dünyanın da sonunun gelip düzeninin alt üst olmasından yani Kıyametin kopmasından sonra Allah&#8217;ın emriyle bütün canlılar tekrar diriltilecektir. Buna öldükten sonra tekrar dirilme denir. İnsanlar dünyada yaptıkları şeylerden sorguya çekilecek, haklı haksiz ayırt edilecek, kimin kimde hakki varsa alınacak, herkes dünyada yaptığı iyilik ve kötülüğün karşılığını mutlaka görecektir. İste bütün bunlara inanmak da iman esaslarındandır. 6. Kadere İnanmak: (Hayır ve Şer; her şeyin Allah&#8217;ın takdiri ve yaratmasıyla olduğuna) inanmak. Kader, Allah Teâlânın, ezelden ebede kadar olacak her şeyi en ince ayrıntılarıyla bilip takdir etmesidir.Allah kullarına hayrı da şerri de serbestçe seçebileceği bir irade vermiştir. İnsan iyiliği veya kötülüğü kendi seçer. Onun seçtiğini de Allah yaratır. Ancak, Allah Teâlâ, kulun kötülüğü seçmesine razı değildir. Bu yüzden kullar kendi seçimlerine göre karşılık göreceklerdir. İste, hayır ve şer her şeyin Allah&#8217;ın yaratmasıyla meydana gelmesinin anlamı budur. Buna da inanmak iman esaslarındandır. İbadetler: Namaz: Namaz, müslümanın günlük ibadetidir. İman ettikten sonra müslümanın, yerine getirmekle yükümlü bulunduğu farzların basında gelir. Namaz, insani kötülüklerden uzaklaştırır, manen olgunlaşmasını sağlar, ruhi melekelerini geliştirir, günahlardan arındırarak manevi huzura kavuşmasını temin eder. Allah&#8217;a manen yakınlaşmanın en önemli vasıtalarından biri olan namaz, Allah&#8217;ın rızasını kazandırır. Günde münferit olarak veya cemaatle beş defa kılınan namaz, insana daima Allah&#8217;ı hatırlatır. Müslüman, şafak vakti kalkar ve ilk önce sabah namazını kılmak suretiyle Allah&#8217;ı anarak güne başlar, gün ortasında öğle namazıyla yine O&#8217;na yönelir, dünya meşgalelerinin kendisini iyice yorduğu bir vakitte ikindi namazıyla yaratıcısını unutmadığını gösterir, aksam namazıyla Allah&#8217;la olan ahdini yenileyerek gününü bitirir ve nihayet uykuya yatmadan önce tekrar Allah&#8217;ın huzuruna durmak suretiyle O&#8217;nun yardımını dilemeyi unutmaz. Cuma günleri cemaatla kılınan Cuma namazı ile yılda iki defa dini bayram günlerinde kılınan bayram namazları, müslümanlara, hep birlikte Allah&#8217;ın huzuruna durma imkanı verir. Böylece müslüman, bir taraftan dünyadaki islerini yürütürken öbür taraftan yaratıcısıyla irtibatını asla kesmez, O&#8217;ndan uzaklaşmaz, dünya ahiret dengesini sağlamış olur. Abdest: Namaz kılabilmek için abdest almak şarttır. Abdest, yüzü dirseklerle beraber elleri yıkamak, ıslak elle başı mesh etmek, topuklarla beraber ayakları yıkamaktır. Aslında manevi bir temizlik olan abdestin maddi temizlik açısından da büyük faydaları vardır. Gusül: Gusül, ağız ve burnun içi dahil hiç kuru yer kalmamak üzere tepeden tırnağa vücudun her tarafını yıkamaktır. Cinsel ilişkide bulunmuş olanların, adet ve lohusalık halleri sona ermiş bulunan hanımların gusül yapmaları gerekir. Ayrıca en az haftada bir defa her müslümanın yıkanması dini bir tavsiyedir. İslâm dini, temizliğe büyük bir önem vermiştir. Peygamberimiz: &#8220;Temizlik imanın yarısıdır.&#8221; buyurmuştur. Müslümanın her şeyiyle tertemiz olması, dini görevlerindendir. Bedenin, elbisesinin, oturup kalktığı ve ibadet ettiği yerlerin, yiyip içtiği şeylerin temiz olması gerekir. Oruç: Niyet ederek tan yerinin ağarmaya başlamasından aksam güneş batıncaya kadar yeme içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak suretiyle tutulan orucun dinî ahlakî, sosyal ve sıhhî bir çok yararları vardır. Oruç tutan kimse sabretme, sıkıntılara göğüs germe, açlığa susuzluğa dayanma ve nefse hakim olma melekesi kazanır. Fakirlik ve yoksulluğun ne demek olduğunu daha iyi anlar. Bunun sonucu olarak, şefkat, merhamet, başkalarına yardım etme ve insanlara faydalı olma gibi yüce duygular kazanır. Elindeki nimetlerin kadrini bilir, israftan sakınmayı öğrenir. İnsanin manen yükselmesini sağlayan oruç, kişinin iradesini güçlendirir, başkalarına karşı, sevgi, merhamet ve yardim hislerinin gelişmesini temin eder. Akil sahibi ve erginlik cağına gelmiş her sağlıklı müslümanın tutmak zorunda olduğu oruç, bir aydır kamerî aylardan Ramazan ayında tutulur. Zekat: Zekat, dinen zengin sayılan erginlik cağına gelmiş akıl sahibi müslümanların, mallarının belli bir miktarını ki genellikle % 2,5 diğer bir ifade ile kırktabirini seneden seneye fakir müslümanlara vermesidir. Zekat, sözlükte temizlik ve artma anlamlarına gelir. Çünkü günahlardan temizlenmeye ve malın bereketlenmesine vesiledir. İslâm, yoksula yardımı kişinin isteğine bırakmayarak zengin olan herkesin zekat vermesini zorunlu kılmıştır. Çünkü zekat, Allah&#8217;ın zenginlere ihsan ettiği malda, fakirlerin hakkıdır. Zekat, Allah&#8217;ın rızasını kazandıran, kişinin anlayışında, malın, araç olmaktan çıkarak amaç haline gelmesini önleyen, insanda başkalarını düşünme, merhamet ve iyilik gibi güzel duyguları geliştiren ve toplumsal barışı sağlayan bir ibadettir. Hac: İslâm&#8217;ın esaslarından biri olan Hac, hac günlerinde Kabe&#8217;yi ve etrafındaki bazı kutsal yerleri usûlüne göre ziyaret ederek buralarda yapılması gerekenleri yerine getirmektir. Gücü yeten her müslümana ömründe bir defa hac yapmak farzdır. Hac; her yıl, dilleri, renkleri, ülkeleri, kültürleri farklı, fakat hedef ve gayeleri ayni milyonlarca müslümanın bir arada, hep birden ibadet edip Allah&#8217;a yönelmelerini, birbirleri ile tanışıp kaynaşmalarını, müslümanların dertlerini görüşüp ortak çareler üzerinde düşünmelerini sağlar. Hac ibadeti esnasında günlük giysilerinden soyunup ihrama giren müslümanlar, zenginlikle böbürlenmemeyi, insanlar arasındaki eşitliği, ölümü ve öldükten sonra dirilisi unutmamayı fiilen yasar ve öğrenirler. İhramlı için konulan yasaklar, hiç kimseye, hatta haşerelere bile zarar vermeme, yaratıklara şefkat ve merhamet, zorluklara sabretme melekesi kazandırır. Böylece Hac farizasını eda eden kimseler, Allah&#8217;a kulluk vazifelerini ifa etmiş oldukları gibi çevresindekilere yararlı olma, hiç değilse zarar vermeme alışkanlığı kazanmış olur.</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/hizir-aleyhisselam/" title="Hızır aleyhisselam">Hızır aleyhisselam</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/islamiyet%e2%80%99ten-haberi-olmayanlar/" title="İslamiyet’ten haberi olmayanlar">İslamiyet’ten haberi olmayanlar</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/allah%e2%80%99a-inandim-demek-yeter-mi/" title="Allah’a inandım demek yeter mi?">Allah’a inandım demek yeter mi?</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/iman-ve-islam-farkli-midir/" title="İman ve İslam farklı mıdır?">İman ve İslam farklı mıdır?</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2010/02/islam-dini-hakkinda-bazi-temel-bilgiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazret-i Mehdi gelecektir</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/hazret-i-mehdi-gelecektir/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/hazret-i-mehdi-gelecektir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 13:31:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret gününe iman]]></category>
		<category><![CDATA[hanefi]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[mehdi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=616</guid>
		<description><![CDATA[İbni Hacer-i Mekki, (Alamat-i Mehdi), imam-ı Süyuti, (El-bürhan) ve imam-ı Şarani (Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi) kitabında iki yüze yakın, Hazret-i Mehdi’nin alameti bildirilmektedir. Hazret-i Mehdi için hurafe demek, ilme ihanettir, kıyamet alametidir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir: (Kıyamet kopmadan önce, Allahü teâlâ, benim evladımdan birini yaratır ki, ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İbni Hacer-i Mekki, <strong>(Alamat-i Mehdi)</strong>, imam-ı Süyuti, <strong>(El-bürhan)</strong> ve imam-ı Şarani <strong>(Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi)</strong> kitabında iki yüze yakın, Hazret-i Mehdi’nin alameti bildirilmektedir. Hazret-i Mehdi için hurafe demek, ilme ihanettir, kıyamet alametidir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:<br />
<strong>(Kıyamet kopmadan önce, Allahü teâlâ, benim evladımdan birini yaratır ki, ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur. Ondan ö</strong><strong>nce dünya zulümle dolu iken, onun zamanında adaletle dolar.) </strong>[Tirmizi, İ.Asakir]<br />
<strong><br />
(Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacak, buluttan bir melek, </strong>“Bu Mehdidir, sözünü dinleyin” <strong>diyecektir.) </strong>[Ebu Nuaym]<br />
<strong><br />
(Ehl-i beytimden bir zat yeryüzüne hâkim olmadıkça kıyamet kopmaz. Onun alnı açıktır, kemer burunludur. Yeryüzü zulümle dolu iken, o, dünyayı adaletle doldurur. İdaresi yedi yıl sürer.) </strong>[Müslim]<strong></p>
<p>(Eshab-ı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacak ve İsa bunun zamanında gökten inecek ve Deccal ile harb ederken, Mehdi, onunla beraber olacaktır.)</strong> [İ.Süyuti]<br />
<strong><br />
(Yeryüzüne dört kişi malik oldu. İkisi mümin Zülkarneyn ile Süleyman idi. İkisi kâfir, Nemrud ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak, benim evladımdan biri yeryüzüne malik olacaktır.)</strong> [İ.Süyuti]<br />
<strong><br />
(Horasan tarafından gelen siyah sancaklılara katılın. Onların içinde Allah&#8217;ın halifesi Mehdi vardır.)</strong> [Hakim, İ.Ahmed, Deylemi]</p>
<p><strong>(Nasıl helak olur bir ümmet ki, başında ben, sonunda Meryem oğlu İsa ve ortasında da ehl-i beytimden Mehdi vardır.)</strong> [Hâkim, İ.Asakir]<br />
<strong><br />
(Şarktan çıkan bir grup, Mehdi’ye yardım ederler.)</strong> [İbni Mace, Taberani]</p>
<p><strong>(Mehdi çıkınca, Allahü teâlâ ona rahmetini indirir.)</strong> [İ.Ahmed, Hakim]<br />
<strong><br />
(Mehdi bendendir, yeryüzünü hak ve adaletle doldurur.)</strong> [Ebu Davud]</p>
<p><strong>(Dünyayı</strong> <strong>küfür kaplamadıkça Mehdi gelmez.) </strong>[Mekt.Rabbani 2/68]<strong></p>
<p>(Mehdi gelince, bir bereket olacak, ümmetim rahat edecektir.)</strong> [İbni Ebi Şeybe]</p>
<p><strong>(Mehdi bizdendir. Allahü teâlâ onu bir gecede olgunlaştırır.)</strong> [İbni Mace, İ.Ahmed]</p>
<p><strong>(Deccal’ın veya Mehdi’nin geleceğine inanmayan kâfir olur.)</strong> [Favaid-il Ehbar - Şerh’is-Siyer]<br />
<strong><br />
(Mehdi, Kureyşten ve ehl-i beytimdendir.)</strong> [İ.Ahmed, Baverdi]</p>
<p><strong>(Mehdi benim soyumdandır.)</strong> [İbni Mace]</p>
<p><strong>(Mehdi evladı Fatıma’dandır.)</strong> [Ebu Davud, Hakim]<br />
<strong><br />
(Mehdi, amcam Abbas’ın soyundandır.)</strong> [İ.Asakir, Dare Kutni]</p>
<p><strong>(Ya Abbas, senin soyundan bir genç dünyayı adaletle doldurur, İsa ile namaz kılar.) </strong>[Hatib, İbni Asakir, Dare Kutni]</p>
<p>[Burada tenakuz [çelişki] yoktur. Abdülkadir-i Geylani hazretleri anne tarafından seyyid, baba tarafından şerif idi. Hazret-i Mehdi de, Hazret-i Fatıma’nın soyundan bir genç, Hazret-i Abbas’ın soyundan biri ile evlenince, her iki soydan da gelmiş olur.]</p>
<p>Hazret-i Ali, oğlu Hasanı gösterip, &#8220;Bu oğlumun neslinden biri çıkacak, dünyayı adaletle dolduracaktır&#8221; buyurdu. <strong>(Ebu Davud)</strong></p>
<p>Kütüb-i sitteden <strong>Buhari</strong>,<strong> Müslim</strong>,<strong> Ebu Davud</strong>,<strong> İbni Mace</strong>,<strong> Tirmizi </strong>ve diğer hadis âlimlerinin bildirdikleri bu hadis-i şerifleri ve Ehl-i sünnet âlimlerinin açıklamalarını akıl ve iman sahibi hiç kimse inkâr edemez. Tevil etmek de dinimize aykırıdır. Herkes dinin hükümlerini tevil etmeye kalkarsa ortada din diye bir şey kalmaz.</p>
<p>İmam-ı a’zam hazretleri buyuruyor ki:<br />
<strong>(Yecüc ve Mecüc&#8217;ün ortaya çıkması, güneşin batıdan doğması, Hazret-i İsa&#8217;nın gökten inmesi, Deccal’ın ve diğer kıyamet alametlerinin hepsi aynen hadis-i şerifte bildirildiği gibi,</strong> [tevilsiz olarak] <strong>zamanı gelince gerçekleşeceğine inanırız.)</strong> [Fıkhı ekber]</p>
<p><strong>Hazret-i Mehdi gelince<br />
Sual:</strong> Tam İlmihal’deki,<strong> </strong>(Hazret-i Mehdi, ahir zamanda dünyaya gelecektir. İsa aleyhisselamla buluşacak, mezhepleri kaldıracak, yalnız onun mezhebi kalacaktır) ifadesinden kasıt nedir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hazret-i Mehdi geldiğinde, hak mezheplerin hükmü unutulmuş olacak, bid&#8217;at mezhepleri ortalığı kaplayacak, ortada hak bir mezhep kalmayacaktır. Yani mezheplerin doğru bilgileri kalmayacak, sadece isimleri kalıp, din düşmanları veya sapıklar tarafından bu isimler suistimal edilecektir.</p>
<p>Hazret-i Mehdi, ictihad edecek, ictihadı Hanefi mezhebine uygun olacaktır. Zaten İsa aleyhisselamın Hıristiyanlığı yasak ettiği gibi, Hazret-i Mehdi de diğer bozuk fırkaları, bozuk mezhepleri yasak edecektir. Bozuk mezhepleri kaldıracağı için mezhepleri kaldıracak ifadesi kullanılmıştır.</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/allah-birdir-nicin-biz-deniyor/" title="Allah birdir, niçin Biz deniyor">Allah birdir, niçin Biz deniyor</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/pis-borudan-sifa-gelmez/" title="Pis borudan şifâ gelmez">Pis borudan şifâ gelmez</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/cilesiz-hicbir-hizmet-olmaz/" title="Çilesiz hiçbir hizmet olmaz">Çilesiz hiçbir hizmet olmaz</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/namaz-dinin-diregidir/" title="Namaz dînin direğidir">Namaz dînin direğidir</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-efendimizin-isimleri-2/" title="Resulullah efendimizin isimleri">Resulullah efendimizin isimleri</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/hazret-i-mehdi-gelecektir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıyametin büyük alametleri</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/kiyametin-buyuk-alametleri/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/kiyametin-buyuk-alametleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 13:30:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret gününe iman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=614</guid>
		<description><![CDATA[Müslim, İbni Mace, Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani, İbni Cerir ve İbni Hibban’daki hadis-i şerifte, şu on alametin çıkacağı bildirilmiştir: 1- Hazret-i Mehdi gelecek Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Kıyamet kopmadan önce, Allahü teâlâ, benim evladımdan birini yaratır ki, ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur. Ondan önce dünya zulümle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Müslim, <strong>İbni Mace</strong>, <strong>Ebu Davud</strong>, <strong>Nesai</strong>,<strong> Tirmizi</strong>,<strong> İ. Ahmed</strong>,<strong> Taberani</strong>,<strong> İbni Cerir ve İbni Hibban</strong>’daki hadis-i şerifte, şu on alametin çıkacağı bildirilmiştir:<br />
<strong><br />
1- Hazret-i Mehdi gelecek</strong><br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:</p>
<p><strong>(Kıyamet kopmadan önce, Allahü teâlâ, benim evladımdan birini yaratır ki, ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur. Ondan önce dünya zulümle dolu iken, onun zamanında adaletle dolar.) </strong>[Tirmizi]<br />
<strong><br />
(Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacak, buluttan bir melek, </strong>“Bu Mehdidir, sözünü dinleyin” <strong>diyecektir.) </strong>[Ebu Nuaym]<br />
<strong><br />
2- Deccal gelecek </strong><br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(Deccal çıkar, tanrı olduğunu söyler. Onun tanrılığına inanan kâfir olur.)</strong> [İ. E. Şeybe]<br />
<strong><br />
3- Hazret-i İsa gökten inecek:<br />
</strong>Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:</p>
<p><strong>(Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük dedikleri için Yahudileri lanetledik. Onlar İsa’yı öldürmediler, asmadılar da. Öldürülen, kendilerine İsa gibi gösterildi.) </strong>[Nisa 157]</p>
<p><strong>Hazret-i İsa göğe kaldırılmıştır.</strong> (Nisa 158)<br />
<strong><br />
(Elbette o </strong>[Hazret-i İsa’nın Kıyamete yakın gökten inmesi], <strong>Kıyametin yaklaştığını gösteren bilgidir. Sakın bunda şüphe etmeyiniz!) </strong>[Zuhruf 61, Beydavi]</p>
<p>Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:</p>
<p><strong>(İsa, âdil bir hakem olarak gökten inecek, haçı kıracak</strong>, [Hıristiyanlığı kaldıracak]<strong> domuzu öldürecek, </strong>[domuz etini yasaklayacak]<strong> İslam’dan başka şeyi yasaklayacaktır.) </strong>[Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Ebi Şeybe]<br />
<strong><br />
(İsa inince, her yerde sükûn, emniyet meydana gelir. Öyle ki aslanla deve, kurtla kuzu serbestçe dolaşır, çocuklar yılanlarla oynar.) </strong>[Ebu Davud]<br />
<strong><br />
(On alamet çıkmadan kıyamet kopmaz. Biri İsa’nın gökten inmesidir.)</strong> [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İ. Mace, Nesai, İ.Ahmed, Taberani, İ.Hibban, İ. Cerir]<br />
<strong><br />
4- Dabbet-ül-arz çıkacak </strong><br />
Bu husustaki hadis-i şeriflerden birinin meali şöyledir:<br />
<strong>(Dabbet-ül arz, Musa’nın asası ile mümine dokunur, alnına </strong>Cennetlik <strong>yazılır, yüzü nurlanır. Kâfire, Süleyman’ın mührü ile vurur, </strong>Cehennemlik <strong>yazılır, yüzü simsiyah olur.) </strong>[Tirmizi]</p>
<p>Bu hayvandan Kur&#8217;an-ı kerimde de bahsedilmektedir. <strong>(Neml</strong> 82<strong>)</strong><br />
<strong><br />
5- Yecüc ve Mecüc çıkacak </strong><br />
Kur&#8217;an-ı kerimde buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Yecüc ve Mecüc, set yıkılıp her tepeden akın ederler.) </strong>[Enbiya 96]</p>
<p>Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Yecüc ve Mecüc, kıyametin ilk alametlerindendir.) </strong>[İbni Cerir]<br />
<strong><br />
6- Duman çıkacak </strong><br />
Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Gökten bir duman çıkacağı günü gözetle!) </strong>[Duhan 10]</p>
<p>Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
<strong>(Dumanın</strong> <strong>tesiri mümine nezle gibi gelir, kâfire ise çok şiddetlidir.) </strong>[Ebu Davud]<br />
<strong><br />
7- Güneş batıdan doğacak </strong><br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman eder, ama imanı fayda vermez.) </strong>[Buhari, Müslim]</p>
<p>Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Rabbinin bazı âyetleri </strong>[alametleri]<strong> geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imanı fayda vermez.)</strong> [Enam 158]</p>
<p>Âlimler, bu âyetteki alametlerden birinin de güneşin batıdan doğması olarak bildirmişlerdir. Yukarıdaki hadis-i şerif de zaten bunu açıkça bildiriyor.<br />
<strong><br />
8- Ateş çıkacak</strong><br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(Hicazdan çıkan ateş, Basra’daki develerin boyunlarını aydınlatır.) </strong>[Müslim]<br />
<strong><br />
9- Yer batması görülecek</strong><br />
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Doğu, Batı ve Ceziret-ül Arab’da yer batışı görülecek.) </strong>[Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace]<br />
<strong><br />
10- Kâbe yıkılacak</strong><br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<strong><br />
(Bir Habeşli Kâbe’yi tahrip edecektir. Onu şu anda siyah elleri ile Kâbe’nin taşlarını bir bir söker halde görüyorum.)</strong> [Buhari, Müslim]</p>
<h3  class="related_post_title">Tavsiye yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/zekat-borcu-varken/" title="Zekat borcu varken">Zekat borcu varken</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/vekalet-yoluyla-kurban-kesimi/" title="VEKALET YOLUYLA KURBAN KESİMİ ">VEKALET YOLUYLA KURBAN KESİMİ </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/vesvese-kotu-bir-hastaliktir/" title="Vesvese kötü bir hastalıktır">Vesvese kötü bir hastalıktır</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/mallarinizi-zekat-ile-koruyun/" title="Mallarınızı zekat ile koruyun">Mallarınızı zekat ile koruyun</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/peygamberlere-iman-nasil-olmali/" title="Peygamberlere iman nasıl olmalı">Peygamberlere iman nasıl olmalı</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/kiyametin-buyuk-alametleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sakal-ı şerifin kıymeti</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/sakal-i-serifin-kiymeti/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/sakal-i-serifin-kiymeti/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 11:59:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberlere iman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=186</guid>
		<description><![CDATA[Allahü teâlânın âlemlere rahmet olarak gönderdiği, (Habibim) buyurduğu O sevgili Peygamberi övmek, (Her istediğini vereceğim) müjdesi ile şereflenmiş olan o en yüksek Peygamberi vesile etmek, hiç şirk olur mu? Sakal-ı şerife hürmet hiç putçuluk olur mu? Resulullahı, Allahü teâlâ övmüştür. Kendisi de, kendisini överek, Allahü teâlânın kendisine ihsan etmiş olduğu nimetleri saymıştır. Bunları hakikati bildirmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allahü teâlânın âlemlere rahmet olarak gönderdiği, <strong>(Habibim)</strong> buyurduğu O sevgili Peygamberi övmek, <strong>(Her istediğini vereceğim)</strong> müjdesi ile şereflenmiş olan o en yüksek Peygamberi vesile etmek, hiç şirk olur mu? Sakal-ı şerife hürmet hiç putçuluk olur mu?<br />
<span id="more-186"></span><br />
Resulullahı, Allahü teâlâ övmüştür. Kendisi de, kendisini överek, Allahü teâlânın kendisine ihsan etmiş olduğu nimetleri saymıştır. Bunları hakikati bildirmek için söylediğini, yoksa peygamberlik vazifesini yapmamış olacağını defalarca bildirmiştir.</p>
<p>Resulullah efendimizi övmek ibadettir. Eshab-ı kiramın hepsi övmüştür. Bunlardan Hassan bin Sabit ve Kab bin Züheyrin uzun methiyeleri meşhurdur. Kab, kasidesinde çok övmüştü. Resulullah efendimiz, bunu beğenip, Kab’ın kusurunu af buyurup, mübarek hırkasını ona hediye etmişti. Bu hırka-i saadet, şimdi Topkapı sarayındadır.</p>
<p>Uzun zaman Resulullah efendimize hizmetle şereflenen Enes bin Malik, kendisi ile beraber bir sakal-ı şerifin defnolunmasını vasiyet etti. Allahü teâlânın huzuruna sakal-ı şerif ile birlikte çıkmak istedi. <strong>(Buhari)</strong></p>
<p>Peygamber efendimizin, sakal-ı şerifinin mübarek kıllarını, bereketlenmeleri için insanlara verdiği, Kütüb-i sittede yazılıdır. Kadı İyad, diyor ki: Resulullah efendimizin faziletlerinden birisi de şudur ki, Halid bin Velid, başında, sarığı arasında bir sakal-ı şerif taşırdı. Bunu taşıdığı her savaşta zafer kazanırdı. Hâlid, mübarek bir kılı sebebi ile muradına kavuşuyor da, Resulullah efendimizin mübarek zat-ı şerifini vesile ederek Allahü teâlâdan dilekte bulunanlar kavuşmaz olur mu? <strong>(Şif’a)</strong></p>
<p>Çok kıymetli bir itikad kitabı olan <strong>Nur-ül-İslam</strong>’da aynen şöyle buyuruluyor:<br />
Peygamber efendimizin eşyaları ile bereketlenmek, Onun mübarek gözleri önünde yapılmış, sabit bir iştir. Resulullah efendimiz de, bu işi beğenip kabul buyurmuştur. Onun vefatından sonra da bu iş devam etmiştir. Çünkü Allahü teâlâ, Onun kendi eşyalarına, dokunduğu şeylere ve mübarek tenine dokunan şeylere birçok meziyetler vermiştir ki, bunlarla bereketlenilir ve faydalanılır.</p>
<p>Hazret-i Ebu Bekir’in kızı Hazret-i Esma, Peygamber efendimiz hayatta iken giydiği bir cübbe çıkarıp, (Şifa bulmaları için, biz bunu yıkayıp hastalara veriyoruz) dedi.</p>
<p>Abdülkasım bin Me’mun hazretlerinin yanında, Peygamber efendimizin bir çanağı vardı. Bundan su verdiği hastalar şifa bulurlardı. Peygamber efendimiz abdest aldığı zaman, Eshab-ı kiram, Onun abdest suyuna dokunmak ve düşen bir kılını almak için yarışırlar ve bununla bereketlenirlerdi. O da bu hareketlerini kabul buyururdu. Hatta, mübarek başını tıraş ettiği zaman, bereketlenmek için, mübarek saçını, Eshabı arasında paylaştırmasını Ebu Talha hazretlerine emrederdi. <strong>(Buhari)<br />
</strong><br />
Hazret-i Ebu Cuhayfa diyor ki:<strong><br />
(Resulullah efendimiz, öğle sıcağında çıkıp abdest aldı. Oradakiler kalkıp, Onun ellerini tutup, yüzlerine sürdüler. Bir de ben, onun mübarek ellerini tutup yüzümün üstüne koydum. O sıcakta mübarek elleri, kardan daha soğuktu ve miskten daha güzel kokuyordu.) </strong>[Buhari]<br />
(Ellerini tutup yüzlerine sürdüler) ifadesi, faziletli ve salih kimselere dokunarak bereketlenmenin meşru olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Hazret-i Âişe validemiz buyuruyor ki:<br />
<strong>(Resulullah bir yarası olan kimseyi tedavi ederken, işaret parmağını yere koyar ve kaldırıp, “Bismillahi türbetü erdina biriki ba’dina liyüşfa bihi sekimüna biizni Rabbina” derdi.)</strong> [Müslim]</p>
<p>İmam-ı Nevevi buyuruyor ki:<br />
(Hadis-i şerifin manası şöyledir: İşaret parmağını mübarek ağız suyu ile ıslatıp, sonra toprağın yapışması için yere koyar, sonra illetli ve yara olan yere sürer ve bu elini sürerken, Allahü teâlânın ism-i şerifiyle bereketlenmek için bu duayı okurdu.)</p>
<p>Hadis-i şerif kitaplarında, Eshab-ı kiramın Peygamber efendimizin eşya ve eserleriyle; teri, gözyaşı ve ağız suyu ile bereketlendiklerine dair misaller çoktur.</p>
<p>Resulullah efendimizin sakal-ı şerifinin bazı telleri, halifeler, müslüman hükümdarlar tarafından korunmuş ve günümüze kadar gelmiştir. Bir kısmı Osmanlı Sultanlarının hazinelerindedir. Allahü teâlâ, onlara rahmet eylesin.</p>
<p>Bu mübarek tellerden birkaçı, Kuzey Irak’ta Süleymaniye’ye bağlı Halepçe kazasının Beyare nahiyesindedir. Benim gözlerim önünde bunlar vesile edilerek kıtlığın bitmesi ve yağmurun yağması için dua edildi ve hemen bol bol yağmur yağdı.</p>
<p>Düşmanların hücumu esnasında bunlar vesile edilerek dua edilmiş ve müslümanlar, düşmanın şerrinden korunmuşlardır. Bu anlattıklarımız, buralarda yaşayan müslümanlarca malumdur. Bunlarda şüphe etmenin yeri yoktur. Bunlarda şüphe edenler, Yusuf suresinin 93-96. âyet-i kerimelerine baksınlar: <strong>(</strong>[Yusuf aleyhisselam,] <strong>şu gömleğimi götürün de, babamın yüzüne koyun,</strong> [gözleri] <strong>görecek duruma gelir ve bütün ailenizi bana getirin, dedi. Kafile ayrılınca, babaları: “Eğer bana bunamış demezseniz, inanın ben Yusuf’un kokusunu alıyorum” dedi. Çevresindekiler: “Allah’a yemin ederiz ki, sen, hâlâ eski şaşkınlığındasın” dediler. Müjdeci gelip, gömleği Yakub’un yüzüne sürünce, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine Yakub, “Ben size, Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?” dedi.) </strong>[Nur-ül-İslam s.122-125]</p>
<p>Nur-ül-İslam’dan aldığımız bu yazıdan da anlaşılacağı gibi, mübarek eşyalarla bereketlenmek çok güzel bir iştir, putçulukla hiçbir ilgisi yoktur.</p>
<p>Bir misal daha verelim:<br />
Resulullah efendimiz aleyhisselam çarşıya çıkıp, bir entari satın aldı. Giderken gördü ki, bir a’ma oturmuş, (Allah rızası için ve Cennet elbiselerine kavuşmak için, bana kim bir gömlek verir) diyordu. Almış olduğu entariyi buna verdi. A’ma, entariyi eline alınca, misk gibi güzel koku duydu. Bunun, Resulullah efendimizin mübarek elinden geldiğini anladı. Çünkü, Resulullahın bir kere giydiği her şey, eskiyip dağılsa bile, parçaları da misk gibi güzel kokardı. A’ma dua ederek, (Ya Rabbi, bu gömlek hürmetine, benim gözlerimi aç) dedi. İki gözü hemen açıldı. <strong>(Zad-ül Mukvin)</strong></p>
<h3  class="related_post_title">Tavsiye yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/kadinlarin-hacca-gitmesi/" title="Kadınların hacca gitmesi ">Kadınların hacca gitmesi </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/teyemmum/" title="Teyemmüm ">Teyemmüm </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/kuran-i-kerim-dersleri/" title="Kuran-ı Kerim dersleri">Kuran-ı Kerim dersleri</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/ihlas-suresinin-fazileti/" title="İhlas suresinin fazileti ">İhlas suresinin fazileti </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/takvimlerde-farklilik/" title="Takvimlerde farklılık ">Takvimlerde farklılık </a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/sakal-i-serifin-kiymeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıyamette herkes çıplak mı olacak?</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/kiyamette-herkes-ciplak-mi-olacak/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/kiyamette-herkes-ciplak-mi-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 11:30:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret gününe iman]]></category>
		<category><![CDATA[çıplak]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mahşer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Kıyamet ve Ahiret kitabında deniyor ki: Peygamber efendimiz, (Halk kıyamet günü çıplak haşr olunur) buyurunca, Âişe-i Sıddîka validemiz, (O zaman herkes birbirine bakmaz mı?) diye sordu. Peygamber efendimiz, şu mealdeki âyeti okudu: (O gün herkesin kendine göre derdi vardır.) [Abese 37] Yani kıyametin şiddeti ile insanların birbirlerine bakacak halleri kalmaz. Yukarıda bildirilen hadis-i şerife [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong>Sual: Kıyamet ve Ahiret</strong> kitabında deniyor ki: Peygamber efendimiz, <strong>(Halk kıyamet günü çıplak haşr olunur) </strong>buyurunca, Âişe-i Sıddîka validemiz, (O zaman herkes birbirine bakmaz mı?) diye sordu. Peygamber efendimiz, şu mealdeki âyeti okudu: <strong>(O gün herkesin kendine göre derdi vardır.)</strong> [Abese 37] Yani kıyametin şiddeti ile insanların birbirlerine bakacak halleri kalmaz.</div>
<div><span id="more-145"></span><br />
Yukarıda bildirilen hadis-i şerife göre, evliya ve enbiya da çıplak olarak mı haşr edilecektir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Aynı kitabın daha önceki sayfalarındaki ifadeler ise şöyledir:<br />
Peygamber efendimiz, <strong>(Herkes elbisesiz, hepsi çıplak ve sünnetsiz olarak haşr olunur)</strong> buyuruyor. Fakat gurbette elbisesiz olarak vefat etti ise, onlara Cennetten elbise getirilip giydirilir. Şehidler ve sünnet-i seniyyeye, yani dinin emir ve yasaklarına uyup ölenler elbisesiz kalmaz. Çünkü hadis-i şerifte, <strong>(Ölülerinizin kefenlerini bol yapın; çünkü benim ümmetim kefenleriyle haşr olunur. Diğer ümmetler ise çıplaktır) </strong>buyuruldu.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Yukarıdaki ifadelerden, şehidlerin, dinimizin emir ve yasaklarına riayet edenlerin çıplak olmayacakları, elbiseli olacakları anlaşılmaktadır. Dinin emrine uyanlar çıplak olmayacaklarına göre, evliya ve enbiya elbette elbiseli olarak haşr edileceklerdir. Şair diyor ki:<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>Mahşerde insanların çoğu çıplak olacak,<br />
Dine uygun yaşayan örtülü olur ancak.Peygamber efendimiz de buyurdu ki:<br />
<strong>(Kıyamette, yalınayak, başı açık ve sünnetsiz haşrolunur. İlk elbisesi giyilmiş olan İbrahim aleyhisselamdır. Allahü teala, “Dostum İbrahim giyinsin ki, insanlar onun faziletini bilsinler” buyuracaktır. Ondan sonra diğer insanlar, amelleri nispetinde giydirilir.)</strong> [Ebu Nuaym]<br />
</strong></div>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/ilk-insan-ve-ilk-peygamber/" title="İlk insan ve ilk Peygamber">İlk insan ve ilk Peygamber</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/kiyamette-herkes-ciplak-mi-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Herkes ameline göre haşrolur</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/herkes-ameline-gore-hasrolur/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/herkes-ameline-gore-hasrolur/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 11:29:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahiret gününe iman]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[haş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=143</guid>
		<description><![CDATA[Kur&#8217;an-ı kerimde mealen, (Hepiniz bölük bölük gelirsiniz) buyurulmaktadır. (Nebe 18) Peygamber efendimize bu âyet-i kerimenin manası sorulmuş, O da uzun şekilde açıklamıştır. İnsanların yaptığı amellere göre çeşitli şekillerde haşrolunacağı bildirilmiştir. Hadis-i şerifin sonunda buyuruluyor ki: (Maymun suretinde olanlar koğuculuk edenlerdir. Hınzır şeklinde olanlar haram yiyenlerdir. Başı üstü sürünenler, riba yiyenlerdir. Körler, hüküm verirken haksızlık edenlerdir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kur&#8217;an-ı kerimde mealen, <strong>(Hepiniz bölük bölük gelirsiniz)</strong> buyurulmaktadır. (Nebe 18)</p>
<p>Peygamber efendimize bu âyet-i kerimenin manası sorulmuş, O da uzun şekilde açıklamıştır. İnsanların yaptığı amellere göre çeşitli şekillerde haşrolunacağı bildirilmiştir. Hadis-i şerifin sonunda buyuruluyor ki:<br />
<strong><span id="more-143"></span><br />
(Maymun suretinde olanlar koğuculuk edenlerdir. Hınzır şeklinde olanlar haram yiyenlerdir. Başı üstü sürünenler, riba yiyenlerdir. Körler, hüküm verirken haksızlık edenlerdir. Dilsiz ve sağır olanlar, amellerini beğenenlerdir. Dilleri göğüslerine sarkık olanlar, işleri sözlerine uymayan âlimlerdir. El ve ayakları kesik olanlar, komşularını incitenlerdir. Pis kokulu olarak gelenler, içki içen ve zina eden ve zekât vermeyenlerdir. </strong><strong>Katrandan elbise giyenler, insanlara karşı büyüklenip kibirlenenlerdir. Allahü teâlâ hepsinden korusun!)</strong> [Tibyan]</p>
<p>Daha başka şekillerde de hesap yerine gidileceği bildirilmiştir. Burada bildirilenler, günah işleyip de tevbe etmeden ölenler içindir. Tevbe edenler veya sevabı günahından daha fazla olan kimseler o şekilde haşredilmezler.</p>
<p>Akıllı kimse, hiçbir günahı küçük görmemeli, hepsinden kaçmalıdır.</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/islamiyet%e2%80%99ten-haberi-olmayanlar/" title="İslamiyet’ten haberi olmayanlar">İslamiyet’ten haberi olmayanlar</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/amel-imandan-parca-degildir/" title="Amel imandan parça değildir">Amel imandan parça değildir</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/herkes-ameline-gore-hasrolur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
