<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ditib Mimar Sinan Camii Garmisch partenkirchen &#187; İman ve İslam</title>
	<atom:link href="http://hakyolundayiz.net/ditib/garmisch/dogru-iman-bilgileri/iman-ve-islam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hakyolundayiz.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Jul 2010 19:45:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Pis borudan şifâ gelmez</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2010/06/pis-borudan-sifa-gelmez/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2010/06/pis-borudan-sifa-gelmez/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jun 2010 12:13:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[İman ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[itikat]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=1081</guid>
		<description><![CDATA[Allahü teâlânın beğendiği İslâm dînini öğrenmek, Resûlullah efendimizin bildirdiklerine sarılarak dünyâda ve âhirette huzûra, saâdete kavuşmak, ancak Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını veya bunların kitâplarından toplanan İlmihâl kitâplarını okumakla mümkündür. Kur’ân-ı kerîmin hakîkatini, yalnızca Ehl-i sünnet âlimleri anlamış ve binlerce kitâp yazarak bu hakîkatleri bildirmişlerdir. Ehl-i sünnet i’tikâdını ve ilm-i hâlini öğrenmeyen, çocuklarına öğretmeyenler, Müslümânlıktan ayrılmak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="p1">Allahü teâlânın beğendiği İslâm dînini öğrenmek, Resûlullah efendimizin bildirdiklerine sarılarak dünyâda ve âhirette huzûra, saâdete kavuşmak, ancak Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını veya bunların kitâplarından toplanan İlmihâl kitâplarını okumakla mümkündür. Kur’ân-ı kerîmin hakîkatini, yalnızca Ehl-i sünnet âlimleri anlamış ve binlerce kitâp yazarak bu hakîkatleri bildirmişlerdir. Ehl-i sünnet i’tikâdını ve ilm-i hâlini öğrenmeyen, çocuklarına öğretmeyenler, Müslümânlıktan ayrılmak, inkâr felâketine düşmek tehlikesindedir. Resûlullah efendimiz; <strong>(İlim bulunan yerde Müslümânlık vardır. İlim bulunmayan yerde Müslümânlık kalmaz)</strong> buyurmuşlardır.</div>
<div><span id="more-1081"></span></div>
<p>Ölmemek için, yemek, içmek lâzım olduğu gibi, kâfirlere aldanmamak, dinden çıkmamak için de, dînini, îmânını, doğru olarak öğrenmek lâzımdır. Ecdâdımız, her zamân toplanır, ilmihâl kitâplarını okurlar ve böylece dinlerini doğru olarak öğrenirlerdi. Böyle yaparak Müslümân kalmışlar, İslâmiyyetin zevkini almışlar ve bu saâdet ışığını bizlere, doğru olarak ulaştırabilmişlerdir. Bizim de Müslümân kalmamız, çocuklarımızı kurtarmamız için, birinci ve en lüzûmlu çâre, her şeyden önce Ehl-i sünnet âlimlerinin hâzırladığı ilmihâl kitâplarını okumak ve öğrenmektir. Çocuğunun Müslümân olmasını isteyen ana-baba, çocuğuna Kur’ân-ı kerimi, lâzım olan ilmihâl bilgilerini öğretmelidir.</p>
<p>Herkesin bilmesi, yapması gereken kelâm yani îmân, ahlâk ve fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan kitâplara İlm-i hâl kitâpları denir. Dînini bilen, seven ve kayıran mübârek insanların ilm-i hâl kitâplarını alıp, çoluğuna ve çocuğuna öğretmek, her Müslümânın birinci vazîfesidir. Kendilerine din adamı ismini ve süsünü veren câhil, sapık bir kimsenin sözlerinden, yazılarından din öğrenmeye kalkışmak, kendini Cehenneme atmak demektir.</p>
<p>Herkes, hangi sebebe başvurursa, o sebebin vâsıta kılındığı şeye kavuşur. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarını okuyan, Müslümânlığı doğru olarak öğrenir, sever ve iyi bir Müslümân olur. Dinsizlerin arasında yaşayan, onların sözlerini dinleyen, din câhili olur. Din câhillerinin çoğu da, kâfir olur. İnsan hangi yerin vâsıtasına binerse, oraya gider. “Her çömlek, içinde olan şeyi sızdırır” sözü meşhurdur. Gülistâna giden, gül koklar, çöplükte yetişen Ebû Cehil karpuzu, elbette fenâ koku saçar. Resûlullah efendimiz; <strong>(Çöplükte biten gülleri koklamayınız!)</strong> buyurmuştur.</p>
<p>Dünyâda ve âhirette saâdete kavuşmak isteyenler, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarını okumalıdır. İslâmiyyette, çözülemeyecek hiçbir mesele yoktur. Ehl-i sünnet âlimleri, kıyâmete kadar yapılacak olan her işin, her yeniliğin, her buluşun, insanların saâdetleri için kullanılabilmeleri yollarını, Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden çıkarmışlar, kitâplarına yazmışlardır. Kendi akıllarına güvenerek, Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden mânâ, hüküm çıkarmaya kalkışanlar, yanılır, aldanır ve Ehl-i sünnetten ayrılırlar. Ehl-i sünnetten ayrılan da, yâ sapık veyâ kâfir olur. Abdülhâlık Goncdüvânî hazretleri Vasıyyetnâme kitâbında buyuruyor ki:<br />
“Sana vasıyyet eylerim ey oğul ki, her hâlinde ilim, edeb ve takvâ üzere ol! İslâm âlimlerinin kitâplarını oku! Fıkıh ve hadîs öğren! Câhil tarîkatçılardan sakın!”</p>
<p>Netice olarak, okunan kitaba çok dikkat etmelidir. Kitabın içindekilerden daha çok yazarı mühimdir. Zira kalbden çıkanlar, kalblere tesir eder. İtikadı bozuk olan bir kimsenin yazdığı kitabı okuyan, o kitabı yazandan etkilenip itikadı bozulabilir. Din büyükleri; “Pis borudan şifâ gelmez” buyurmuşlardır. Vücûdumuzun gıdâsını almakta dikkat ettiğimiz gibi, rûhumuzun gıdâsını almakta da dikkat etmeliyiz, hatta daha çok dikkatli olmalıyız. Rûhun gıdâsı ilimdir, dindir, ibâdetlerdir. Bedenine bozuk gıdâ alan ölür, rûhuna bozuk gıdâ alan kimse ise, îmânını kaybeder. Yemeğin nasıl ki temiz olmasına dikkat ediyorsak, okuyacağımız kitabı da iyi seçmeliyiz. Kitabı yazan, yazdıklarından önemlidir.</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/namaz-dinin-diregidir/" title="Namaz dînin direğidir">Namaz dînin direğidir</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/allah-birdir-nicin-biz-deniyor/" title="Allah birdir, niçin Biz deniyor">Allah birdir, niçin Biz deniyor</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/cilesiz-hicbir-hizmet-olmaz/" title="Çilesiz hiçbir hizmet olmaz">Çilesiz hiçbir hizmet olmaz</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/receb-ayina-saygili-olmak/" title="Receb ayına saygılı olmak">Receb ayına saygılı olmak</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/05/ayet-el-kursi/" title="Âyet-el kürsi">Âyet-el kürsi</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2010/06/pis-borudan-sifa-gelmez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Müslümanlığı ne demek?</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/turk-muslumanligi-ne-demek/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/turk-muslumanligi-ne-demek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 21:17:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[İman ve İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=76</guid>
		<description><![CDATA[Her milletin âdetleri farklı olabilir; fakat Müslümanlık tektir, tek olması da lazımdır. Bugün Şiî İran’ın ve Vehhabi Suudilerin Müslümanlıkları farklıdır. Bunlar dinlerine, bid’at fırkalarının görüşlerini karıştırmışlardır. Diğer Arap ülkelerinin Müslümanlıklarına da çok bid’at karışmış, sanki farklı bir Müslümanlık meydana gelmiştir. Türkler ise, Müslüman olduklarından itibaren İslamiyet’e doğru olarak hizmet etmişlerdir. Selçuklu ve Osmanlı Türkleri, Ehl-i [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her milletin âdetleri farklı olabilir; fakat Müslümanlık tektir, tek olması da lazımdır. Bugün Şiî İran’ın ve Vehhabi Suudilerin Müslümanlıkları farklıdır. Bunlar dinlerine, bid’at fırkalarının görüşlerini karıştırmışlardır. Diğer Arap ülkelerinin Müslümanlıklarına da çok bid’at karışmış, sanki farklı bir Müslümanlık meydana gelmiştir.<span id="more-76"></span></p>
<p>Türkler ise, Müslüman olduklarından itibaren İslamiyet’e doğru olarak hizmet etmişlerdir. Selçuklu ve Osmanlı Türkleri, Ehl-i sünnet yolundan ayrılmamış ve bid’at ehliyle mücadele etmişlerdir. Türk Müslümanlığı veya Osmanlı Müslümanlığı, bu anlamda, yani Türklerin Ehl-i sünnet yolunda olduklarını anlatmak için söylenebilir. Yoksa, sanki farklı bir dinmiş gibi veya ırk ayrımı yaparak söylemek, hiç uygun olmaz.</p>
<p>İslam tarihinde, Eshab-ı kiramdan sonra İslamiyet’e en büyük hizmeti, Osmanlı Devleti yaptı. Yine Selçuklu hükümdarı <strong>Sultan Alparslan</strong> da, saltanatı müddetince İslam dinine hizmet etti. İslamiyet’i içten yıkmaya çalışan gizli düşmanlara, Bâtıni ve Hurufi hareketlerine karşı çok hassastı. Bunun için, <strong>(Biz temiz Müslümanlarız. Bid’at nedir bilmeyiz. Bu sebepledir ki, Allahü teâlâ, halis Türkleri aziz kıldı)</strong> demiştir. <strong>(Rehber Ansiklopedisi)</strong><br />
<strong><br />
</strong>Bugün ise Türkler, bid’at fırkalarının ve yabancı fikirlerin etkisinde kaldığı için, Osmanlı’nın uyguladığı temiz Müslümanlıktan sapmalar başlamış, mezhepsizlik ortaya çıkmıştır. Yapılacak iş, bid’atlerden uzak durup İslamiyet’i katışıksız yaşamaktır.</p>
<h3  class="related_post_title">Tavsiye yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/kari-kocanin-zekati-ayridir/" title="Karı kocanın zekatı ayrıdır ">Karı kocanın zekatı ayrıdır </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/rahmet-melekleri/" title="Rahmet melekleri">Rahmet melekleri</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/05/ayet-el-kursi/" title="Âyet-el kürsi">Âyet-el kürsi</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/hacca-gorevli-gitmek/" title="Hacca görevli gitmek ">Hacca görevli gitmek </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/abdestin-mekruhlari/" title="Abdestin mekruhları ">Abdestin mekruhları </a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/turk-muslumanligi-ne-demek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hidayet nedir?</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/hidayet-nedir/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/hidayet-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 21:16:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[İman ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[hidayet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=74</guid>
		<description><![CDATA[Hidayet; Hakkı hak, batılı batıl olarak görüp doğru yola girmek, doğru yola iletmek, dalâletten ve batıl yoldan uzaklaşmak, iman etmek, Müslüman olmak, yol gösterici, Kur’an, tevhid gibi anlamlara gelir. Hidayet, doğru yolu gösterme, Allahü teâlânın razı olduğu yolda bulunma, cenab-ı Hakkın insanın kalbinden her sıkıntı ve darlığı çıkarıp, yerine rahatlık, genişlik verip, kendi emir ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hidayet; Hakkı hak, batılı batıl olarak görüp doğru yola girmek, doğru yola iletmek, dalâletten ve batıl yoldan uzaklaşmak, iman etmek, Müslüman olmak, yol gösterici, Kur’an, tevhid gibi anlamlara gelir.<span id="more-74"></span></p>
<p>Hidayet, doğru yolu gösterme, Allahü teâlânın razı olduğu yolda bulunma, cenab-ı Hakkın insanın kalbinden her sıkıntı ve darlığı çıkarıp, yerine rahatlık, genişlik verip, kendi emir ve yasaklarına uymada tam bir kolaylık ihsan etmesi ve kulun rızasını kendi kaza ve kaderine tâbi eylemesi demektir. İhtidanın manası da hidayete erme demektir, yani Müslüman olma, din olarak İslamiyet&#8217;i seçme.</p>
<p>Aşağıdaki âyet meallerinde parantez içinde tefsirlerdeki manaları bildiriliyor:<br />
<strong><br />
(Rabbimiz, her şeye bir özellik veren, sonra da hidayet eden </strong>[doğru yola eriştiren]<strong>dir.) </strong>[Taha 50]<br />
<strong><br />
(Onların hepsini</strong> [İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u] <strong>emrimizle</strong> [vahyimizle] <strong>hidayeti </strong>[doğru yolu; İslamiyet’i]<strong> gösterecek imamlar</strong> [rehberler] <strong>kıldık, kendilerine hayırlı işler yapmayı, namazı doğru kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar</strong> [puta tapmazlardı] <strong>bize ibadet eden kimselerdi.)</strong> [Enbiya 73]<br />
<strong><br />
(Allah, dilediğini doğru yola hidayet eder, iletir.)</strong> [Bekara 213]<strong><br />
</strong><br />
<strong>(</strong>[İman ederek] <strong>hidayeti kabul edenlerin </strong>[Müslümanların]<strong> hidayetlerini </strong>[doğru yoldaki başarılarını, İslamiyet’e uymalarını Allahü teâlâ]<strong> artırmış, onlara kötülükten sakınma çarelerini ilham etmiştir </strong>[açıklamıştır]<strong>.)</strong> [Muhammed 17]<br />
<strong><br />
(Kim Allah&#8217;a inanırsa, Allah onun kalbini hidayete</strong> [doğruluğa, İslamiyet’e] <strong>erdirir.)</strong> [Tegabün 11]<br />
<strong><br />
(Altlarından ırmaklar akan cennet ehli, “Allah&#8217;a hamd olsun ki, bizi, hidayeti ile </strong>[Müslüman yaparak]<strong> buna kavuşturdu. Eğer Allahü teâlâ bize hidayet vermeseydi </strong>[Müslüman yapmasaydı],<strong> kendiliğimizden bu yolu bulamazdık” derler.)</strong> [Araf 43]<br />
<strong><br />
(İman edip salih âmeller işleyenleri, Rableri, imanları sebebiyle altlarından ırmaklar akan nimeti bol Cennetlere hidayet eder </strong>[Cennetlere koyar]<strong>.)</strong> [Yunus 9] <strong></p>
<p>(Ey Resulüm de ki; “Cebrail’e düşman olan, Allah’a düşmandır.” Çünkü o, Kur’anı, Allah’ın izniyle, kendinden önce gelen kitapları doğrulayıcı, bir hidayet </strong>[yol gösterici]<strong> ve müminler için müjdeci olarak senin kalbine indirmiştir.)</strong> [Bekara 97]<br />
<strong><br />
(Biz, hidayeti </strong>[Kur’anı] <strong>dinleyince, Ona iman ettik.)</strong> [Cin 13]<br />
<strong><br />
(Allah</strong>, [kâfirleri dost edinip, kendine]<strong> zulmedenlere hidayet etmez </strong>[doğru yola<strong> </strong>iletmez]<strong>.)</strong> [Maide 51]<br />
<strong><br />
(Dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğine de hidayet eder </strong>[doğru yola, İslamiyet’e<strong> </strong>kavuşturur]<strong>.)</strong> [Fatır 8]<br />
<strong><br />
(Allah, dilediğine hidayet verir </strong>[İslamiyet’e ulaştırır]<strong>, dilediğini dalalette bırakır.) </strong>[İbrahim 4]<br />
<strong><br />
(İhtilaflı şeyleri insanlara açıklayasın ve iman eden bir kavme de hidayet </strong>[doğru yolu gösterici rehber]<strong> ve rahmet olsun diye bu Kitabı sana indirdik.)</strong> [Nahl 64]<br />
<strong><br />
(Allah’a likayı </strong>[kavuşmayı]<strong> inkâr edip de, hidayetten </strong>[doğru yol olan İslamiyet’ten] <strong>uzak kalanlar, elbette en büyük ziyana uğramış olacaklardır.) </strong>[Yunus 45]<br />
<strong><br />
(Hidayet ancak Allah’ın hidayetidir</strong> [Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur]<strong>.)</strong> [Bekara120]<br />
<strong><br />
(İşte onlar, Allah&#8217;ın hidayet verdiği </strong>[İslamiyet’e kavuşturduğu]<strong> kimselerdir.) </strong>[Zümer 18]<br />
<strong><br />
(Hidayete erenlerin</strong> [iman edenlerin, Müslüman olanların] <strong>Allah hidayetlerini</strong> [İslamiyet’e bağlılıklarını] <strong>artırır.) </strong>[Meryem 76, Muhammed 17]<br />
<strong><br />
(Onları hidayete erdirir</strong> [imana kavuşturur]<strong>.)</strong> [Muhammed 5]<br />
<strong><br />
(Onlar hidayet </strong>[doğru yol]<strong> yerine dalaleti satın alanlardır.)</strong> [Bekara 175]</p>
<p><strong>(Allah, Resulünü, hidayet ve hak din, İslamiyet’le gönderdi. İslam dinini, diğer dinler üzerine üstün kıldı.</strong> [Muhammed aleyhisselamın hak] <strong>Peygamber olduğuna şahid olarak Allah yeter.)</strong> [Feth 28]</p>
<h3  class="related_post_title">Tavsiye yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/ibadet-lisani-arabidir/" title="İbadet lisanı Arabidir ">İbadet lisanı Arabidir </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/seferilik-ve-kurban/" title="Seferilik ve kurban ">Seferilik ve kurban </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/resulullah-efendimizi-anmak-ibadettir/" title="Resulullah efendimizi anmak ibadettir">Resulullah efendimizi anmak ibadettir</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/irade-i-cuziyye-nedir/" title="İrade-i cüziyye nedir">İrade-i cüziyye nedir</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/guslu-geciktirmek/" title="Guslü geciktirmek">Guslü geciktirmek</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/hidayet-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölmeden önce Allah’a ulaşmak</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/olmeden-once-allah%e2%80%99a-ulasmak/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/olmeden-once-allah%e2%80%99a-ulasmak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 21:15:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[İman ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=72</guid>
		<description><![CDATA[Hidayet; doğru yol, hak yol, İslamiyet demektir. Zıttı dalalettir. Hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak görüp doğru yola girmek. Dalâletten ve bâtıl yoldan uzaklaşmak, iman etmek, Müslüman olmak demektir. Esma-i hüsnadan olan Hâdi ve Mehdi, hidayet eden, doğru yola ileten demektir. Allah’a ulaşmak diye bir tabir yok, Allah’a kavuşmak tabiri vardır. Bu da ölmeden önce ruhun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hidayet; doğru yol, hak yol, İslamiyet demektir. Zıttı dalalettir. Hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak görüp doğru yola girmek. Dalâletten ve bâtıl yoldan uzaklaşmak, iman etmek, Müslüman olmak demektir.<span id="more-72"></span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span>Esma-i hüsnadan olan Hâdi ve Mehdi, hidayet eden, doğru yola ileten demektir.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Allah’a ulaşmak diye bir tabir yok, Allah’a kavuşmak tabiri vardır. Bu da ölmeden önce ruhun Allah’a ulaşması değildir. Tefsir âlimleri Allah’a kavuşmayı şöyle açıklıyorlar:<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>[Dirilmeyi inkâr edip, hesap için] <strong>Bize kavuşmayı ummayanlar, </strong>[ahiretten gafil oldukları için]<strong> dünya hayatına razı olup </strong>[dünyayı ahirete tercih ederek]<strong> bununla rahatlayanlar ve âyetlerimizden </strong>[Yaratanın varlığını gösteren delillerden] <strong>gafil olanlar, işledikleri </strong>[günahlar]<strong> yüzünden Cehenneme gideceklerdir.) </strong>[Yunus 7-8] (Öldükten sonra Allah’a kavuşmayı inkâr, dirilmeyi inkârdır.)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Hidayet kelimesi geçen âyetlerden bazılarının mealleri:<br />
<strong>(</strong>İnne hüdallahi hüvel hüda =<strong> Allah’ın hidayet yolu </strong>[İslamiyet]<strong> doğru yolun tâ kendisidir.) </strong>Bu âyetin Türkçe’ye uygun tercümesi şöyledir: <strong>(Doğru yol, ancak Allah&#8217;ın yoludur.)</strong> [Bekara120]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>İnnelhüda, hüdallahi =<strong> Doğru yol, şüphesiz Allah’ın yoludur.)</strong> [Al-i İmran 73]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>Ülaikellezine, hedahümullahü =<strong> İşte onlar, Allah&#8217;ın hidayete eriştirdiği </strong>[doğru yola ulaştırdığı]<strong> kimselerdir.) </strong>[Zümer 18]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>Vellezine-h-tedev zadehüm hüda = <strong>Hidayete erenlerin</strong> [Doğru yola girenlerin] <strong>Allah hidayetlerini</strong> <strong>artırır.) </strong>[Muhammed 17]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>Ve men yü’min billahi yehdi kalbehü = <strong>Kim Allah&#8217;a inanırsa, Allah onun kalbini hidayete</strong> [doğruluğa] <strong>ulaştırır.)</strong> [Tegabün 11]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>Ve yezidullahüllezine-h-tedev hüda<strong> = Allah, hidayete </strong>[imana]<strong> kavuşanların hidayetini artırır.)</strong> [Meryem 76]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>Vallahü yehdi men yeşâü ila sıratım müstekîm = <strong>Allah dilediğini doğru yola hidayet eder</strong> [eriştirir.]<strong>) </strong>[Bekara 213]<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>Seyehdihim = <strong>Onları hidayete erdirir</strong> [doğru yola kavuşturur.]) [Muhammed 5]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>Hedena li haza ve ma künna li nehtedi =<strong> Eğer Allah bize hidayet vermeseydi kendiliğimizden hidayete kavuşamazdık.)</strong> [Araf 43]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>(Ülaikellezine-ş-terev-üd-dalate bil hüda = <strong>Onlar doğruluk yerine sapıklığı satın alanlardır.)</strong> [Bekara 175]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>İnneke la tehdî men ahbebte velakinnallahe yehdî men yeşâü = <strong>Sen sevdiğini hidayete eriştiremezsin </strong>[Müslüman yapamazsın],<strong> Allah ise, dilediğine hidayet verir.) </strong>[Kasas 56]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>Vallahü la yehdil kavmezzalimin = <strong>Allah zalimleri hidayete kavuşturmaz.) </strong>[Tevbe 19]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>Leyse aleyke hüdahüm = <strong>Onları hidayete erdirmek senin vazifen değildir.)</strong> [Bekara 272]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Hidayetle ilgili birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
<strong>(Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız, hidayete </strong>[doğru yola]<strong> kavuşursunuz.) </strong>[Darimi, Beyheki, İbni Adiy, Münavi]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[Deylemi]<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>[imana gelmesine]<strong> sebep olan</strong> <strong>Cennete girer.) </strong>[Buhari]<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>[İ. Maverdi]</p>
<p><strong>Hidayet ne demektir?<br />
Sual:</strong> 14 asırdır gelen İslam âlimleri, <strong>hidayet </strong>kelimesini <strong>doğru yol</strong> olarak tercüme etmişlerdir. Hâlbuki <strong>hidayet</strong>, <strong>dünyada Allah’a ulaşmak</strong> demektir. Öyle değil mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Asla öyle değil. Burada bütün İslâm âlimleri suçlanmakta, hâşâ hidayet kelimesine yanlış mana vermekle suçlanmaktadır. Halbuki Allahü teâlâ, <strong>(Bilmiyorsanız âlimlere sorun)</strong> buyuruyor. Peygamber efendimiz, <strong>(Âlimler, benim ve diğer Peygamberlerin vârisleridir)</strong> buyuruyor.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bugüne kadar, hiçbir İslam âlimi, hidayeti Allah’a ulaşmak olarak bildirmemiştir. Dört mezhebin kurucusu (İmam-ı a&#8217;zam, imam-ı Malik, imam-ı Şafii, imam-ı Ahmed) gibi büyük âlimler, mezhepteki büyük âlimler, mesela imam-ı Gazali, imam-ı Rabbani, imam-ı Ebu Yusuf, imam-ı Muhammed, imam-ı Nevevi gibi âlimler, Seyyid Abdülkadir-i Geylani, Cüneyd-i Bağdadi gibi yüzlerce kerameti görülen velilerden hangisi, hidayet kelimesi Allah&#8217;a ulaşmaktır demiştir? Hangi müfessir tefsirinde hidayeti Allah&#8217;a dünyada ulaşmak diye bildirmiştir? Binlerce âlimden biri gösterilemez.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>İslam âlimlerine düşmanlığın sebebi nedir? Sebebi hidayeti İslamiyet olarak bildirmeleri ve dinin emir ve yasaklarını aynen Resulullah efendimizin bildirdiği gibi açıklamaları değil mi? Niye İslam âlimleri ölçü alınmıyor da, sapık kimseler ölçü alınıyor?<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bugüne kadar İslam dini eksik mi geldi? Bazı sapıklar, hocamız gelene kadar İslamiyet eksikti o tamamladı diyorlar. 1400 yıldır İslamiyet eksik mi geldi? Hâşâ Allahü teâlâ mı eksik bildirdi? Hâşâ, Peygamber efendimiz mi eksik bildirdi, eksik mi açıkladı?<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>yol demek değildir. Yani sebil ve sırat demek değildir. Köprü falan değildir. Hidayet = İslamiyet demektir. İslamiyet ise Allahü teâlânın gösterdiği doğru yol demektir. Onun için hidayete doğru yol deniyor. Zıddı da, dalalettir, sapıklıktır.<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>Hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak görüp doğru yola girmek, dalâletten ve bâtıl yoldan uzaklaşmak, iman etmek, Müslüman olmak demektir.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Hidayet, Allah’ın istediği dindir, Allah’ın istediği yoldur. Yol kelimesi bunu güzel açıkladığı için bütün İslam âlimleri yol olarak bildirmişlerdir. Piyasadaki yanlış doğru bütün mealler hidayete, doğru yol anlamını vermişlerdir. Yani İslamiyet demişlerdir. Ulaşmak diye bir ucube meydana getirmemişlerdir.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Hidayet İslamiyet’e girme, İslamiyet’i kabul etmek demektir. İslamiyet ise doğru yoldur. O halde hidayet doğru yol demektir. İki âyet-i kerime meali:<br />
<strong>(Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin. Allahü teâlâ dilediğine hidayet verir.)</strong> [Kasas 56]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[Enam 125]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>İki hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
<strong>(Allahü teâlâ, beni âlemlere rahmet ve hidayet için gönderdi.)</strong> [Ebu Nuaym]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[İ.Adiy]</p>
<p><strong>İmanın şartı yedi değildir<br />
Sual:</strong> (Ruhun Allah&#8217;a ulaştırılmasına inanmak imandır. İmanın şartı 7 dir. Şer Allah’tan değil, nefstendir) demek doğru mudur?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Şer nefisten demek, Allahü teâlânın yaratıcılık sıfatına ortak olanlar var demektir. Allahü teâlâ, günahlarımız sebebiyle bize bela gönderiyor, belayı biz yaratmıyoruz, biz cezaya layık oluyoruz, Allahü teâlâ da ceza veriyor. Allah kullarına zulmetmez.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Allahü teâlâ şöyle buyuruyor:<br />
<strong>(Kendilerine bir iyilik dokununca, &#8220;Bu Allah&#8217;tan&#8221; derler; başlarına bir kötülük gelince de &#8220;Bu senin yüzünden&#8221; derler. Küllün min indillah</strong> [Hepsi Allah’tandır]<strong> de, bunlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar.)</strong> [Nisa 78]<br />
<strong><br />
Sual:</strong> İman hadisinin Arapça’sının sonunda Allah&#8217;a ölmeden önce ulaşmak ifadesi yok mu? Türkçe’ye çevirenler bunu ilave etmemiş mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Yalanın böylesi de hiç görülmemiştir. Ölmeden önce Allah’a ulaşılmaz.<strong><br />
</strong>İman hadisinin Arapça’sı şöyledir:<br />
<strong>(Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsülihi vel Yevmil-ahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-basü badelmevti hakkun. Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü)</strong> [Buhari, Müslim, Nesai]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Şerrihi minallahi teâlâ = Şer de Allah’tandır deniyor. Bu meşhur hadis nasıl inkâr edilir ki?<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Türkçesi de şu:<strong><br />
(Ben Allah’a ve meleklere ve kitaplara ve peygamberlere ve ahiret gününe, </strong>[yani Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana]<strong> ve kadere, hayrın ve şerrin Allah&#8217;tan olduğuna ve ölüme, öldükten sonra dirilmeye iman ettim. Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın Onun kulu ve resulü olduğuna şehadet ederim.) </strong>[Buhari, Müslim, Nesai]<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Yunus 7-8 de, Eğer kişi Allah&#8217;a ulaşmayı dilemezse ateşe gider denmiyor mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Tefsir âlimleri Allah’a kavuşmanın ne demek olduğunu şöyle açıklıyorlar:<br />
<strong>(</strong>[Dirilmeyi inkâr edip, hesap için]<strong> Bize kavuşmayı ummayanlar,</strong> [ahiretten gafil olduklarından dolayı] <strong>dünya hayatına razı olup </strong>[dünyayı ahirete tercih ederek]<strong> bununla rahatlayanlar ve</strong> <strong>âyetlerimizden </strong>[Yaratanın varlığını gösteren delillerden] <strong>gafil olanlar,</strong> <strong>işledikleri </strong>[günahlar] <strong>yüzünden Cehenneme gideceklerdir.) </strong>[Yunus 7-8] (Öldükten sonra Allah’a kavuşmayı inkâr, dirilmeyi inkârdır. Ölmeden önce Allah’a kavuşulmaz.)<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Nisa 79 da <strong>hayır</strong> <strong>Allah&#8217;tan, şer nefsinizdendir</strong> buyuruluyor mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hâşâ nefsimiz yaratıcı değildir, şerri de yaratamaz, hayrı da. Her şeyin yaratıcısı yalnız Allahü teâlâdır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.)</strong> [Zümer 62, Mümin 62]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Sizi de, işlerinizi de yaratan Allah’tır.)</strong> [Saffat 96]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Rabbin, kendi istediğini yaratır, dilediğini seçer. Onların seçim hakkı yoktur.)</strong> [Kasas 68]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Kul belayı hak ederse, Allahü teâlâ da ona bela gönderir. İşte bir âyet meali:<br />
<strong>(Başınıza gelen bir bela, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. </strong>[Bununla beraber]<strong> Allah çoğunu affeder.)</strong> [Şura 30]<br />
(Demek ki bela, günahlarımız yüzünden gönderiliyor. Ama gönderen yine Allah’tır. Âyetin devamında, Allah çoğunu affeder deniyor. Demek ki belayı gönderen Odur, çoğunu da affediyor.)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Sana gelen her iyilik, Allah’ın </strong>[bir ihsanı olarak]<strong> gelmekte, her kötülük de </strong>[günahlarına karşılık olarak]<strong> kendinden gelmektedir.)</strong> [Nisa 79]<br />
(Bundan önceki âyette, <strong>Şerri de Allah yaratır</strong> buyuruluyor. Bu âyette ise, günahlarınız yüzünden kötülük geliyor buyuruluyor. Ama gönderen, kötülüğü yaratan yine Allahü teâlâdır.)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
<strong>(Kaderin, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmayan mümin değildir.)</strong> [Tirmizi]</p>
<p><strong>Allah’a kavuşmayı inkâr<br />
Sual:</strong> Kur’anda <strong>(Allah’a kavuşmayı inkâr eden kâfir olur)</strong> deniyor. Allah’a kavuşmak nedir? İmanın şartı 7’dir diyenler, (Allah’a dünyada kavuşmayı kabul etmeyen kâfirdir) diyorlar. Bu ne demektir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Din yeni gelmedi. Dinde bilinmeyen bir husus yoktur. Dinin sahibi var, Peygamberi var. Onların emir ve yasakları var. Allah Resulünü devreden çıkarmak, Onun bildirdiklerine inanmamak, açıklamalarını beğenmemek dinsizliktir.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Allah’a kavuşmanın ne demek olduğunu, Resulullah ve Onun vârisleri şöyle açıklıyor:<br />
Allah’a kavuşmayı inkâr etmek, dirilmeyi inkârdır, Cenneti, Cehennemi, yani ahireti inkârdır. Allah’ın manevi huzuruna çıkmayı inkârdır.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Likaullah yani Allah kavuşmakla ilgili bazı âyet mealleri şöyledir:<br />
(Köşeli parantez içindeki açıklamalar <strong>Beydavi</strong>,<strong> Celaleyn</strong>,<strong> Medarik</strong>,<strong> Kurtubi</strong> gibi muteber eserlerden alınmıştır.)<br />
<strong><span style="font-size: xx-small;"><br />
</span>(Allah’a </strong>[Rahmetini umup azabından korkarak, Onun rızasına]<strong> kavuşmak isteyen, bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit </strong>[ahiret]<strong> elbette gelecektir.) </strong>[Ankebut 5] (Kavuşma günü ahirettir.)<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[ahirette]<strong> Ona kavuşacaksın.)</strong> [İnşikak 6] (Hayır ve şer ne yaptıysan kıyamette onların karşılığına kavuşacaksın [Beydavi])<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[kıyamet gününe]<strong> kavuşacağınızı unuttuğunuz </strong>[inkâr ettiğiniz]<strong> gibi, biz de bugün </strong>[Kıyamet günü]<strong> sizi unuturuz </strong>[Cezalandırırız].<strong> Yeriniz ateştir, yardımcılarınız da yoktur</strong>. [Sizi Cehennem azabından hiç kimse kurtaramaz]<strong>)</strong> [Casiye 34]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[inanmayışınızın]<strong> cezasını şimdi görün. İşte biz de sizi unuttuk </strong>[Azaba maruz bıraktık],<strong> yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın!)</strong> [Secde 14] (Ahiret gününe kavuşmayı inkârın, dirilmeyi inkâr olduğu bildiriliyor.)<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[dirilmeyi] <strong>yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince onlar, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak, </strong>&#8220;Dünyada yaptığımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize&#8221;<strong> derler. Bakın yüklendikleri günah ne kötüdür.) </strong>[Enam 31]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>“[Ölüp]<strong> toprakta kaybolduğumuz zaman, gerçekten biz yeniden yaratılacak mıyız” derler. Doğrusu onlar Rablerine kavuşmayı </strong>[dirilmeyi]<strong> inkâr ediyorlar.) </strong>[Secde 10] (Allah’a kavuşmayı inkârın, dirilmeyi inkâr olduğu bildiriliyor.)<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[Bekara 45,46] (<strong>Allah’tan geldik, Ona döneceğiz</strong> âyetinde olduğu gibi, burada da Ona dönmekten kasıt dirilmektir, Ona kavuşmak da manevi huzuruna çıkmaktır.)<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>[ahiret] <strong>için hazırlıklı olun, Allah&#8217;tan sakının. Ona, hiç şüphesiz kavuşacağınızı </strong>[dirilerek manevi huzuruna çıkacağınızı] <strong>bilin, bunu inananlara müjdele.) </strong>[Bekara 223]<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>[Onun rahmetine, yardımına] <strong>kavuşacağını bilenler ise: “Nice az topluluk çok topluluğa Allah’ın izniyle üstün gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir” dediler.) </strong>[Bekara 249]<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong><br />
</span>[Dirilmeyi inkâr edip, hesap için]<strong> Bize kavuşmayı ummayanlar, </strong>[ahiretten gafil olduklarından dolayı] <strong>dünya hayatına razı olup</strong> [dünyayı ahirete tercih ederek]<strong> bununla rahatlayanlar ve âyetlerimizden</strong> [Yaratanın varlığını gösteren delillerden]<strong> gafil olanlar, işledikleri</strong> [günahlar]<strong> yüzünden Cehenneme gideceklerdir.)</strong> [Yunus 7,8]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[ahireti, dirilmeyi inkâr edenleri]<strong> biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.) </strong>[Yunus 11] (Ayrıca, bu âyette hayrın ve şerrin Allah’tan olduğu bildiriliyor.)<strong><br />
<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span>(Allah, bütün işleri idare eder, âyetleri tafsilatlı olarak beyan eder, tâ ki Rabbinize kavuşacağınızı kesin olarak bilesiniz.) </strong>[Rad 2] (Öldükten sonra dirilmek ve ahiret hayatı var.)<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>[Ankebut 23]<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>[Rum 8] (Ölümden sonra dirilmeyi inkâr edenler var deniliyor.)<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>[kâfirler]<strong> Rablerine kavuşma </strong>[öldükten sonra dirilme]<strong> konusunda şüphe içindedirler.) </strong>[Fussilet 54] (Burada da Allah’a kavuşmak dirilmek demektir.)<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[Yunus 45]<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>[Ahirette Onun rızasına]<strong> kavuşmayı arzu eden kimse, salih amel işlesin ve Rabbine kullukta hiçbir şeyi ortak koşmasın.) </strong>[Kehf 110]<span style="font-size: xx-small;"><strong><br />
</strong><br />
</span>Şimdi de Allah’a kavuşmak hususunda Resulullah efendimizin açıklamalarına bakalım:<br />
<strong>(Hastalıktan dolayı sızlayan mümine hayret ederim. Eğer hastalıktaki mükâfatı bilseydi, ölüp, Allah’a kavuşuncaya kadar hasta kalmak isterdi.) </strong>[Taberani]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[kavuşana]<strong> Cennet vacib olur. Allah’a şirk koşarak mülaki olana da Cehennem vacib olur.) </strong>[Hâkim]<strong> </strong>(Demek ki kâfir olan da Allah’a kavuşuyor, yani diriliyor.)<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[kıyamete]<strong> kadar böyle devam eder.) </strong>[Müslim]<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>[ahirette],<strong> Allah da onu hoş görüp, affetti.) </strong>[Buhari<span style="font-size: xx-small;"><span style="font-size: x-small;">]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span></span></span><strong>(Mümin için, Allah’a kavuşmadan </strong>[ölmeden],<strong> rahat yoktur.) </strong>[Müslim]<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>[ahirete] <strong>kadar sahibinin işlediği hiçbir günah onu silmez ve o, söylediği gibi mühürlü olarak kalır.) </strong>[Taberani]<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>[ahirete] <strong>kadar.) </strong>[Hâkim]<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>[ahirete] <strong>kadar kendisine yetecek az rızka sabreden, kulluk vazifesini güzel bir şekilde yerine getiren, halk arasında fazla tanınmayan, musibeti dünyada iken verilen, mirası ve ardından ağlayanı az olan kimsedir.) </strong>[Tirmizi, İbni Mace]<span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>[ahirete]<strong> kadar dünyadan ihtiyaç bağlarımı kopar.) </strong>[Ebu Nuaym]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[Ebu Davud]<span style="font-size: xx-small;"><span style="font-size: x-small;"><span style="font-size: xx-small;"><strong></p>
<p></strong>[İ. Ahmed]<br />
<strong><br />
(Allahü teâlâ buyurdu ki: Oruçlunun iki sevinci vardır. Biri iftar zamanı, diğeri orucu ile bana kavuştuğu zaman.) </strong>[Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[kıyamete]<strong> kadar böyle devam eder.) </strong>[Buhari]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[Buhari, Müslim, Tirmizi, Darimi]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Âişe validemiz bildirir:<br />
Resulullah, <strong>“Kim Allah’a kavuşmak isterse, Allah da ona kavuşmak ister. Kim Allah’a kavuşmak istemezse, Allah da ona kavuşmak istemez”</strong> buyurdu.<strong> </strong>[Âişe validemiz, Allah’a ancak ölmekle kavuşulacağını bildiği için] Ya Resulallah, ölümü sevmediği için mi kavuşmak istemez? Eğer öyle ise hepimiz ölümü sevmeyiz, dedim. Resulullah buyurdu ki:<br />
<strong>(Hayır, öyle değil. Mümine Allah’ın rahmeti, rızası ve Cenneti müjdelendiği zaman Allahü teâlâya kavuşmak ister </strong>[ölüm ona kötü gelmez]<strong>; işte o zaman Allah da ona kavuşmak ister. Kâfire Allah’ın azabı, gazabı haber verildiği zaman Allah’a kavuşmaktan hoşlanmaz; Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.)</strong> [Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, İbni Mace]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Bu hadis-i şeriflerin hepsi de, Allah’a kavuşmanın, dirildikten sonra Allah’ın manevi huzuruna çıkmak olduğunu bildirmektedir. Tek istisnası yoktur.<br />
</span>(Allahü teâlâ buyurdu: Bana kavuşmak isteyen kuluma ben de kavuşmak isterim. Bana kavuşmaktan hoşlanmayandan ben de hoşlanmam.) </span>(Her gün bir öncekinden kötü olur. Rabbinize kavuşana </span></span></span>(Allahü teâlâ, kıyamette Müslümanlara, “Bana kavuşmayı arzu eder miydiniz?” buyurur. Onlar “Evet” derler. Allahü teâlâ, “Niçin” diye sorar. Onlar, “Affını umardık” derler. Allahü teâlâ, “Ben de sizi affettim” buyurur.) </span>(Hiç kimsenin bende bir hakkı olmadığı halde Rabbime kavuşmak isterim.)</span>(Allah’ım, sana kavuşana </span>(En çok gıpta edilen mümin, yükü hafif olan, namazını doğru kılan, Allah’a kavuşuncaya </span>(Bela müminin bedeninde, malında ve evladında devam eder. Tâ ki üzerinde hiç bir günah kalmadan Allah’a kavuşuncaya </span>(Bir Müslüman, “Sübhanallahi ve bihamdihi ve estağfirullah ve etübü ileyh” derse, bu söz arşa asılır ve o kimse Allah’a kavuşuncaya </span>(Bir tüccar, alacaklarını tahsil eden adamına, “Borcunu veremeyecek fakirden alma, onu hoş gör” derdi. Allah’a kavuşunca </span>(Müslümanın her iyiliği için, on katından yedi yüz katına kadar sevap yazılır. Her günahı için ise bir misli yazılır. Allah’a kavuşuncaya </span>(Allahü teâlâya ihlâsla ibadet eden ve şirk koşmadan Ona mülaki olana </span>(Rabbine </span>(Allah onları toplayacağı günde, sanki onlar dünyada gündüz bir parça kalmışlar da aralarında tanışıyorlarmış gibi olacak. Allah&#8217;ın huzuruna çıkacaklarını inkâr edip de, hidayete kavuşmayanlar, elbette en büyük ziyana uğramış olacaklardır.) </span>(Elbette onlar </span>(Kendi kendilerine, Allah’ın, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak olarak ve belli bir süre için yarattığını hiç düşünmediler mi? İnsanların birçoğu, Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr ediyorlar.) </span>(Allah’ın âyetlerini ve Ona kavuşmayı inkâr edenler, rahmetimden ümitlerini kesenlerdir. Onlar için acıklı azap vardır.) </span>(Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı ummayanları </span>(Allah’a </span>(İstikbal </span>(Sabır ve namazla Allah’a sığınıp yardım isteyin; Rablerine kavuşacaklarına, Ona döneceklerine inanan ve Allah’tan korkanlardan başkasına namaz elbette ağır gelir.) </span>(</span>(Allah&#8217;a kavuşmayı</span>(Bu güne kavuşmayı unutmanızın </span>(Denilir ki: Bu güne </span>(Ey insan, sen Rabbine çalışıp çabalarsın, sonunda </span>(Hidayet benim elimde değildir. Şeytan da Allahü teâlânın yasak kıldığı şeyleri süslü, cazip gösterir. Saptırmak da onun elinde değildir.) </span>(Allah, kime hidayet etmek isterse, onun göğsünü İslamiyet için genişletir.) </span>Hidayet;</span>Hidayet</span>(Hidayete kavuşturmak, dalaletten uzaklaştırmak için çalışan salih âlimlerin sohbetinde bulunun.) </span>(Birinin hidayetine </span>(Rabbim vahyetti ki: Ey Resulüm, Eshabın gökteki yıldızlar gibidir. Bazısı daha parlaktır. Onlardan birine uyan hidayet üzeredir.) </span>(</span>(</span>(</span>(</span>(</span>(</span>(</span>(</span>(</span>(</span>(</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/allah-birdir-nicin-biz-deniyor/" title="Allah birdir, niçin Biz deniyor">Allah birdir, niçin Biz deniyor</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/islamiyet%e2%80%99ten-haberi-olmayanlar/" title="İslamiyet’ten haberi olmayanlar">İslamiyet’ten haberi olmayanlar</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/zerre-iman-ne-demek/" title="Zerre iman ne demek?">Zerre iman ne demek?</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/allah%e2%80%99a-inandim-demek-yeter-mi/" title="Allah’a inandım demek yeter mi?">Allah’a inandım demek yeter mi?</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/allah-var-demek-yeter-mi/" title="Allah var demek yeter mi?">Allah var demek yeter mi?</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/olmeden-once-allah%e2%80%99a-ulasmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnanmak ihtiyaç mı?</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/inanmak-ihtiyac-mi/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/inanmak-ihtiyac-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 21:14:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[İman ve İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[Bazı felsefeciler (İnsanda tapma ihtiyacı vardır. Bunun için de, ateşe, güneşe, puta tapanlar olmuştur) diyorlar. İşin aslı ise şöyle: Allahü teâlâ, insana, iyiyi kötüden, hakkı bâtıldan ayırması için akıl vermiştir. Akıl, bir şeyin kendiliğinden olduğunu kabul etmez. Her şeyi bir sebebe bağlar. İnsanın ve insandaki organların ve tabiattaki düzenin yerli yerince yaratılmasını tesadüf olarak kabul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="560" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div id="p1">Bazı felsefeciler (İnsanda tapma ihtiyacı vardır. Bunun için de, ateşe, güneşe, puta tapanlar olmuştur) diyorlar. İşin aslı ise şöyle:<br />
Allahü teâlâ, insana, iyiyi kötüden, hakkı bâtıldan ayırması için akıl vermiştir. Akıl, bir şeyin kendiliğinden olduğunu kabul etmez. <span id="more-70"></span>Her şeyi bir sebebe bağlar. İnsanın ve insandaki organların ve tabiattaki düzenin yerli yerince yaratılmasını tesadüf olarak kabul edemez. Bunun gibi tabiatta bulunan canlı cansız her şeyin, bir yaratıcı tarafından yaratıldığını ister istemez kabul eder.</p>
<p>İnsanın kendi başına Allah’ı tanıması zor, hatta imkânsızdır. Tarih boyunca, Allahü teâlânın gönderdiği bir rehber olmadan, insan; kendisini yaratan büyük kudret sahibinin var olduğunu, aklı ile anladı. Fakat Ona giden yolu bulamadı.</p>
<p>İnsanlar, yaratıcıyı önce etraflarında aradı. Kendilerine en büyük faydası olan güneşi, yaratıcı sanıp, ona tapmaya başladılar. Sonra büyük tabiat güçlerini, fırtınayı, ateşi, kabaran denizi, yanardağları ve benzerlerini gördükçe, bunları yaratıcının yardımcıları zannettiler. Herbiri için bir suret, alamet yapmaya kalktılar. Bundan da putlar doğdu. Böylece, çeşitli putlar çıktı. Bunların gazabından korktular ve onlara kurbanlar kestiler. Hatta, insanları bile bu putlara kurban ettiler. Her yeni olay karşısında, putların miktarı da arttı. İslamiyet’in başında Kâbe’de 360 put vardı.</p>
<p>Kısacası insan; Bir, ezeli ve ebedi olan Allahü teâlâyı kendi başına bir türlü tanıyamadı. Bugün bile güneşe ve ateşe tapanlar vardır. Bunlara şaşmamalı! Çünkü rehbersiz karanlıkta doğru yol bulunamaz.</p>
<p>Kur’an-ı kerimde, <strong>(Biz, peygamber göndermeden önce azap yapıcı değiliz)</strong> buyuruldu.(İsra 15)</p>
<p>Allahü teâlâ; kullarına verdiği akıl ve düşünme kuvvetinin nasıl kullanılacağını onlara öğretmek, kendi birliğini onlara tanıtmak ve iyi işleri kötü, zararlı işlerden ayırmak için, dünyaya peygamberler gönderdi. Peygamberler en büyük rehberlerdir. <strong>Ruh-ul beyan</strong>’da, Zümer suresinin, <strong>(Allah’tan başkasını dost edinenler,</strong> “Biz bunlara bizi Allah’a yaklaştırmaları için, bize şefaat etmeleri için tapınıyoruz<strong>” derler)</strong> mealindeki 3. âyetinin tefsirinde deniyor ki:</p>
<p>(İnsan, kendisinin ve her şeyin yaratıcısını tanımaya elverişli olarak, yaratılmıştır. Yaratıcısına ibadet etmek ve Ona yaklaşmak arzusu, her insanda vardır. Fakat böyle elverişli olmanın ve bu isteğin kıymeti yoktur. Çünkü, nefs, şeytan ve kötü arkadaş, insanı aldatarak [yaratana ve kıyamete inanmayan birer dinsiz veya] müşrik yaparlar. Müşrik, Allahü teâlâya yaklaşamaz. Onu tanıyamaz. Şirkten uzaklaşıp, tevhide sarılarak hasıl olan tanımak, kıymetlidir. Bunun alameti, peygamberlere ve kitaplarına inanmak ve bunlara uymaktır. İnsan, Allahü teâlâya ancak böyle yaklaşabilir.)</p>
<p>Zâriyat suresinin, <strong>(İnsanları ve cinni, bana ibadet etmeleri için yarattım)</strong> mealindeki 56. âyet-i kerimesindeki (ibadet etmeleri için) ifadesi, (beni tanımaları için) demektir. Yani, Allahü teâlâyı tanımak, inanmak için yaratıldık. Hadis-i kudside, <strong>(Tanınmak için her şeyi yarattım)</strong> buyurması, <strong>(Onların beni tanımakla şereflenmesi için)</strong> demektir.</p>
<p>Peygamber efendimiz, ilmin inceliklerini soran bedeviye, <strong>(İlmin başını öğrendin mi?) </strong>diye sordu. O da, (İlmin başı ne ki?) dedi. Bedeviye, <strong>(İlmin başı, Allah’ı tanımaktır. Bu da Onun; misli, benzeri, zıddı, dengi, eşi olmadığını, vâhid, evvel, ahir, zâhir ve bâtın olduğunu bilmektir) </strong>buyurdu.<br />
<strong><br />
Huzura kavuşmak için<br />
</strong>Yalnız maddiyata inanan kimselerin çok defa dertlerine çare bulamadıklarını, intihara kadar gittiklerini görüyor ve okuyoruz. Yalnız maddeye inanan kimseler, çok kereler dertlerine çare bulamayıp, ümitsizliğe kapılmaktadır. Bu, onların ruhlarının boş kalmasından ileri gelmektedir. İnsanın ruhu da, bedeni gibi gıdaya muhtaçtır. Bu da, ancak iman etmekle mümkündür ve Allahü teâlânın yolunu ancak din gösterir. Allahü teâlâyı inkâr edenler bile, muhakkak bir gün bu ihtiyacı duyarlar.</p>
<p>Ünlü Rus yazarı Soljenitsin, Amerika’ya yerleştiği zaman, kendisinin büyük sıkıntılardan, ruhi bunalımlardan kurtulacağını zannetmişti. Bir gün bir üniversitede Amerika gençlerini başına toplayarak onlara şöyle hitap etmişti:</p>
<p>(Ben buraya gelince, çok bahtiyar olacağımı sanmıştım. Ne yazık ki, burada da büyük bir boşluk hissediyorum. Çünkü siz, artık maddenin esiri olmuşsunuz. Evet, burada hürriyet var, herkes istediğini yapıyor; fakat ancak maddeye önem veriyor. Ruhları bomboş. Hâlbuki insanı hakiki insan yapan, onun tekâmül etmiş [gelişmiş], temizlenmiş ruhudur. Size tavsiyem şudur: Ruhunuzu geliştirmeye, güzelleştirmeye bakın! Ancak o zaman, ülkenizde bulunan ve sizi de üzen çirkinlikler yok olmaya başlar. Dine önem verin! Din, insan ruhunun gıdasıdır. Dinine bağlı insanlar, her işte sizin en büyük yardımcınız olacaktır; çünkü onları Allah korkusu doğru yoldan ayırmaz. Sizin en büyük güvenlik teşkilatınız bile, herkesi gece gündüz kontrol edemez. İnsanları kötülükten alıkoyan polis gibi, onların duyduğu Allah korkusudur.)</p></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h3  class="related_post_title">Tavsiye yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/herkes-ameline-gore-hasrolur/" title="Herkes ameline göre haşrolur">Herkes ameline göre haşrolur</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/nefsin-hevasina-uymak/" title="Nefsin hevasına uymak">Nefsin hevasına uymak</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/kiyametin-buyuk-alametleri/" title="Kıyametin büyük alametleri">Kıyametin büyük alametleri</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/cemaatle-namaz/" title="Cemaatle namaz ">Cemaatle namaz </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/emali-kasidesi-2/" title="Emali kasidesi">Emali kasidesi</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/inanmak-ihtiyac-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşırı dincilik</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/asiri-dincilik/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/asiri-dincilik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 21:13:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[İman ve İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=68</guid>
		<description><![CDATA[Her eserin bir sahibi vardır. Ayın, güneşin, yıldızların, gezegenlerin, bitkilerin, hayvanların ve insanların kendi kendine tesadüfen olduğunu söylemek kadar büyük ahmaklık olur mu? Doğruyu, iyiyi, güzeli, ateiste söylesek, faydası olur mu? Kesinlikle olmaz. Çünkü Kur’an-ı kerimde, onların hakkı işitemeyecekleri, doğruyu göremeyecekleri, gerçekleri söyleyemeyecekleri açıkça bildiriliyor. Bir âyet-i kerime meali: (Kâfirler sağır, dilsiz ve kör oldukları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her eserin bir sahibi vardır. Ayın, güneşin, yıldızların, gezegenlerin, bitkilerin, hayvanların ve insanların kendi kendine tesadüfen olduğunu söylemek kadar büyük ahmaklık olur mu?<span id="more-68"></span><br />
Doğruyu, iyiyi, güzeli, ateiste söylesek, faydası olur mu? Kesinlikle olmaz. Çünkü Kur’an-ı kerimde, onların hakkı işitemeyecekleri, doğruyu göremeyecekleri, gerçekleri söyleyemeyecekleri açıkça bildiriliyor. Bir âyet-i kerime meali:<br />
<strong>(Kâfirler sağır, dilsiz ve kör oldukları için, akledemezler.)</strong> [Bakara 171]</p>
<p>Yani hakkı işitmedikleri için sağır, doğruyu söylemedikleri için dilsiz, gerçeği görmedikleri için kördürler. <strong>(Beydavi)<br />
</strong><br />
Dinci, din ticareti yapan, din alıp din satan kimseye denir. Dinin emrine uyana ise, Müslüman denir. Namaz kılan, kapanan kimse Müslüman’dır, dinci değildir. Ateistler, Müslümanlara Müslüman diye değil, dinci yaftası takarak hakaret ederler. Onlara dinci ne diye sorulsa, Müslümanı tarif ederler. Yani namaz kılar, oruç tutar, içki içmez derler. Dinci Müslüman olduğuna göre, ateist, niye açıkça, Müslümanlık kötüdür demiyor da, dincilik kötü diye saldırıyor? Eğer ona göre dinci, dinin emirlerine uyup yasaklarından kaçan kimse ise, aşırı dinci diye niye hücum ediyor? Aşırı dinci, dinin emrine daha iyi sarılan kimse olur. Din iyi ise dincilik iyidir, aşırısı daha iyidir. Din kötü ise, dincilik de kötüdür, aşırısı daha kötü olur. Demek ki Müslümanlığı kötülemek için, aşırı dinci tabiri kullanılıyor. Onların kafasındaki Müslüman, dinin hiçbir emrine uymayan, yasak ettiği hiçbir şeyden kaçmayan kimsedir.</p>
<p>Kalbin nasıl temiz olacağını her şeyi yoktan yaratan Allahü teâlâ ve onun Resulü [elçisi] bildiriyor. Onların bildirdiklerine uygun yaşayanın kalbi temiz, onların emirlerine uymayanın kalbi pistir. Günah işlemek, kalbin bozuk olmasının alametidir. Namaz kılmamak veya açık gezmek gibi günah işleyenlerin, <strong>(Sen, kalbe bak, kalbim temizdir)</strong> demeleri çok yanlıştır. Allahü teâlânın Resulü buyuruyor ki:</p>
<p><strong>(Günah işleyenin kalbinde siyah bir nokta oluşur. Tevbe ederse, o leke silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür kalbi kaplar, kalb, kapkara </strong>[kirli, pis]<strong> olur.)</strong> [Haraiti]</p>
<p><strong>(Günaha devam edenin kalbi mühürlenir. O, artık sevab işleyemez olur.)</strong> [Bezzar]</p>
<p><strong>(Kalb bozuk olunca, bedenin işleri de hep bozuk olur.)</strong> [Beyheki]</p>
<p>Burada bildirilen kalb, Müslüman olduğu halde, günahlardan kaçmayan kimsenin kalbidir. Bir hadis-i şerif meali:<strong><br />
(Müminin kalbi temiz, kâfirin kalbi simsiyahtır.)</strong> [Taberani]</p>
<h3  class="related_post_title">Tavsiye yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/kadinlarin-hacca-gitmesi/" title="Kadınların hacca gitmesi ">Kadınların hacca gitmesi </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/iki-namazi-cem-etmek-birlestirmek/" title="İki namazı cem etmek (birleştirmek) ">İki namazı cem etmek (birleştirmek) </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/ibadet-lisani-arabidir/" title="İbadet lisanı Arabidir ">İbadet lisanı Arabidir </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/olmeden-once-allah%e2%80%99a-ulasmak/" title="Ölmeden önce Allah’a ulaşmak">Ölmeden önce Allah’a ulaşmak</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/kuslar-ne-diyor/" title="Kuşlar ne diyor?">Kuşlar ne diyor?</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/asiri-dincilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elbette müminim</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/elbette-muminim/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/elbette-muminim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 21:12:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[İman ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[ilmihal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=66</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Tam İlmihal’de, son nefesteki imanı söylerken de (Elbette müminim) demeli deniyor. Bunun doğru olduğunda şüphe etmiyoruz; ancak buradaki inceliği anlayamadık, gaybdan haber vermek gibi anlaşılıyor. Son nefesi kast ederek elbette müminim demenin açıklaması nasıldır? CEVAP Tam İlmihal’de, İmam-ı Rabbani hazretlerinden şöyle naklediliyor: Mümin misin diye sorulunca, İmam-ı a&#8217;zam Ebu Hanife, (Ben hak olarak, yani [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="p1"><strong>Sual:</strong> Tam İlmihal’de, son nefesteki imanı söylerken de <strong>(Elbette müminim)</strong> demeli deniyor. Bunun doğru olduğunda şüphe etmiyoruz; ancak buradaki inceliği anlayamadık, gaybdan haber vermek gibi anlaşılıyor. Son nefesi kast ederek elbette müminim demenin açıklaması nasıldır?<span id="more-66"></span><br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Tam İlmihal’de, İmam-ı Rabbani hazretlerinden şöyle naklediliyor:<br />
Mümin misin diye sorulunca, İmam-ı a&#8217;zam Ebu Hanife, <strong>(Ben hak olarak, yani elbette müminim demelidir) </strong>diyor. İmam-ı Şafii ise, <strong>(İnşallah müminim demeli)</strong> diyor. Bu ikisi arasındaki fark, yalnız sözdedir. Çünkü şimdiki iman söylenirken, elbette müminim, demeli, son nefesindeki iman söylenirken, inşallah, o zaman da müminim demelidir. Fakat inşallah diyerek şarta bağlamaktansa, her zaman, elbette demek, daha ihtiyatlı ve daha uygundur.<strong> (1/266, 2/67, 3/17)</strong></p>
<p>Şafiiler son nefesi kast ederek, <strong>(İnşallah mümin olarak öleceğim)</strong> demek istiyorlar. Elbette insan son nefesini bilemez. Çünkü imanlı yaşar kâfir olarak ölebilir, kâfir olarak yaşar sonunda iman eder, mümin olarak ölebilir.</p>
<p>Biz Hanefiler de, <strong>(Bu imanımı muhafaza edebilirsem, elbette mümin olarak ölürüm)</strong> diyoruz. <strong>(Elbette imanlı öleceğim)</strong> demiyoruz, <strong>(Bu imanım devam ederse elbette imanlı ölürüm)</strong> diyoruz. Burada, son nefese kadar imanımızdan şüphe etmiyoruz diyoruz, elbette imanlı öleceğiz demiyoruz.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Şafiiler, elbette müminim demiyorlar da, niçin inşallah müminim diyorlar? İnşallah ne demektir?<br />
<strong>CEVAP<br />
İnşallah</strong>,<strong> </strong>Allah izin verirse, Allah nasip ederse<strong> </strong>manasına, bütün işlerini Allahü teâlânın dilemesine havale etmek için söylenen sözdür.</p>
<p>İmam-ı Gazali hazretleri, Şafiilerin niye inşallah dediklerini açıklarken buyuruyor ki:</p>
<p>Şu dört husustan dolayı Şafiiler inşallah diyorlar:<br />
<strong><br />
1-</strong> Ben elbette müminim, ben elbette âlimim demek kendini övmek sayılmasından korkarak inşallah demişlerdir. Çünkü hikmet ehli bir zata sormuşlar, doğru olduğu halde, çirkin olan şey nedir diye, o da, <strong>(Doğru olarak da, kişinin kendisini övmesi çirkindir) </strong>buyurmuştur.</p>
<p>Bir kimseye doktor musun, âlim misin diye sorulunca, doktorluğu kesin olduğu halde, sırf övünmemek için, inşallah doktorum demesi yanlış olmaz.</p>
<p>Bir âyet-i kerime meali:<br />
<strong>(Kendinizi tezkiye etmeyin, temize çıkarmayın, övünmeyin.)</strong> [Necm 32]</p>
<p>Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
<strong>(Âlimim diyen cahildir.)</strong> [Taberani] (Âlim övünmez, övünen, gerçek âlim olamaz.)<br />
<strong><br />
2-</strong> Her zaman Allah’ın adını anmak için inşallah denir. Bir âyet-i kerime meali:<br />
<strong>(Bir işi inşallah demeden yarın yapacağım deme.)</strong> [Kehf 23, 24]</p>
<p>Sadece şüpheli şeylerde değil, kesin olan şeylerde de inşallah denir. Bir âyet-i kerime meali:<br />
<strong>(İnşallah Mescid-i harama gireceksiniz.)</strong> [Fetih 27]</p>
<p>Bunu bizzat Allahü teâlâ bildiriyor. Siz Mekke’yi fethedeceksiniz buyuruyor. İnşallah demeyi öğretmek için böyle bildiriyor. Peygamber efendimiz de, ölmek kesin olduğu halde, inşallah öleceğiz diyor. Mezarlığa uğrayınca buyuruyor ki:<br />
<strong>(Esselamü aleyküm, ey müminler diyarı, inşallah biz de sizlere ulaşacağız.)</strong> [Müslim]<br />
<strong><br />
3-</strong> Hakiki imana kavuşmuş, kâmil iman sahibine de, imanı zayıf olana da mümin denir. Kâmil mümin anlamında inşallah müminim diyorlar. Burada inşallah demeleri ben mümin değilim demek değildir. Kâmil mümin, gerçek mümin olurum inşallah anlamındadır. Bir âyet-i kerime meali:<br />
<strong>(İşte bunlar, gerçek müminlerdir.)</strong> [Enfal 4]</p>
<p>Bir kimse kendisinin kâmil mümin olup olmadığında şüphe etmesi yanlış değildir. Bu anlamda (İnşallah müminim) demek caiz olur. Burada mümin olmaktan şüphe edilmiyor, kâmil mümin olmaktan şüphe ediliyor. İman, ibadetle kâmil hâle gelir. Ancak ibadetlerimizin kâmil olduğunu bilemeyiz. İnşallah kâmil iman sahibiyim anlamında, (inşallah müminim) demek caiz olur.<br />
<strong><br />
4-</strong> Son nefeste imansız ölmekten korkulur. Hiç kimse garanti imanlı öleceğini bilemez. Eğer imansız ölürse bütün iyi amelleri yok olur. Amellerin kabul olması son nefeste imanlı ölmeye bağlıdır. Oruçlu kimseye kuşluk vakti oruçlu musun diye sorulsa, (Elbette oruçluyum) der. Ancak akşamdan önce orucu bozulursa, oruçluyum demesinin hükmü kalmaz ve yalancı sayılır. Orucun sahih olması için akşam ezanına kadar orucun bozulmaması şarttır. İmanın sahih olması için de son nefeste de imanlı olmak şarttır. Bir kimse, imanlı yaşar kâfir olarak ölebilir, kâfir olarak yaşar sonunda iman eder, mümin olarak ölebilir. Artık kâfir olarak yaşamasının hiç kıymeti kalmadığı gibi, imansız ölenin de mümin olarak yaşamasının hiç kıymeti olmaz. Ebüdderda hazretleri, (İmansız ölmekten korkmayan imansız ölür) buyuruyor. Bir âyet-i kerime meali:<br />
<strong>(İşlerin akıbeti, sonucu Allah&#8217;a aittir.)</strong> [Hac 41]</p>
<p>İman, sahibini Cennete koyar. Oruç, Allah’ın hakkını öder. Akşama kadar devam etmeyip bozulan oruç, oruç sayılmayacağı, borcu ödeyemeyeceği gibi, son nefese kadar, devam etmeyen iman da, sahibini Cennete koyamaz. Bu, artık iman sayılmaz. İşte bu sebeplerden dolayı inşallah müminim demişlerdir. Son nefeste de imanla ölürüm inşallah anlamındadır. <strong>(İhya)</strong></p>
<p>[Yukarıda, İmam-ı Gazali hazretlerinin bildirdikleri Şafii mezhebine göredir. Biz Hanefiler, <strong>(Elbette müminim)</strong> demeliyiz.]</div>
<h3  class="related_post_title">Tavsiye yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/orucu-bozan-ve-bozmayan-durumlar/" title="Orucu bozan ve bozmayan durumlar ">Orucu bozan ve bozmayan durumlar </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/nafaka-nedir/" title="Nafaka nedir?">Nafaka nedir?</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/hacilari-karsilamak-ziyafet-vermek/" title="Hacıları karşılamak ziyafet vermek ">Hacıları karşılamak ziyafet vermek </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/09/dogru-iman-ve-imani-korumak/" title="Doğru iman ve imanı korumak">Doğru iman ve imanı korumak</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/haccin-vacipleri/" title="Haccın vacipleri ">Haccın vacipleri </a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/elbette-muminim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslamiyet’ten haberi olmayanlar</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/islamiyet%e2%80%99ten-haberi-olmayanlar/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/islamiyet%e2%80%99ten-haberi-olmayanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 21:10:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[İman ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[mektubat]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[imanlı olmadıkları için Cennete girmezler. Allah’ı, Cenneti, Cehennemi duymadığı ve inkâr etmediği için Cehenneme de girmezler. Dirildikten ve hesaptan sonra, bütün hayvanlar gibi, bunlar da yok edilir, bir yerde sonsuz kalmazlar. (Mektubat-ı Rabbanî, Feraid-ül fevaid) Dağda, çölde yaşayıp da Peygamberleri işitmemiş olana Şahik-ul-cebel denir. Bunlar mazurdur. Peygamberlere inanmaları emredilmedi. (İsbat-ün-nübüvve) Peygamberi işitmeyen kimse, Allahü teâlânın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>imanlı olmadıkları için Cennete girmezler. Allah’ı, Cenneti, Cehennemi duymadığı ve inkâr etmediği için Cehenneme de girmezler. Dirildikten ve hesaptan sonra, bütün hayvanlar gibi, bunlar da yok edilir, bir yerde sonsuz kalmazlar. <strong>(Mektubat-ı Rabbanî, Feraid-ül fevaid) <span id="more-64"></span></p>
<p></strong>Dağda, çölde yaşayıp da Peygamberleri işitmemiş olana <strong>Şahik-ul-cebel</strong> denir. Bunlar mazurdur. Peygamberlere inanmaları emredilmedi. <strong>(İsbat-ün-nübüvve)</p>
<p></strong>Peygamberi işitmeyen kimse, Allahü teâlânın var ve bir olduğunu düşünüp, yalnız buna iman eder ve Peygamberi işitmeden ölürse, Cennete girer. <strong>(H.L.O. İman)</strong><br />
<strong><br />
</strong>Buhara âlimleri, İmam-ı Eşari’nin bildirdiği gibi, (Peygamber gönderilmeden, tebliğ yapılmadan önce teklif yapılmaz) dediler. Tercih edilen kavil de budur. Bu âlimler, (Yerleri ve gökleri ve kendini gören, aklı başında bir kimsenin Allahü teâlânın varlığını anlamaması özür olmaz) sözünden maksat, Peygamberlerin sözlerini işittikten sonra, anlamaması özür olmaz demektir, dediler. <strong>(Redd-ül-muhtar)</p>
<p>İmam-ı Rabbani</strong> hazretleri buyuruyor ki:<br />
Akılla Allahü teâlânın varlığını, birliğini bilmek gerektiğini söyleyen âlimler olmuştur. Allahü teâlâ, aklı, hakkı batıldan ayırmak için yaratmışsa da, hak yol bildirilmedikçe akıl, bunu yalnız başına bulamaz. Peygamberleri duymamış kimse, ahirette kabahati kadar mahşer yerinde azap görür, herkesin hakkı verildikten sonra, bütün hayvanlar gibi yok edilir. <strong>(1/259)</p>
<p></strong>Bir âyet-i kerime meali de şöyledir:<strong><br />
(Biz, bir resul göndermeden </strong>[dini tebliğ etmeden] <strong>önce azap etmeyiz.) </strong>[İsra 15]</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/islam-dini-hakkinda-bazi-temel-bilgiler/" title="İslam dini hakkında bazı temel bilgiler">İslam dini hakkında bazı temel bilgiler</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/01/irtibat/" title="İrtibat">İrtibat</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/herkes-ameline-gore-hasrolur/" title="Herkes ameline göre haşrolur">Herkes ameline göre haşrolur</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/hizir-aleyhisselam/" title="Hızır aleyhisselam">Hızır aleyhisselam</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/olmeden-once-allah%e2%80%99a-ulasmak/" title="Ölmeden önce Allah’a ulaşmak">Ölmeden önce Allah’a ulaşmak</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/islamiyet%e2%80%99ten-haberi-olmayanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zerre iman ne demek?</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/zerre-iman-ne-demek/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/zerre-iman-ne-demek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 21:09:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[İman ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[cennet]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=62</guid>
		<description><![CDATA[Günahlar içinde yüzüp ibadetten uzak kimsenin imanla ölmesi çok zordur. Ancak imanla ölebilirse, günahlarının cezasını çektikten sonra elbette Cennete gider. İbadeti ve iyiliği küçük görmemelidir. Basit sandığımız bir iyilik kurtuluşumuza sebep olabilir. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir: (Ömründe hiç hayır yapmayan bir Müslüman, [başka Müslümanların ayağına batmasın diye] bir dikeni yoldan kaldırdı. Onun bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günahlar içinde yüzüp ibadetten uzak kimsenin imanla ölmesi çok zordur. Ancak imanla ölebilirse, günahlarının cezasını çektikten sonra elbette Cennete gider.<span style="font-size: xx-small;"><br />
<span id="more-62"></span><br />
</span>İbadeti ve iyiliği küçük görmemelidir. Basit sandığımız bir iyilik kurtuluşumuza sebep olabilir. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
<strong>(Ömründe hiç hayır yapmayan bir Müslüman, </strong>[başka Müslümanların ayağına batmasın diye]<strong> bir dikeni yoldan kaldırdı. Onun bu işi, Allah indinde makbul oldu ve Cennete gitti.)</strong> [Ebu Davud]</p>
<p><strong>Sual: </strong>Zerre imanı olan Cennete mutlaka girecek deniyor. Zerre iman nedir?<strong><br />
CEVAP<br />
</strong>Amentü’deki altı esasa inanan, Peygamber efendimiz ne bildirdiyse hepsine inandım, beğendim, hepsini kabul ettim diyen kimse, zerre imana kavuşmuş demektir.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Allah&#8217;ın rahmeti geniştir, Muhammedün Resulullah demeye lüzum yok dense, İslamiyet ile alaka kesilir, zerre iman hasıl olmaz. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<strong>(Lâ ilahe illallah Muhammedün Resulullah diyerek, kalbinde zerre kadar imanı olan kişi ateşten çıkar.)</strong> [Buhari, Müslim, Tirmizi]<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>İmanın altı şartına inanılsa, içinden birine, mesela Peygamberlerden birine inanılmasa, hatta bir farzı, bir sünneti beğenmese, o kimse mümin olamaz. Yani imanın altı şartına inanmamış olur.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Zerre imanla ölebilmek için de haramlardan kaçmaya, ibadetleri yapmaya çalışmalıdır. Çünkü işlenen günahlar iman nurunu söndürebilir, yani o insanı küfre sürükleyebilir.<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Kelime-i şehadeti söyleyip imanla ölen herkes mutlaka Cennete girecek midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Zerre imana sahip olan elbette girecektir. Ancak, ibadet etmeyen ve günahlardan kaçınmayan imanını muhafaza edemez, küfre düşer. Muhafaza edebilen ise muhakkak Cennete girer.<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Hazret-i Muaz anlatır:<br />
Resulallah, <strong>(Ya Muaz, Allahü teâlânın, kulları üzerine ve kulların Allahü teâlâ üzerine hakkı nedir)</strong> buyurdu. Ben de, (Allah ve Resulü daha iyi bilir) dedim. <strong>(Allahü teâlânın kulları üzerine hakkı, Allah’a</strong> [Onun bildirdiği gibi inanarak, beğenerek] <strong>ibadet etmeleri ve Ona şerik koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerine hakkı da, Ona şerik koşmayanı azap etmemesidir)</strong> buyurdu. (Ya Resulallah insanlara bu müjdeyi vereyim mi?) diye sorunca, <strong>(Hayır, buna güvenirler de iyi işlerden vazgeçebilirler </strong>[diğer emir ve yasaklara riayet etmeyip felakete düşebilirler]) buyurdu. (Buhari, Müslim, Tirmizi)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Resulullah, <strong>(Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna ihlasla şehadet eden </strong>[bunu muhafaza edip müslüman olarak ölen] <strong>herkese, Allahü teâlâ ateşi haram kıldı)</strong> buyurunca, (Ya Resulallah bunu insanlara haber vereyim mi?) dedim. <strong>(O zaman buna güvenirler de iyi işlerden vazgeçerler)</strong> buyurdu. (Buhari, Müslim, Tirmizi)<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span>Hazret-i Muaz, bildiği şeyi gizlemek günahından kurtulmak için bunu vefatından az önce haber verdi.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Büyük günah işleyen müminler de Cennete girecek midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Şefaate kavuşursa hiç Cehenneme girmeden Cennete girecektir. Şefaat büyük günahlar için olacaktır. Zerre imanı olan kıyamette büyük nimete kavuşacaktır. Peygamber efendimiz, yemin ederek şöyle buyuruyor:<span style="font-size: xx-small;"></p>
<p></span><strong>(Şunları yeminle söylüyorum:<br />
1- Facir olan </strong>[çeşitli günahlar işleyen]<strong>, maişetini kazanmaktan da ahmak olan mümin Cennete girecektir.<br />
2- Günahları sebebiyle Cehennem ateşi yakmış olan da Cennete girecektir.<br />
3- Kıyamette Allahü teâlâ hiç kimsenin hatırına hayaline gelmeyecek şekilde müminleri affedecektir.<br />
4- Allahü teâlâ, öyle çok mağfiret edecek ki, İblis bile acaba ben de affolacak mıyım diye başını kaldıracaktır.)</strong> [Beyheki]<span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><br />
</strong>[günah olan]<strong> bir şeye heves ettiği halde nefsine hakim olup, onu yapmayan ve nefsi, </strong>[hayırlı bir şeyi, bir ibadeti] <strong>yapmak istemediği halde onu yapan, nefsinin şehvet ve gazabına hakim olur. Şunlar da ki</strong><strong>mde bulunursa, Allahü teâlâ onu rahmetine gark ederek Cennetine koyar: Bir yoksulu barındırmak, zavallı birine acımak, hizmetçiye iyi muamele etmek, ana ve babasına infak etmek.)</strong> [Deylemi]<br />
</span>(Şunlar kimde bulunursa Allahü teâlâ, onun vücudunu Cehenneme haram eder, onu şeytandan ve nefsinden korur. Nefsi</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/peygamberler-gunah-islemez/" title="Peygamberler günah işlemez">Peygamberler günah işlemez</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/olmeden-once-allah%e2%80%99a-ulasmak/" title="Ölmeden önce Allah’a ulaşmak">Ölmeden önce Allah’a ulaşmak</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/islamiyet%e2%80%99ten-haberi-olmayanlar/" title="İslamiyet’ten haberi olmayanlar">İslamiyet’ten haberi olmayanlar</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/gunah-islemek-ve-iman/" title="Günah işlemek ve iman">Günah işlemek ve iman</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/zerre-iman-ne-demek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>32 ve 54 farz</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/32-ve-54-farz/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/32-ve-54-farz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 21:08:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[İman ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[32]]></category>
		<category><![CDATA[farz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[Her müslümanın, otuz iki farzı bilmesi lazımdır. 32 farz şunlardır: İmanın şartı: Altı (6) İslamın şartı: Beş (5) Namazın farzı: Oniki (12) Abdestin farzı: Dört (4) Guslün farzı: Üç (3) Teyemmümün farzı: İki (2) Teyemmümün farzına üç diyenler de vardır. Bu zaman, hepsi 33 farz olur. İmanın şartları (6) 1- Allahü teâlânın varlığına ve birliğine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her müslümanın, otuz iki farzı bilmesi lazımdır. 32 farz şunlardır:</p>
<p>İmanın şartı: <strong>Altı </strong>(6)<br />
İslamın şartı: <strong>Beş </strong>(5)<br />
Namazın farzı: <strong>Oniki </strong>(12)<br />
Abdestin farzı: <strong>Dört </strong>(4)<br />
Guslün farzı: <strong>Üç</strong> (3)<br />
Teyemmümün farzı: <strong>İki </strong>(2)<br />
Teyemmümün farzına üç diyenler de vardır. Bu zaman, hepsi 33 farz olur.<span id="more-60"></span><strong><br />
İmanın şartları (6)</strong><br />
<strong>1- </strong>Allahü teâlânın varlığına ve birliğine inanmak.<br />
<strong>2-</strong> Meleklerine inanmak.<br />
<strong>3-</strong> Allahü teâlânın indirdiği Kitaplarına inanmak.<br />
<strong>4-</strong> Allahü teâlânın Peygamberlerine inanmak.<br />
<strong>5-</strong> Ahiret gününe inanmak.<br />
<strong>6-</strong> Kadere, yani hayır ve şerlerin (iyilik ve kötülüklerin) Allahü teâlâdan olduğuna inanmak.<br />
<strong><br />
İslamın şartları (5)</strong><br />
<strong>7-</strong> Kelime-i şehadet getirmek.<br />
<strong>8-</strong> Her gün beş kere vakti gelince namaz kılmak.<br />
<strong>9-</strong> Malın zekatını vermek.<br />
<strong>10-</strong> Ramazan ayında her gün oruç tutmak.<br />
<strong>11- </strong>Gücü yetenin ömründe bir kere hac etmesidir.<br />
<strong><br />
Namazın farzları (12)</strong><br />
<strong>A-</strong> Dışındaki farzları yedidir. Bunlara şartları da denir.<br />
<strong><br />
12-</strong> Hadesten taharet.<br />
<strong>13-</strong> Necasetten taharet.<br />
<strong>14-</strong> Setr-i avret.<br />
<strong>15-</strong> İstikbal-i Kıble.<br />
<strong>16-</strong> Vakit.<br />
<strong>17-</strong> Niyet.<br />
<strong>18-</strong> İftitah veya Tahrime tekbiri.</p>
<p><strong>B-</strong> İçindeki farzları beştir. Bunlara rükün denir.<br />
<strong>19-</strong> Kıyam.<br />
<strong>20- </strong>Kıraat.<br />
<strong>21-</strong> Rüku.<br />
<strong>22-</strong> Secde.<br />
<strong>23- </strong>Ka’de-i ahire.<br />
<strong><br />
Abdestin farzları (4)</strong><br />
<strong>24-</strong> Abdest alırken yüzü yıkamak.<br />
<strong>25-</strong> Elleri dirsekleri ile birlikte yıkamak.<br />
<strong>26-</strong> Başın dörtte birini mesh etmek.<br />
<strong>27-</strong> Ayakları topukları ile birlikte yıkamak.<br />
<strong><br />
Guslün farzları (3)</strong><br />
<strong>28-</strong> Ağzı yıkamak.<br />
<strong>29-</strong> Burnu yıkamak.<br />
<strong>30-</strong> Bütün bedeni yıkamak.<br />
<strong><br />
Teyemmümün farzları (2)</strong><br />
<strong>31- </strong>Niyet etmek.<br />
<strong>32-</strong> İki elin içini temiz toprağa sürüp, yüzün tamamını mesh etmek.<br />
Tekrar elleri temiz toprağa vurup, önce sağ ve sonra sol kolu mesh etmek.<br />
Teyemmümün farzı üçtür diyenlere göre, bu son ikisi, iki ayrı farz olarak söylenir.</p>
<p><strong>Sual:</strong> 54 farz hangileridir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>İslam âlimleri, her müslümanın öğrenmesi, inanması ve tâbi olması lazım olan farzlardan elli dört adedini seçmişlerdir. 54 farz şunlardır:<br />
<strong><br />
1-</strong> Allahü teâlâyı bir bilip, Onu hiç unutmamak. [Yani her şeyi İslamiyet’e uygun yapmaya çalışmak.]<br />
<strong><br />
2-</strong> Helalinden yiyip içmek.<br />
<strong><br />
3-</strong> Abdest almak.<br />
<strong><br />
4-</strong> Her gün vakti gelince, Beş vakit namaz kılmak.<br />
<strong><br />
5-</strong> Hayzdan, nifastan ve cünüplükten gusletmek.<br />
<strong><br />
6-</strong> Kişinin rızkına, Allahü teâlânın kefil olduğuna inanmak.<br />
<strong><br />
7-</strong> Helalinden temiz elbise giymek.<br />
<strong><br />
8-</strong> Hakka tevekkül ederek çalışmak.<br />
<strong><br />
9-</strong> Kanaat etmek.<br />
<strong><br />
10-</strong> Nimetleri için, Allahü teâlâya şükretmek [nimetlerini emrolunan yerlerde kullanmak].<br />
<strong><br />
11-</strong> Kaza ve kadere razı olmak.<br />
<strong><br />
12-</strong> Belalara sabretmek [isyan etmemek].<br />
<strong><br />
13-</strong> Günahlardan tevbe etmek.<br />
<strong><br />
14-</strong> İhlasla ibadet etmek.<br />
<strong><br />
15-</strong> İslam düşmanlarını düşman bilmek.<br />
<strong><br />
16-</strong> Kur&#8217;an-ı kerimi dört delilden biri bilmek.<br />
<strong><br />
17-</strong> Ölüme hazırlanmak yani farzları yapıp haramlardan kaçarak imanla ölmeye çalışmak.<br />
<strong><br />
18-</strong> Allahü teâlânın sevdiğini sevip, sevmediğini sevmemek ve bundan kaçmak. [Buna Hubb-i fillah ve buğd-i fillah denir.]<br />
<strong><br />
19-</strong> Ana babaya iyilik etmek.<br />
<strong><br />
20-</strong> Gücü yetenlerin, imkanı nispetinde dinin emirlerini yaymaya çalışması.<br />
<strong><br />
21-</strong> Mahrem olan salih akrabayı ziyaret etmek.<br />
<strong><br />
22-</strong> Emanete hıyanet etmemek.<br />
<strong><br />
23-</strong> Daima, Allah’tan korkarak, haramlardan sakınmak.<br />
<strong><br />
24-</strong> Allah’a ve Resulüne itaat etmek. [Yani her şeyi İslamiyet’e uygun yapmak]<br />
<strong><br />
25-</strong> Günahtan kaçıp, ibadet ile meşgul olmak.<br />
<strong><br />
26-</strong> Hükümdara karşı gelmemek.<br />
<strong><br />
27-</strong> Âleme ibretle bakmak.<br />
<strong><br />
28-</strong> Allahü teâlânın varlığını tefekkür etmek.<br />
<strong><br />
29-</strong> Dilini haram, fuhuş olan sözlerden korumak.<br />
<strong><br />
30-</strong> Kalbini dünyanın faydasız şeylerinden, zararlı isteklerinden temizlemek<br />
<strong><br />
31-</strong> Hiç kimseyi alay etmemek.<br />
<strong><br />
32-</strong> Harama bakmamak.<br />
<strong><br />
33-</strong> Hep sözüne sadık olmak.<br />
<strong><br />
34-</strong> Kulağını fuhuş söz ve çalgıdan korumak.<br />
<strong><br />
35-</strong> Farzları ve haramları öğrenmek.<br />
<strong><br />
36-</strong> Tartı, ölçü aletlerini, doğru olarak kullanmak.<br />
<strong><br />
37-</strong> Allahü teâlânın azabından emin olmayıp daima korkmak.<br />
<strong><br />
38-</strong> Allahü teâlânın rahmetinden, ümidini kesmemek.<br />
<strong><br />
39-</strong> Müslüman fakirlerine zekat vermek ve yardım etmek.<br />
<strong><br />
40-</strong> Nefsin haram olan isteklerine uymamak.<br />
<strong><br />
41-</strong> Aç olanı Allah rızası için doyurmak.<br />
<strong><br />
42-</strong> Yetecek kadar rızık [yiyecek, giyecek ve ev] için çalışmak.<br />
<strong><br />
43-</strong> Malının zekatını, ürünlerinin uşrunu vermek.<br />
<strong><br />
44-</strong> Âdetli ve lohusa halinde bulunan hanımı ile ilişkide bulunmamak.<br />
<strong><br />
45-</strong> Kalbini günahlardan temizlemek.<br />
<strong><br />
46-</strong> Kibirli olmaktan sakınmak.<br />
<strong><br />
47-</strong> Yetim çocuğun malını korumak.<br />
<strong><br />
48-</strong> Genç oğlanlara, şehvete sebep olacak durum ve hareketlerden uzak durmak<br />
<strong><br />
49-</strong> Günlük vakit namazlarını kazaya bırakmamak.<br />
<strong><br />
50-</strong> Şirk koşmamak.<br />
<strong><br />
51-</strong> Zinadan kaçınmak.<br />
<strong><br />
52-</strong> Alkollü içki içmemek.<br />
<strong><br />
53-</strong> Boş yere yemin etmemek.<br />
<strong><br />
54-</strong> Haksız yere, zulümle yani gayri meşru olarak başkasının malını almamak. Kul hakkından korkmak. [En önemli kul hakkı ve azabı en çok olan, akrabasına ve emri altında olanlara emr-i maruf yapmamak, bunlara din bilgisi öğretmemektir. Bid'at sahibinin, Ehl-i sünnet itikadını değiştirmesi, dini, imanı bozması da böyledir.]</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/11/kurban-kurbanda-kesilir/" title="Kurban, kurbanda kesilir">Kurban, kurbanda kesilir</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/namazin-farzlari/" title="Namazın farzları ">Namazın farzları </a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/32-ve-54-farz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
