<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ditib Mimar Sinan Camii Garmisch partenkirchen &#187; Peygamber efendimiz</title>
	<atom:link href="http://hakyolundayiz.net/ditib/garmisch/peygamber-efendimiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hakyolundayiz.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Jul 2010 19:45:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>1 Milyon Salavat-ı şerif</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2010/03/1-milyon-salavat-i-serif/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2010/03/1-milyon-salavat-i-serif/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 21:10:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[salavat-ı şerif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=980</guid>
		<description><![CDATA[Kampanyamiz tüm süratiyle devam ediyor.Sizlerin de sevdiklerinizle birlikte katilimlarinizi bekliyoruz.. 25 Temmuz   2010 itibariyle Ulaşılan rakam 944950 1 milyon salavat-ı şerif kampanyamız başlamıştır.Kampanyamıza katılmanızı rica ediyoruz.Bu gül kokulu kampanya&#8217;ya katılmak son derece basit. Yapmanız gereken salavat-ı şerifler okumak  ve okuduğunuz salavat -ı şeriflerin sayısını aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak sitemize eklemektir. Bu kampanyamızı tüm sevdiklerinizle paylaşmanızı rica ediyoruz.  Bir milyon salavat-ı şerif [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><a href="http://hakyolundayiz.net/wp-content/uploads/2010/02/red20rose.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-873" title="red20rose" src="http://hakyolundayiz.net/wp-content/uploads/2010/02/red20rose.gif" alt="" width="150" height="150" /></a></div>
<h3>Kampanyamiz tüm süratiyle devam ediyor.Sizlerin de sevdiklerinizle birlikte katilimlarinizi bekliyoruz..</h3>
<h3><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;">25 Temmuz   2010</span> itibariyle <span style="font-size: medium;">Ulaşılan rakam <span style="color: #ff0000;">944950</span></span></span></h3>
<p>1 milyon salavat-ı şerif kampanyamız başlamıştır.Kampanyamıza katılmanızı rica ediyoruz.Bu gül kokulu kampanya&#8217;ya katılmak son derece basit.</p>
<p>Yapmanız gereken salavat-ı şerifler okumak  ve okuduğunuz salavat -ı şeriflerin sayısını aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak sitemize eklemektir.</p>
<p><span id="more-980"></span></p>
<p>Bu kampanyamızı tüm sevdiklerinizle paylaşmanızı rica ediyoruz. <br />
Bir milyon salavat-ı şerif kampanyamız hayırlara vesile olur inşallah</p>
<h3><a href="http://hakyolundayiz.net/defter/index.php?form=yaz">Okuduğunuz salavat-ı şerifleri eklemek için burayı tıklayınız</a></h3>
<p> <a href="http://hakyolundayiz.net/defter/?form=yaz">http://hakyolundayiz.net/defter/?form=yaz</a></p>
<h3  class="related_post_title">Tavsiye yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/zekat-borcu-varken/" title="Zekat borcu varken">Zekat borcu varken</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/olmeden-once-allah%e2%80%99a-ulasmak/" title="Ölmeden önce Allah’a ulaşmak">Ölmeden önce Allah’a ulaşmak</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/nicin-genel-bir-bela-gelmemektedir/" title="Niçin genel bir bela gelmemektedir">Niçin genel bir bela gelmemektedir</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/calginin-dindeki-yeri/" title="Çalgının dindeki yeri">Çalgının dindeki yeri</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/dinde-on-esas/" title="Dinde on esas">Dinde on esas</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2010/03/1-milyon-salavat-i-serif/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Niçin genel bir bela gelmemektedir</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2010/02/nicin-genel-bir-bela-gelmemektedir-2/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2010/02/nicin-genel-bir-bela-gelmemektedir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 22:33:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[genel bela]]></category>
		<category><![CDATA[inkarcılar]]></category>
		<category><![CDATA[kafirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=887</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Eski Peygamberlerin zamanında kâfirlere çeşitli azaplar geliyordu. Mesela Hazret-i Nuh’un kavmi suda boğulmuş, Lut kavminin bulunduğu şehir batmıştı. Ad, Semud ve diğer kavimler cezalanmıştı. Aynı günahlar şimdi de işlenildiği halde, niçin genel bir bela gelmemektedir? CEVAP Peygamber efendimiz aleyhisselam, âlemlere rahmettir. Âyet-i kerimelerde mealen buyuruluyor ki: (Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="p1"><strong><a href="http://hakyolundayiz.net/wp-content/uploads/2010/02/red20rose.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-873" title="red20rose" src="http://hakyolundayiz.net/wp-content/uploads/2010/02/red20rose.gif" alt="" width="150" height="150" /></a>Sual: </strong>Eski Peygamberlerin zamanında kâfirlere çeşitli azaplar geliyordu. Mesela Hazret-i Nuh’un kavmi suda boğulmuş, Lut kavminin bulunduğu şehir batmıştı. Ad, Semud ve diğer kavimler cezalanmıştı. Aynı günahlar şimdi de işlenildiği halde, niçin genel bir bela gelmemektedir?<br />
<span id="more-887"></span><br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Peygamber efendimiz aleyhisselam, âlemlere rahmettir. Âyet-i kerimelerde mealen buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.)</strong> [Enbiya 107]</p>
<p><strong>(De ki, ey insanlar, ben, Allah’ın hepiniz için gönderdiği Resulüyüm.)</strong> [Araf 158]<br />
<strong><br />
(Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmez.)</strong> [Sebe 28]<br />
<strong><br />
</strong>Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
<strong>(Ben lanet edici olarak değil, rahmet için gönderildim.)</strong> [Müslim]</p>
<p>Peygamber efendimiz Cebrail aleyhisselama, <strong>(Benim âlemlere rahmet oluşumdan sana da bir pay düştü mü?)</strong> diye sual edince, (Evet, sonumun ne olacağından korkardım. (Tekvir) suresinin 20 ve 21. âyet-i kerimelerini getirince, Arşın sahibi yanında, kıymetim, emin olduğum meydana çıktı) dedi. <strong>(Şifa-i şerif)<br />
</strong><br />
Diğer Peygamberlere inanmayanlar dünyada çeşitli belaya maruz kaldıkları halde, Peygamber efendimizin rahmet olması sebebiyle, cezalar genelde ahirete tehir edilmiştir. Onun hürmetine bu ümmete dünyada hemen ceza verilmiyor. Bir âyet meali şöyledir:<br />
<strong>(Sen aralarında bulundukça, o kâfirlere azap etmem.)</strong> [Enfal 33]</p>
<p>Kâfirler, Resulullah efendimiz ile alay ederek, <strong>(Rabbine söyle de, bize çabuk azap göndersin)</strong> diyorlardı. Allahü teâlâ, kâfirlerden müminler dünyaya getirmeyi ezelde takdir buyurduğu için, <strong>(O kâfirlere azap etmem)</strong> buyurdu. Enfal suresinin, <strong>(İstiğfar ettikleri için Allah onlara azap yapmaz)</strong> mealindeki 33. âyeti için, <strong>(Onlardan, istiğfar edecek olan çocuklar dünyaya geleceği için, onlara azap etmem demek)</strong> olduğunu, âlimler bildiriyor.</p>
<p>Bu ümmet seçilmiştir. Bir âyet meali:<br />
<strong>(Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz.)</strong> [Al-i İmran 110]</p>
<p>Yine hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(Allahü teâlâ, beni âlemlere rahmet ve hidayet için gönderdi.) </strong>[Ebu Nuaym]<strong><br />
</strong>Bu rahmet, yalnız insanlar için değil, bütün mahlukat içindir. Hatta kâfirler bile istifade eder. Allahü teâlâ, Peygamber efendimizin hürmetine bu ümmete genel bir ceza göndermiyor. Eski insanlar bin yıl kadar yaşıyordu. Kur’an-ı kerimde Hazret-i Nuh’un bin yıl yaşadığı bildiriliyor. Bu ümmetin çok sıkıntı çekmemesi için, Allahü teâlâ, Peygamberimizin hürmetine ömürlerini kısa eyledi. Cenab-ı Hak, bu kısa zamanda yapılacak, hayırlı işlere ve ibadetlere sonsuz nimetler ihsan edecektir. Peygamberine uymayan, İslamiyet’i beğenmeyenlere de, sonsuz azap yapacaktır. Ayrıca Onun hürmetine, günahlara dünyada hemen ceza vermiyor.</p>
<p>Salih kimseler yeryüzünde var olduğu müddetçe, Peygamber efendimizin hürmetine bu ümmete genel azap gelmez. Ayrıca Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Eğer Allah, yaptıkları yüzünden insanları hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı kalmazdı. Fakat Allah, onları belli bir süreye kadar erteler.) </strong>[Fatır 45]</p>
<p>Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
<strong>(Allahü teâlâ buyurur: Camiye devam eden, benim için birbirini seven ve seherlerde istiğfar edenler olmasaydı, günahta haddi aşanlardan dolayı genel bir bela gönderirdim.) </strong>[Beyheki]<strong><br />
</strong><br />
Kâfirlere ahirette şiddetli azap olacağını bildiren âyet-i kerimelerden üçü şöyle:<br />
<strong>(Allahü teâlâ zalimlere elem verici, acıklı bir azap hazırladı.) </strong>[İnsan 31]</p>
<p><strong>(Rabbin elbette azap yapacaktır. Ondan kurtuluş yoktur.) </strong>[Tur 7-8]<strong></p>
<p>(Ey inkârcılar</strong> [resulü ve hadislerini] <strong>yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır.)</strong> [Furkan 77]</p>
<p>Cenab-ı Hak, <strong>(Allah ve Resulünün emirlerine aldırış etmeyen, beğenmeyen, “asra, fenne uygun değildir, modern ihtiyaçlara kâfi değildir” diyen, kıyamette Cehennem ateşinden kurtulamayacak, Cehennemde, çok acı azaba maruz kalacaktır)</strong> buyuruyor.</p>
<p>Kâfirlere dünyada merhamet edilmesi görünüştedir. Kur’an-ı kerimde, kâfirlere çok mal ve evlat verilmesinin onlara iyilik olmadığı, onların azmaları, kudurmaları ve Cehenneme gitmeleri için bir istidrac olduğu bildiriliyor. <strong>(Mü’minun 55-56)</p>
<p>Lanetlikler<br />
</strong>Diğer Peygamberler, kavimlerine lanet ettikleri halde, Peygamber efendimiz lanet etmemiştir. Bir savaşta, kâfirlerin yok olması için dua etmesini istediklerinde <strong>(Ben lanet etmek için, insanların azap çekmesi için gönderilmedim. Ben, herkese iyilik etmek için, insanların huzura kavuşması için gönderildim)</strong> buyurdu. Nitekim Kur&#8217;an-ı kerimde mealen, <strong>(Seni âlemlere rahmet, iyilik için gönderdik)</strong> buyuruluyor. (Enbiya 107)</p>
<p>Ancak lanete müstahak olanlara lanet etmiştir. Bu konuda sahih olan çok hadis-i şerif vardır. Hadis-i şeriflerde <strong>(Allah lanet etsin!)</strong> denilen zümrelerden bazıları şunlardır:<br />
<strong><br />
(Kadın elbisesi giyen erkeğe, erkek elbisesi giyen kadına lanet olsun!)</strong> [Hakim]<br />
<strong><br />
(Kadın gibi davranan erkeğe, erkek gibi davranan kadına lanet olsun!)</strong> [Buhari]<br />
<strong><br />
(Rüşvet alıp verenlere Allah lanet etsin!)</strong> [İbni Mace]</p>
<p><strong>(Eshabıma sövenlere Allah lanet etsin!)</strong> [Hakim]<br />
<strong><br />
(Zekat vermeyenlere Allah lanet etsin!)</strong> [Nesai]</p>
<p><strong>(Ana babasına lanet edene Allah lanet etsin!)</strong> [Müslim]</p>
<p><strong>(Lutilik yapanlara </strong>[ibnelere]<strong> Allah lanet etsin!)</strong> [Beyheki]<br />
<strong><br />
(Zalim amirlere, açıktan günah işleyenlere, sünnetimi yıkan bid’atçilere Allah lanet etsin!.)</strong> [Deylemi]<br />
<strong><br />
(Altın ve gümüşün kuluna paraya tapana lanet olsun!)</strong> [Tirmizi]</p>
<p><strong>(Halkın işlerini üstlenip de onlara güçlük çıkarana lanet olsun!)</strong> [Ebu Avane]<br />
<strong><br />
(Fıskı aşikâre olan fasıka lanet olsun.)</strong> [Deylemi]</p>
<p><strong>(Hanımını anasından üstün tutana lanet olsun!) </strong>[Şir’a]<br />
<strong><br />
(Sadaka vermeye engel olana lanet olsun.)</strong> [İsfehani]</p>
<p><strong>(Rahmet-i İlahiden ümit kestirip dinden nefret ettirenlere lanet olsun!)</strong> [Şir’a]<br />
<strong><br />
(Bid’atler çıkınca âlim ilmini açığa çıkarsın! İlmini açıklamayana lanet olsun!)</strong> [Deylemi]<br />
<strong><br />
(Faiz alana da verene de lanet olsun!) </strong>[Müslim]</p>
<p><strong>(Vücuduna dövme yapana, yaptırana, faiz alıp verene lanet olsun.)</strong> [Buhari]</p>
<p><strong>(Ana ile evladın, kardeşle kardeşin arasını açana lanet olsun.) </strong>[İbni Mace]</p>
<p><strong>(Kızını fasık bir kimse ile evlendirene, lanet olsun.) </strong>[Şir’a]</p>
<p><strong>(Ölü için ağlayana da, onu dinleyene de lanet olsun.) </strong>[Ebu Davud]</p>
<p>Kur’an-ı kerimde Allahü teâlâ Ebu Leheb için, <strong>(Onun eli kurusun)</strong> buyurduğu gibi, Ebu Leheb’in oğlu Uteybe, (Tebbet yeda) suresi gelince, Resulullah efendimize çeşitli hakaretlerde bulundu. Peygamber efendimiz çok üzülüp, <strong>(Ya Rabbi! Buna bir canavar musallat eyle!) </strong>dedi. Ebu Leheb’in oğlu Uteybe Şam’a ticaret için giderken, bir gece arkadaşlarının arasında yatarken, bir aslan gelip arkadaşlarını koklayıp bıraktı. Sıra Uteybe’ye gelince onu parçaladı.</p>
<p>Bir kimse, sol eliyle yemek yiyordu. <strong>(Sağ elin ile ye)</strong> buyurdu. <strong>(Sağ kolum hareket etmiyor)</strong> diye yalan söyledi. Bir Peygamber ile alay eden bu kimse için Resulullah efendimiz, <strong>(Sağ elin artık hareket etmesin)</strong> buyurdu. Ölünceye kadar sağ elini ağzına götüremedi. Yalan söylemek çok büyük günahtır. Hele Peygamber efendimize karşı yalan söylemek çok daha büyük günahtır. Dünyada elin felç olması küçük bir cezadır. Ahirette verilecek cezalar çok büyüktür. Peygamber efendimizin buna benzer bedduaları vardır. Diğer insanların ibret almaları ve hidayete kavuşmaları için böyle mucizeler vaki olmuştur.</p>
<p>Kur&#8217;an-ı kerimde de Allahü teâlâ lanet etmiştir. İşte âyet-i kerimeler:<br />
<strong>(Kalblerimiz perdeli dedikleri için, Allah inkârlarından dolayı </strong>[yahudileri]<strong> lanetlemiştir.) </strong>[Bekara 88]<br />
<strong><br />
(Allah’ın laneti kâfirlerin üzerine olsun.)</strong> [Bekara 89]<br />
<strong><br />
(Biz kitapta açıkça belirttikten sonra indirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanet ediciler lanet eder.)</strong> [Bekara159]<br />
<strong><br />
(Âyetlerimizi inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, işte Allah’ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onlaradır.)</strong> [Bekara 161]<br />
<strong><br />
(İşte Allah inkârları yüzünden onlara </strong>[yahudilere]<strong> lanet etmiştir.)</strong> [Nisa 48]<br />
<strong><br />
(Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde ebediyen kalacağı Cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.)</strong> [Nisa 93]<br />
<strong><br />
(Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetledik.)</strong> [Maide 13]<br />
<strong><br />
(Yahudiler, Allah’ın eli sıkı dediler; dediklerinden ötürü elleri bağlansın, lanet onlara!)</strong> [Maide 93]<br />
<strong><br />
(Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun!)</strong> [Araf 44]<br />
<strong><br />
(Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara ve inkârcılara, ebedi kalacakları Cehennem ateşini hazırlamıştır. O, onlara yeter. Allah lanet etsin! Onlara devamlı azap vardır.)</strong> [Tevbe 68]<br />
<strong><br />
(Bilin ki, Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir!)</strong> [Hud 18]<br />
<strong><br />
(Yeryüzünde bozgunculuk yapanlara lanet olsun!)</strong> [Rad 25]<br />
<strong><br />
(Allah ve Resulünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lanet etmiştir.)</strong> [Ahzab 57]</div>
<h3  class="related_post_title">Tavsiye yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/tilavet-secdesi/" title="Tilavet secdesi ">Tilavet secdesi </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/turk-muslumanligi-ne-demek/" title="Türk Müslümanlığı ne demek?">Türk Müslümanlığı ne demek?</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/kur%e2%80%99an-i-kerim-degistirilemez/" title="Kur’an-ı kerim değiştirilemez ">Kur’an-ı kerim değiştirilemez </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/peygamberler-en-buyuk-rehberlerdir/" title="Peygamberler en büyük rehberlerdir">Peygamberler en büyük rehberlerdir</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/hazret-i-eyyub-ve-sabri/" title="Hazret-i Eyyub ve sabrı">Hazret-i Eyyub ve sabrı</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2010/02/nicin-genel-bir-bela-gelmemektedir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hilye-i Saadet (Resulullahın görünüşü)</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2010/02/hilye-i-saadet-resulullahin-gorunusu/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2010/02/hilye-i-saadet-resulullahin-gorunusu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 22:28:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hilye-i saadet]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Resulullah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=884</guid>
		<description><![CDATA[Resulullah efendimizin, görünen bütün uzuvlarının şekli, sıfatları, güzel huyları, tamam hayatı, bütün incelikleriyle, çok geniş ve açık olarak, âlimler tarafından, senetleri, vesikaları ile yazılmıştır. Bunlara (Siyer) kitapları denir. Büyük İslam âlimlerinden imam-ı Ahmed Kastalani hazretlerinin, (Mevahib-i ledünniyye) ismindeki iki cilt kitabından lüzumlu görülen kısımlar, kısaca aşağıya yazılmıştır: Peygamber efendimizin mübarek yüzü ve bütün a’za-i şerifesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://hakyolundayiz.net/wp-content/uploads/2010/02/red20rose.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-873" title="red20rose" src="http://hakyolundayiz.net/wp-content/uploads/2010/02/red20rose.gif" alt="" width="150" height="150" /></a>Resulullah efendimizin, görünen bütün uzuvlarının şekli, sıfatları, güzel huyları, tamam hayatı, bütün incelikleriyle, çok geniş ve açık olarak, âlimler tarafından, senetleri, vesikaları ile yazılmıştır. Bunlara <strong>(Siyer)</strong> kitapları denir.<br />
<span id="more-884"></span><br />
Büyük İslam âlimlerinden imam-ı Ahmed Kastalani hazretlerinin, <strong>(Mevahib-i ledünniyye)</strong> ismindeki iki cilt kitabından lüzumlu görülen kısımlar, kısaca aşağıya yazılmıştır:</p>
<p>Peygamber efendimizin mübarek yüzü ve bütün a’za-i şerifesi ve mübarek sesi, bütün insanların yüzlerinden ve a’zasından ve seslerinden güzel idi. Mübarek yüzü, bir miktar yuvarlak idi. Neşeli olduğu zamanda, mübarek yüzü ay gibi nurlanırdı. Sevindiği, mübarek alnından belli olurdu.</p>
<p>Resulullah efendimiz, gündüz nasıl görürse, gece dahi öyle görürdü. Önünde olanları gördüğü gibi, arkasında olanları dahi görürdü. Bunu ispat eden yüzlerce hadise, kitaplarda yazılıdır. Gözde görme özelliği yaratan Allahü teâlânın, diğer uzuvda [organda] da yaratmaya gücü yeter.</p>
<p>Yana ve geriye bakacağı zaman, bütün bedeni ile dönüp bakardı. Yeryüzüne nazarı, semaya bakmasından ziyade idi. Mübarek gözleri büyük idi. Mübarek kirpikleri uzun idi. Mübarek gözlerinde bir miktar kırmızılık vardı. Mübarek gözlerinin karası gayet siyah idi. Fahr-i âlem efendimizin alnı açık idi. Mübarek kaşları ince idi. Kaşları arası açık idi. İki kaşı arasında olan damar, hiddetlenince kabarır idi. Mübarek burnu gayet güzel olup, orta yeri bir miktar yüksek idi. Mübarek başı büyük idi. Mübarek ağzı küçük değildi. Mübarek dişleri beyaz idi. Mübarek ön dişleri seyrek idi. Söz söylediği zamanda, sanki dişleri arasından nur çıkardı. Allahü teâlânın kulları arasında ondan daha fasih ve tatlı sözlü kimse görülmedi. Mübarek sözleri gayet kolay anlaşılır, gönülleri alırdı ve ruhları cezb ederdi. Söz söylediği zaman, kelimeleri inci gibi dizilirdi. Bir kimse saymak istese, kelimeleri sayılmak mümkün idi. Bazen iyi anlaşılması için, üç kere tekrar ederdi. Cennette Muhammed aleyhisselam gibi konuşulacaktır. Mübarek sesi, kimsenin sesinin yetişemediği yere yetişirdi.</p>
<p>Peygamber efendimiz güler yüzlü idi. Tebessüm ederek gülerdi. Gülerken, mübarek dişleri görünürdü. Güldüğü zaman, nuru duvarlar üzerine ziya verirdi. Ağlaması da, gülmesi gibi hafif idi. Kahkaha ile gülmediği gibi, yüksek sesle de ağlamazdı, amma mübarek gözlerinden yaş akar, mübarek göğsünün sesi işitilirdi. Ümmetinin günahlarını düşünüp ağlardı ve Allahü teâlânın korkusundan ve Kur’an-ı kerimi işitince ve bazen de namaz kılarken ağlardı.</p>
<p>Resulullah efendimizin mübarek parmakları iri idi. Mübarek kolları etli idi. Mübarek avuçlarının içi geniş idi. Bütün vücudunun kokusu, miskten güzel idi. Mübarek bedeni, hem yumuşak, hem de kuvvetli idi. Enes bin Malik diyor ki, Resulullaha on sene hizmet ettim. Mübarek elleri ipekten yumuşak idi. Mübarek teri miskten ve çiçekten daha güzel kokuyordu. Mübarek kolları, ayakları ve parmakları uzun idi. Mübarek ayaklarının parmakları iri idi. Mübarek ayaklarının altı çok yüksek olmayıp, yumuşak idi. Mübarek karnı geniş olup, göğsü ile karnı beraber idi. Omuz başının kemikleri iri idi. Mübarek göğsü geniş idi. Resulullahın kalb-i şerifi, nazargâh-ı ilahi idi.</p>
<p>Resulullah efendimiz çok uzun boylu olmayıp, kısa dahi değil idi. Yanına uzun bir kimse gelse, ondan uzun görünürdü. Oturduğu zaman, mübarek omuzu, oturanların hepsinden yukarı olurdu.</p>
<p>Mübarek saçları ve sakallarının kılı çok kıvırcık ve çok düz değil, yaradılışta ondüle idi. Mübarek saçları uzundu. Önceleri kakül bırakırdı, sonradan ikiye ayırır oldu. Mübarek saçlarını bazen uzatır, bazen de keser, kısaltırdı. Saç ve sakalını boyamazdı. Vefat ettiği zamanda, saç ve sakalında ak kıl, yirmiden az idi. Mübarek bıyığını kırkardı. Bıyıklarının uzunluğu ve şekli, mübarek kaşları kadar idi. Emrinde hususi berberleri var idi.</p>
<p>Resulullah efendimiz misvakını ve tarağını yanından ayırmazdı. Mübarek saçını ve sakalını tararken aynaya nazar eylerdi. Geceleri mübarek gözlerine sürme çekerdi.</p>
<p>Kâinatın efendisi (sallallahü aleyhi ve sellem) önüne bakarak, süratle yürürdü. Bir yoldan geçtiği, güzel kokusundan belli olurdu.</p>
<p>Peygamber efendimiz kırmızı ile karışık beyaz benizli olup, gayet güzel, nurlu ve sevimli idi. Bir kimse, Peygamber “aleyhissalatü vesselam” siyah idi dese, dinden çıkar.</p>
<p>Güzel huyların hepsi Resulullah efendimizde toplanmıştı. Güzel huyları, Allahü teâlâ tarafından verilmiş olup, çalışarak, sonradan kazanmış değil idi. Bir Müslümanın ismini söyleyerek, hiçbir zaman lanet etmemiş ve asla mübarek eli ile kimseyi dövmemiştir. Kendi için, hiçbir şeyden intikam almamıştır. Allah için intikam alırdı. Akrabasına, Eshabına ve hizmetçilerine tevazu ederek, iyi muamele eylerdi. Ev içinde çok yumuşak ve güler yüzlü idi. Hastaları ziyarete gider, cenazelerde bulunurdu. Eshabının işlerine yardım eder, çocuklarını kucağına alırdı. Fakat, kalbi bunlarla meşgul değildi. Mübarek ruhu melekler âleminde idi.</p>
<p>Resulullah efendimizi ansızın gören kimseyi korku kaplardı. Kendisi yumuşak davranmasaydı, Peygamberlik hallerinden, asla kimse yanında oturamaz, sözünü işitmeye takat getiremezdi. Halbuki, kendisi, hayasından, mübarek gözleri ile kimsenin yüzüne bakmazdı.</p>
<p>Peygamber efendimiz, insanların en cömerdi idi. Bir şey istenip de, yok dediği görülmemiştir. İstenilen şey varsa verir, yoksa, cevap vermezdi. O kadar iyilikleri, o kadar ihsanları vardı ki, Rum imparatorları, İran şahları, o kadar ihsan yapamadılar. Fakat kendisi sıkıntı ile yaşamayı severdi. Öyle bir hayat yaşıyordu ki, yemek ve içmek hatırına bile gelmezdi. Yemek getirin yiyelim veya falanca yemeği pişiriniz buyurmazdı. Yemek getirirlerse yer, her ne meyve verseler kabul ederdi. Bazen aylarca az yer, açlığı severdi. Bazen de çok yerdi. Yemeği üç parmakla yerdi. Yemek sonunda su içmezdi. Suyu otururken içerdi. Başkaları ile yemek yerken, herkesten sonra el çekerdi. Herkesin hediyesini kabul ederdi. Hediye getirene karşılık olarak, katkat fazlasını verirdi.</p>
<p>Çeşitli elbise giymek âdet-i şerifesi idi. Yabancı devlet elçileri gelince süslenirdi. Yani kıymetli ve nefis elbise giyerek, güzel yüzünü gösterirdi. Yüzüğünü mühür olarak kullanırdı. Yüzüğü üzerinde <strong>(Muhammedün Resulullah)</strong> yazılı idi. Yatağı deriden olup, içi hurma ağacı iplikleri ile dolu idi. Bazen bu yatak üzerine, bazen yere serili deri üzerine, bazen de, hasır veya kuru toprak üzerine yatardı. Mübarek avucunun içini sağ yanağının altına koyup, sağ yanı üstüne yatardı.</p>
<p>Resulullah efendimiz, zekât malı almaz, çiğ soğan ve sarmısak gibi şeyler yemez ve şiir söylemezdi.</p>
<p>Server-i âlem efendimizin mübarek gözleri uyur, kalb-i şerifi uyumazdı. Aç yatıp tok kalkardı. Asla esnemezdi. Mübarek vücudu nurani olup, gölgesi yere düşmezdi. Elbisesine sinek konmaz, sivrisinek ve diğer böcekler mübarek kanını içmezdi. Allahü teâlâ tarafından Resulullah olduğu bildirildikten sonra, şeytanlar göklere çıkarak haber alamaz ve kâhinler söyleyemez oldu.</p>
<p>Bir kimse, Peygamber efendimizi rüyada görse, muhakkak Onu görmüştür; çünkü şeytan Onun şekline giremez.</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/cilesiz-hicbir-hizmet-olmaz/" title="Çilesiz hiçbir hizmet olmaz">Çilesiz hiçbir hizmet olmaz</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-efendimizi-anmak-ibadettir-2/" title="Resulullah efendimizi anmak ibadettir">Resulullah efendimizi anmak ibadettir</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/sen-olmasaydin-kainati-yaratmazdim-2/" title="Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım">Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-efendimizin-isimleri-2/" title="Resulullah efendimizin isimleri">Resulullah efendimizin isimleri</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-sevgisinin-onemi-2/" title="Resulullah sevgisinin önemi">Resulullah sevgisinin önemi</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2010/02/hilye-i-saadet-resulullahin-gorunusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Resulullah efendimizi anmak ibadettir</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-efendimizi-anmak-ibadettir-2/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-efendimizi-anmak-ibadettir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 22:23:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[mevlid]]></category>
		<category><![CDATA[Resulullah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=880</guid>
		<description><![CDATA[Mevlid, doğum zamanı demektir. Mevlid gecesi, Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Peygamber efendimizin doğum günü, bütün Müslümanların bayramıdır.Resulullah efendimiz dünyaya gelince, amcası Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe, (Kardeşin Abdullah’ın oğlu oldu) diyerek kendisine müjde getirince, sevinmişti. (Ona süt vermek şartı ile, seni azat ettim) demişti. Bunun için, Ebu Leheb’in, her mevlid gecesinde, azabı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://hakyolundayiz.net/wp-content/uploads/2010/02/red20rose.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-873" title="red20rose" src="http://hakyolundayiz.net/wp-content/uploads/2010/02/red20rose.gif" alt="" width="150" height="150" /></a>Mevlid, doğum zamanı demektir. Mevlid gecesi, Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Peygamber efendimizin doğum günü, bütün Müslümanların bayramıdır.<span style="font-size: xx-small;"></span>Resulullah efendimiz dünyaya gelince, amcası Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe, (Kardeşin Abdullah’ın oğlu oldu) diyerek kendisine müjde getirince, sevinmişti. (Ona süt vermek şartı ile, seni azat ettim) demişti. Bunun için, Ebu Leheb’in, her mevlid gecesinde, azabı biraz hafiflemektedir.</p>
<p><span id="more-880"></span><br />
 Mevlid gecesi sevinen, o geceye kıymet veren müminlerin pek çok sevap kazanacağı buradan da anlaşılmaktadır. Hafız Muhammed ibni Cezeri Şafii diyor ki: (Ebu Leheb rüyada görülüp, ne halde olduğu sorulduğunda, çok azap çekiyorum. Ancak, her yıl, Rebiul-evvel ayının 12. geceleri, azabım hafifliyor. Resulullah dünyaya gelince, müjde veren cariyemi sevincimden azat etmiştim. Bunun için, bu gecelerde azabım hafifliyor) dedi. Ebu Leheb gibi azgın bir kâfirin azabı hafifleyince, O yüce Peygamberin ümmetinden olan bir mümin, Onun doğduğu gece sevinir, malını uygun yerlere dağıtır, ziyafet verir, böylece, Peygamberine olan sevgisini gösterirse, Allahü teâlâ onu Cennetine sokar.) [M. Nasihat]<span style="font-size: xx-small;"><br />
</span>Resulullah efendimiz, mevlid gecelerinde eshab-ı kirama ziyafet verir, dünyayı teşrifindeki ve çocukluk zamanındaki şeyleri anlatırdı. Hazret-i Ebu Bekir de, halife iken, eshab-ı kiramı toplar, Resulullah efendimizin dünyayı teşrifindeki olağanüstü hâlleri konuşurlardı. Bu gece, Resulullahın doğum zamanında görülen hâlleri, mucizeleri okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevaptır. Bugün veya ertesi gün oruç tutmakta mahzur yoktur. Tutulması iyi olur, sevap olur.<span style="font-size: xx-small;"></span>İslam âlimleri mevlid gecesine çok önem vermişlerdir. Hazret-i Mevlana, (Mevlid okunan yerden belalar gider) buyurmuştur.<span style="font-size: xx-small;"></span></p>
<p>Mevlid gecesi, Kadir gecesinden sonra en kıymetli gecedir. Hatta, Mevlid gecesinin Kadir gecesinden de kıymetli olduğunu bildiren âlimler de vardır.<span style="font-size: xx-small;"></span>(Allahü teâlâ bir kimseye söz ve yazı sanatı ihsan ederse, Resulullahı övsün, düşmanlarını kötülesin)</p>
<p>hadis-i şerifine uyularak, asırlardır mevlid kitapları yazılmış ve okunmuştur. Resulullah efendimizi öven çeşitli mevlid kasideleri vardır. Meşhur olan ve Türkiye’de her zaman okunan Mevlid kasidesini Süleyman Çelebi, 15. asırda yazmıştır. Bu kasidenin asr-ı saadetten sonra yazılması, bid’at olmasını gerektirmez. Çünkü Resulullah efendimizi övmek ibadettir. Her zaman Onu övücü kasideler, yazılar yazılabilir. Onları da okumak bid’at değil, sevap olur. Mevlid-i şerif okumak, Resulullah efendimizin dünyaya gelişini, miracını ve hayatını anlatmak, Onu hatırlamak, Onu övmek demektir. Her müminin Resulullah efendimizi çok sevmesi gerekir. Bu da zaten imanın gereğidir. Çok sevmek kâmil mümin olmanın da alametidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Beni ana-baba, evlat ve herkesten daha çok sevmeyen, mümin olamaz.) [Buhari]<span style="font-size: xx-small;"></span>(Peygamberleri anmak, hatırlamak ibadettir.)</p>
<p>[Deylemi] (Bu ibadeti, şiir olarak söylemek daha tesirli olur. Resulullah efendimizin şairleri, camide, Resulullahı öven ve kâfirleri kahreden şiirler okurlardı.)<span style="font-size: xx-small;"></span>(Bir şeyi çok seven, elbette onu çok anar.)</p>
<p>[Deylemi] (Resulullahı seven de Onu çok anar.)<span style="font-size: xx-small;"></span>Vehhabiler, mezhepsizler, Resulullah efendimizi öven ve ondan şefaat isteyen Müslümanlara müşrik damgasını basıyorlar. Bunu açıkça söyleyemedikleri için, mevlide bid’at diyorlar. Resulullahı övmek bid&#8217;at olmaz. Bu övgüden ancak Allah’ı sevmeyen rahatsız olur; çünkü Allahü teâlâ Onu övmektedir:<br />
(Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107]</p>
<p>(Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.) [Sebe 28]</p>
<p>(Senin için bitmeyen, sonsuz ecir vardır. Elbette sen en büyük ahlak üzeresin.) [Kalem 3-4]</p>
<p>(Rabbin sana [çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın!) [Duha 5]</p>
<p>(Allah ve melekleri, Resule salevat getiriyor. Ey iman edenler, siz de salevat getirin!) [Ahzab 56]</p>
<p>Erkek kadın karışık olmadan, çalgı, müzikli ilahi ve başka haram karıştırmadan, Allah rızası için okumak, salevat-ı şerife getirmek, tatlı şeyler yedirip içirmek, hayrat ve hasenat yapmak, böylece, o gecenin şükrünü yerine getirmek müstehabdır. (Ni&#8217;met-ül kübrâ, Hadika, M. Nasihat)</p>
<p>Resulullah efendimizi çok övmek, mahlûkların en üstünde olduğunu söylemek, Allahü teâlânın, sevgili Peygamberine verdiği üstünlükleri saymak ve Ondan şefaat istemek, büyük ibadettir. Buna karşı koymak, koyu bir cahillik, pek çirkin bir inattır. Resulullahı övmek, anmak lazım geldiğine delil olarak, Ahzab suresinin (Allah ve melekleri, Resule salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin) mealindeki 56.âyet-i kerimesi yetmez mi?<span style="font-size: xx-small;"></span>Vehhabi mantığına bakın!<br />
Vehhabi Feth-ul-mecid kitabının önsözünde, (Süud torunu Abdülaziz tevhidi yeniledi. Arabistan yarım adasına sulh ve emniyet getirdi. Oğlu Süud da, geçmişlerinin yoluna hayat verdi. Hulefa-i raşidinin yolunu açtı) diyor. Süud oğullarının kılıçlarının keskin olmasına dua ediyor. Yunanistan’da, Atina’nın en lüks otellerinde, yüzlerce gayri meşru cariye ile, Yunan kızları arasında, yıllarca sefalet, içki ve fuhuş âlemleri sürerek 1384 [m. 1964] de zevk, safa, işret içinde ölen Süudü ve dedelerini övmek için (hayat verdi, yol açtı) gibi methiyeler söylemesi, ondan yardım dilemesi şirk, suç olmuyor da, ehl-i sünnetin, Allahü teâlânın sevgili Peygamberini övmesi, o yüce Peygamberin, mahlukların en yüksek derecesinde olduğunu bildirmesi, (Her istediğini vereceğim) müjdesi ile şereflenmiş olan o en yüksek Peygamberden yardım ve şefaat istemesi, suç ve şirk oluyormuş.<span style="font-size: xx-small;"></span>Utanmadan bu yazıları, din kitabı diyerek müslümanların önüne sürmektedir. Gençleri aldatmak, mezhepsiz yapmak için, İslam âlimlerine, müslümanların gözbebeklerine, müşrik, sapık demekten haya duymamaktadır. Hadis-i şeriflerde, Resulullahın kendi yüksek makamını anlatmasına, acaba ne diyecektir. Peygamberlerin seyyidi, gelmiş gelecek, bütün insanların en üstünü olduğunu bildirdiği için, o şerefli Peygambere de, (hâşâ) kirli kalemini bulaştırmak küstahlığını mı yapacak?<span style="font-size: xx-small;"></span>Peygamber efendimiz hem habib hem halildir<br />
“Bazı kimseler, Peygamberimize Habib denmesi uygun değildir. Habib sevgili demektir. Allah’ın sevgilisi olur mu!“ diyorlar.<span style="font-size: xx-small;"></span>Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselama &#8220;Habibim&#8221; buyuruyor. Habib, sevgili demektir. Sevgi ise çeşitlidir. Ormanı, çiçeği, suyu sevmek başkadır, yemekleri, meyveleri sevmek başkadır. Ana babayı, evladı sevmek başka, hanımı sevmek başka, Allahü teâlâyı sevmek daha başkadır. Bütün sevgileri yalnız hanımı sevmek gibi kabul etmek çok yanlıştır.<span style="font-size: xx-small;"></span>Şimdi imam-ı Gazali, imam-ı Kastalani hazretleri gibi İslam âlimlerinden naklen Allahü teâlânın sevip sevmediği kimseleri bildirelim!<span style="font-size: xx-small;"></span>Kur&#8217;an-ı kerimde mealen (Allah, onları [Eshab-ı kiramı, salihleri] sever, onlar da Allah’ı sever) buyuruluyor. (Maide 54)<span style="font-size: xx-small;"></span>Allahü teâlâ şunları sever:<span style="font-size: xx-small;"></span>(Sabredenleri sever.)</p>
<p>[A.İmran 146]<span style="font-size: xx-small;"></span>(Tevekkül edenleri sever.) [A.İmran 159]<span style="font-size: xx-small;"></span>(İyilik edenleri sever.) [Bekara 195]<span style="font-size: xx-small;"></span>(Adalet edenleri sever.) [Maide 42]<span style="font-size: xx-small;"></span>(Tevbe edenleri sever.) [Bekara 222]<span style="font-size: xx-small;"></span>Allahü teâlâ şunları sevmez:<span style="font-size: xx-small;"></span>(Aşırı gidenleri sevmez.)</p>
<p>[Bekara 190]<span style="font-size: xx-small;"></span>(Fesadı sevmez.) [Bekara 205]<span style="font-size: xx-small;"></span>(Zalimleri sevmez.) [A. İmran 57]<span style="font-size: xx-small;"></span>(Kibredenleri sevmez.) [Nahl 23]<span style="font-size: xx-small;"></span>(Hainleri sevmez.) [Enfal 58]<span style="font-size: xx-small;"></span>Allahü teâlâ, Peygamber efendimize, (De ki, eğer, Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin, günahlarınızı affetsin!) buyuruyor. (A.İmran 31)<span style="font-size: xx-small;"></span>Peygamber efendimiz de, (Allah ve Resulü bir kimseye, herkesten daha sevgili olmadıkça, iman etmiş olmaz) buyuruyor. (Buhari)<span style="font-size: xx-small;"></span>Selman-ı Farisi hazretlerinin bildirdiği hadis-i kudside buyuruluyor ki:<br />
(Ey Resulüm, İbrahim’i halil [dost] edindiysem de, seni de habib [sevgili] edindim. Senden daha sevgili hiçbir şey yaratmadım. Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım.) [Mevahib-i Ledünniyye]<span style="font-size: xx-small;"></span>Yine aynı kitaptaki hadis-i şerifte, (Allah, İbrahim’i halil edindiği gibi beni de halil edindi) buyuruluyor. Şu halde Peygamber efendimiz hem habibdir, hem halildir.<span style="font-size: xx-small;"></span>Sevginin kuvvetli olmasına aşk denir. Mevlidde de (Habibim sana aşık olmuşam) ifadesi geçer. Bazı kimseler, nefsin şehvani arzularına aşk dedikleri için Allahü teâlânın, Habibini çok sevmesini, yani aşk ile sevmesini kabul edemiyorlar. (Mevlidin burası yanlış) diyorlar.<span style="font-size: xx-small;"></span>Allahü teâlâ, en çok Habibini sever.<span style="font-size: xx-small;"></span>Dinde, fazla sevgiye aşk denir. Mevlidde geçen ifade de yanlış değildir. İlahi tenzihe aykırı yeri yoktur. (Allah Habibini çok sevmez) demek yanlıştır.</p>
<p>Sual: Mevlid münasebetiyle Peygamber aşırı övüldü. “O da bir beşer [insan] idi, Kur’anı getirmekle görevi bitti. Aşırı övmek şirk değil mi?<br />
CEVAP<br />
O, ilah değildi, elbette beşer idi, ama “Seyyid-ül-beşer” idi, bütün insanların efendisi idi. Hiç kimse Onu Allahü teâlânın övdüğü kadar övemez. Bu övgüden de ancak başka dinde olan rahatsız olur.</p>
<p>Sual: Mevlid kitabında, (Habibim sana âşık olmuşam) ifadesini, bazı kimseler uygun bulmuyor, hatta, Hıristiyanları seven bazı kimseler, o kısmı değiştirip okuyorlar. Bunun dinen mahzuru var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Sevginin kuvvetli olmasına aşk denir. Aşk denilince illa şehevî aşk anlaşılmamalıdır. Kitap okuma aşkı olur, parayı sevme aşkı olur. Allah aşkı olur, hocayı sevme aşkı olur, dine hizmet etme aşkı olur. Ana babaya yardım etme aşkı olur, olur da olur.<span style="font-size: xx-small;"></span>Mevlitte bildirilen aşkla ilgili ifade, Allahü teâlânın habibini [sevgilisi olan Muhammed aleyhisselamı] sevdiğini bildiriyor. Elbette Allahü teâlâ habibini her şeyden, herkesten çok seviyor. Allah için niye seviyor ki denmez. Yani Mevlitteki ifade çok yerindedir.</p>
<p>Mevlid okumak sevabdır<br />
Sual: İmam-ı Şarani, (Mevlid cemiyetleri bid’attir), İbni Abidin de, (Ölünün arkasından 7, 40 ve 52. gecelerinde mevlid okutmak ölüye işkence olur) diyormuş. Mevlid okumak niye işkence oluyor ki?<br />
CEVAP<br />
Ne İmam-ı Şarani, ne de İbni Abidin hazretlerinin kitaplarında böyle bir ifade yoktur. Olsa bile, bunlar mevlid-i şerifin bid’at oluğunu göstermez. O geceleri tayin ederek ölü için Kur’an okumak da günahtır. Dinimizde 7, 40 ve 52. gece diye bir şey yoktur. Bayram günleri oruç tutmak da günahtır. Suç oruçta değil, orucu, oruç tutulması haram olan bir günde tutmaktır. Kabahat mevlidde veya Kur’anda değil, bunları yanlış yerde okumak uygun olmaz.</p>
<p>Minarede yakılmak için yağ adamak batıldır. Seyyid Abdülkadir’e yağ adarlar da, minarenin doğu tarafına yakılır. Bundan daha çirkini de, minarelerde mevlid okutmayı nezrederler. Hâlbuki bu mevlide çalgı katıyorlar, şarkı ve oyun gibi şeyler karıştırıyorlar. (Redd-ül muhtar)</p>
<p>O günkü mevlidlerde de, bugünkü bazı mevlidlerde olduğu gibi teganni ve uygunsuz şeyler de var imiş. Onun için bu iki büyük âlime isnat edilen yazılarda, mevlid kötülenmiyor, haram işlenen mevlid cemiyetleri kötüleniyor. Bugün de mevlidlere bid’at karıştırılıyor. Kadın erkek beraber oturup dinliyorlar. Böyle mevlid okumak uygun değil demek, Mevlidin kendisi kötü anlamına gelmez. Mevlid, Resulullah efendimizi övmektir ve ibadettir.</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/cilesiz-hicbir-hizmet-olmaz/" title="Çilesiz hiçbir hizmet olmaz">Çilesiz hiçbir hizmet olmaz</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/hilye-i-saadet-resulullahin-gorunusu/" title="Hilye-i Saadet (Resulullahın görünüşü)">Hilye-i Saadet (Resulullahın görünüşü)</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-sevgisinin-onemi-2/" title="Resulullah sevgisinin önemi">Resulullah sevgisinin önemi</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/kandil-ozel-programi/" title="Kandil özel programı">Kandil özel programı</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/resulullahi-tasdik-sart/" title="Resulullahı tasdik şart">Resulullahı tasdik şart</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-efendimizi-anmak-ibadettir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Resulullah efendimizin isimleri</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-efendimizin-isimleri-2/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-efendimizin-isimleri-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 22:16:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[isim]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=875</guid>
		<description><![CDATA[(İman edip salih amel işleyenlerin ve Rableri tarafından bir gerçek olarak Muhammed [aleyhisselama] indirilen kitaba inananların kötülüklerini Allah örter ve durumlarını düzeltir.) [Muhammed 2] Muhammed aleyhisselamın 400’e yakın ismi Mevahib-i ledünniyye&#8217;de vardır. Bunlardan bir kısmının manası alfabetik olarak kısaca şöyle: Abdullah: Allah’ın kulu. Âbid: Kulluk eden, ibadet eden. Âdil: Adaletli, doğru, doğruluktan, haktan ayrılmayan. Ahmed: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://hakyolundayiz.net/wp-content/uploads/2010/02/red20rose.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-873" title="red20rose" src="http://hakyolundayiz.net/wp-content/uploads/2010/02/red20rose.gif" alt="" width="150" height="150" /></a>(İman edip salih amel işleyenlerin ve Rableri tarafından bir gerçek olarak Muhammed [aleyhisselama] indirilen kitaba inananların kötülüklerini Allah örter ve durumlarını düzeltir.) [Muhammed 2]<br />
Muhammed aleyhisselamın 400’e yakın ismi Mevahib-i ledünniyye&#8217;de vardır. Bunlardan bir kısmının manası alfabetik olarak kısaca şöyle:<br />
<span id="more-875"></span></p>
<p>Abdullah: Allah’ın kulu.<br />
Âbid: Kulluk eden, ibadet eden.<br />
Âdil: Adaletli, doğru, doğruluktan, haktan ayrılmayan.<br />
Ahmed: En çok övülmüş, sevilmiş.<br />
Ahsen: En güzel.<br />
Alî: Çok yüce.<br />
Âlim: Bilgin, bilen.<br />
Allâme: Çok bilgili.<br />
Âmil: İşleyici; iş ve hareket adamı.<br />
Aziz: Çok yüce, çok şerefli.<br />
Beşîr: Müjdeleyici.<br />
Burhan: Sağlam delil.<br />
Cebbâr: Kahredici, galip.<br />
Cevâd: Cömert.<br />
Ecved: En iyi, en cömert.<br />
Ekrem: En şerefli.<br />
Emin: Doğru ve güvenilir.<br />
Fadlullah: Allah’ın ihsanı, fazlı.<br />
Fâruk: Hakkı ve bâtılı ayıran.<br />
Fettâh: Yoldaki engelleri kaldıran.<br />
Gâlip: Hâkim ve üstün.<br />
Gani: Zengin.<br />
Habib: Sevgili, çok sevilen.<br />
Hâdî: Doğru yola götüren.<br />
Hâfiz: Muhafaza edici.<br />
Halîl: Dost.<br />
Halîm: Yumuşak huylu.<br />
Hâlis: Saf, temiz.<br />
Hâmid: Hamd edici, övücü.<br />
Hammâd: Çok hamd eden.<br />
Hanîf: Hakikate sımsıkı sarılan.<br />
Kamer: Ay.<br />
Kayyim: Görüp gözeten.<br />
Kerîm: Çok cömert, çok şerefli.<br />
Mâcid: Yüce ve şerefli.<br />
Mahmûd: Övülen.<br />
Mansûr: Zafere kavuşmuş.<br />
Masûm: Suçsuz, günahsız.<br />
Medenî: Şehirli, bilgili ve görgülü.<br />
Mehdî: Hidâyet eden, doğru yola ileten.<br />
Mekkî: Mekkeli.<br />
Merhûm: Rahmetle bezenmiş.<br />
Mes&#8217;ud: Mutlu.<br />
Metîn: Sağlam, özü ve sözü doğru, itimat edilir.<br />
Muallim: Öğretici.<br />
Muhammed: Yerde ve gökte çok övülen.<br />
Muktefâ: Peşinden gidilen.<br />
Muslih: Islah edici ve düzene koyucu.<br />
Mustafa: Çok arınmış.<br />
Mutî: Hakka itaat eden.<br />
Mu&#8217;tî: Veren, ihsan eden.<br />
Muzaffer: Zafer kazanan, üstün.<br />
Mübârek: Uğurlu, hayırlı, bereketli, feyzli.<br />
Müctebâ: Seçilmiş.<br />
Mükerrem: Şerefli, yüce, aziz, hürmet ve tâzime erişmiş.<br />
Müktefî: İktifâ eden.<br />
Münîr: Nurlandıran, aydınlatan.<br />
Mürsel: Elçilikle gönderilmiş.<br />
Mürtezâ: Beğenilmiş, seçilmiş.<br />
Müstakîm: Doğru yolda olan.<br />
Müşâvir: Kendisine danışılan.<br />
Nakî: Çok temiz.<br />
Nakîb: Halkın iyisi, kavmin en seçkini.<br />
Nâsih: Öğüt veren.<br />
Nâtık: Konuşan, nutuk veren.<br />
Nebî: Peygamber.<br />
Neciyyullah: Allah’ın sırdaşı.<br />
Necm: Yıldız.<br />
Nesîb: Asîl, temiz soydan gelen.<br />
Nezîr: Uyarıcı, korkutucu.<br />
Nimet: İyilik, dirlik ve mutluluk.<br />
Nûr: Işık, aydınlık.<br />
Râfi: Yükselten.<br />
Ragıb: Rağbet eden, isteyen.<br />
Rahîm: Müminleri çok seven, acıyan.<br />
Râzî: Kabul eden, hoşnut olan.<br />
Resûl: Elçi.<br />
Reşîd: Akıllı, olgun, iyi yola götürücü.<br />
Saîd: Mutlu.<br />
Sâbir: Sabreden, güçlüklere dayanan.<br />
Sadullah: Allah’ın mübarek kulu.<br />
Sâdık: Doğru olan, gerçekçi.<br />
Saffet: Arınmış, seçkin.<br />
Sâhib: Mâlik, arkadaş; sohbet edici.<br />
Sâlih: İyi ve güzel huylu.<br />
Selâm: Noksan ve ayıptan emin.<br />
Seyfullah: Allah’ın kılıcı.<br />
Seyyid: Efendi.<br />
Şâfi: Şefaat edici.<br />
Şâkir: Şükredici.<br />
Şems: Güneş.<br />
Tâhâ: Kur&#8217;an-ı kerimdeki rümuz ismi.<br />
Tâhir: Çok temiz.<br />
Takî: Haramlardan kaçınan.<br />
Tayyib: Helâl, temiz, güzel, hoş.<br />
Vâfi: Sözünde duran, sözünün eri.<br />
Vâiz: Nasihat eden.<br />
Vâsıl: Kulu Rabbine ulaştıran.<br />
Velî: Veli, sahip, dost.<br />
Yasîn: Gerçek insan, insan-ı kâmil.<br />
Zâhid: Masivadan yüz çeviren.<br />
Zâkir: Allah’ı çok anan.<br />
Zeki: Temiz, akıllı.</p>
<p>Resulullahın has ismi<br />
Sual: Kur’an-ı kerimde, Muhammed ismi geçen âyetlerin mealleri nasıldır?<br />
CEVAP<br />
Muhammed [aleyhisselam] ism-i şerifinin geçtiği ayet-i kerimelerin mealleri şöyledir:</p>
<p>(Muhammed [aleyhisselam] ancak bir resuldür. Ondan önce birçok resuller gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse, siz ardınıza dönecek misiniz [dininizi bırakıp savaştan kaçacak mısınız]? Böyle yapan, elbette Allah&#8217;a bir zarar veremez; fakat şükredip sabredenlere, Allah elbette mükâfat verecektir.) [Al-i İmran 144]</p>
<p>(Muhammed [aleyhisselam, kendi sulbünden olmayan] erkeklerinizden hiç birinin babası değildir; o, Allah&#8217;ın Resulü ve nebilerin sonuncusudur.) [Ahzab suresi 40]</p>
<p>(İman edip salih amel işleyenlerin ve Rableri tarafından bir gerçek olarak Muhammed [aleyhisselama] indirilen kitaba inananların kötülüklerini Allah örter ve durumlarını düzeltir.) [Muhammed 2]</p>
<p>(Muhammed [aleyhisselam] Allah&#8217;ın elçisidir. Onunla birlikte olanlar [Eshab-ı kiram], kâfirlere karşı çetin [ve metin], kendi aralarında merhametlidir. Onları rükû ve secde halinde [namaz kıldıklarını], Allahın fazlını ve rızasını kazanmaya çalıştıklarını görürsün. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır [yüzleri nurludur]. Bu, onların Tevrat&#8217;taki vasıflarıdır. İncil&#8217;deki vasıfları da şöyledir: Onlar [Eshab-ı kiram], filizlenmiş, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekicilerin hoşuna giden ekine benzerler. Allahü teâlâ, böylece onları [Eshab-ı kiramı] çoğaltıp güçlendirmekle, kâfirleri öfkelendirdi. İman edip salih amel işleyenleri mağfiret edip, onlara [Eshab-ı kirama] büyük ecir vereceğini vaat etti.) [Fetih 29]</p>
<p>İslam âlimleri buyuruyor ki:<br />
Kur’an-ı kerimi okurken, Peygamber efendimizin ismi geçince, hemen o mübarek ismi sevgiyle, saygıyla öpen Müslüman, çok nimete kavuşur.</p>
<p>Dua kahramanı<br />
Sual: (Allah için, sahi, fakih, tanrı; Peygamberimiz için, “Dua kahramanı, namazcı, oruç yiğidi” gibi sözler söylemenin mahzuru olmadığını düşünüyorum) denebilir mi?<br />
CEVAP<br />
Allahü teâlânın isimleri (Tevkîfî)dir. Yani, İslamiyet’te bildirilen isimleri söylemek caiz olup, bunlardan başkasını söylemek caiz değildir. Ne kadar kâmil, güzel isim olsa da, söylenmez. (Cevâd) denir. Çünkü İslamiyet, Cevâd demektedir. Fakat yine cömert manasında olan, (Sahî) ismi söylenemez. Çünkü İslamiyet, Ona sahî dememiştir. (Mektubat-ı Rabbani 2/67)</p>
<p>Allahü teâlâya âlim denir; fakat âlim demek olan fakih denmez. Çünkü İslamiyet, Allahü teâlâya fakih dememiştir. (S. Ebediyye)</p>
<p>Bunun gibi, Allah ismi yerine, tanrı demek caiz değildir; çünkü tanrı, ilah, mabut demektir. Mesela, Hintlilerin tanrıları inektir, denilmektedir. (Birdir Allah, Ondan başka tanrı yok) denilebilir. Başka dillerdeki Dieu, Gott ve God kelimeleri de, ilah, mabut manasına kullanılabilir. Allah ismi yerine kullanılamaz.</p>
<p>Resulullaha verilecek unvanları da, dinimiz bildirmiştir. İnsanlar kendi kafasına göre unvan veremez. Herkes kafasına göre övgü yapamaz. Dua kahramanı, namazcı, oruç yiğidi gibi tabirler de uygun olmaz.</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/cilesiz-hicbir-hizmet-olmaz/" title="Çilesiz hiçbir hizmet olmaz">Çilesiz hiçbir hizmet olmaz</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/peygamberlere-iman-nasil-olmali/" title="Peygamberlere iman nasıl olmalı">Peygamberlere iman nasıl olmalı</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/iman-ve-islam-farkli-midir/" title="İman ve İslam farklı mıdır?">İman ve İslam farklı mıdır?</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/gayba-iman-esastir/" title=" Gayba iman esastır"> Gayba iman esastır</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/allah-birdir-nicin-biz-deniyor/" title="Allah birdir, niçin Biz deniyor">Allah birdir, niçin Biz deniyor</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-efendimizin-isimleri-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Resulullah sevgisinin önemi</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-sevgisinin-onemi-2/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-sevgisinin-onemi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 11:09:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ayet]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Resulullah]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=872</guid>
		<description><![CDATA[Müslüman, Resulullahı, Allah’ın emri olduğu için sever. Biz, Allahü teâlâyı sevdiğimiz için, Resulünü seviyoruz. Müslüman, niye haramlardan kaçar? Niye namaz kılar, niye oruç tutar? Peygamberi sevdiği için mi, yoksa Allah’ı sevdiği için mi? Elbette Allah’ı sevdiği için. Allahü teâlâ, Resulü için habibim diyor, Onu çok seviyor, bizim de sevmemizi ve Ona uymamızı istiyor.  Bir âyet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://hakyolundayiz.net/wp-content/uploads/2010/02/red20rose.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-873" title="red20rose" src="http://hakyolundayiz.net/wp-content/uploads/2010/02/red20rose.gif" alt="" width="150" height="150" /></a>Müslüman, Resulullahı, Allah’ın emri olduğu için sever. Biz, Allahü teâlâyı sevdiğimiz için, Resulünü seviyoruz. Müslüman, niye haramlardan kaçar? Niye namaz kılar, niye oruç tutar? Peygamberi sevdiği için mi, yoksa Allah’ı sevdiği için mi? Elbette Allah’ı sevdiği için. Allahü teâlâ, Resulü için <strong>habibim </strong>diyor, Onu çok seviyor, bizim de sevmemizi ve Ona uymamızı istiyor.<br />
<span id="more-872"></span><br />
 Bir âyet meali şöyledir:<br />
<strong>(Resulüm de ki; Allah’ı seviyorsanız, bana uyun. Bana uyanları Allah sever!)</strong> [Âl-i İmran 31]</p>
<p>Allah’ın sevgisi ile Peygamberin sevgisi farklı olmadığı gibi, Allah’ın emri ile, Peygamberin emri de ayrı değildir. Bunu ayrı gösterenler kâfirdir. Bir âyet meali şöyledir:<br />
<strong>(Allah’ın emirleri ile, peygamberlerinin emirlerini birbirinden ayırmak isteyenler kâfirdir.) </strong>[Nisa 150-151]</p>
<p>Salevat getirmemizi de emreden Allahü teâlâdır. Bir âyet meali şöyledir:<br />
<strong>(Allah ve melekleri, Nebiye salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin.)</strong> [Ahzab 56]</p>
<p>Müslüman, sadece Allah’ın resulünü değil, diğer Müslümanları da sevmesi gerekir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Müminleri Allah için seven ve kâfirleri Allah için düşman bilen, ancak o zaman Allahü teâlânın sevgisine kavuşur.) </strong>[Mektubat-ı Masum Faruki 3/58]</p>
<p>İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Cenab-ı Hak, Kur&#8217;an-ı kerimde Resulüne itaat etmenin kendisine itaat etmek olduğunu bildiriyor. O halde, Resulüne itaat edilmedikçe, Ona itaat edilmiş olmaz. Bunun pek kesin ve çok kuvvetli olduğunu bildirmek için de <strong>(Muhakkak böyledir)</strong> buyurdu. Bazı doğru düşünmeyenlerin bu iki itaati birbirinden ayrı göstermelerine meydan vermedi. <strong>(1/152)</strong></p>
<p>Sultan Mahmud-i Gaznevi, birkaç adamını, Şeyh Ebül-Hasen-i Harkani hazretlerine gönderip onu yanına çağırmıştı. “Eğer gelmek istemezse, <strong>(Allah’a, Resulüne ve sizden </strong>[Müslümanlardan]<strong> olan âmirlere itaat edin)</strong> mealindeki âyeti okuyun” demişti. Şeyh hazretleri de gelmek istemeyince, kendisine bu âyeti okudular. O ise, <strong>(Allah’ın itaatine o kadar çok dalmış bulunuyorum ki, Resule itaat etmekten haya ediyorum. Âmire itaate vakit nerede?)</strong> dedi. Şeyh hazretlerinin [sekr halindeki] bu sözü, Allahü teâlânın itaatini, Resulünün itaatinden ayrı bildiğini göstermektedir. Şeriatın, tarikatın ve hakikatin bütün basamaklarında, Resulullaha itaat, Allahü teâlâya itaattir. Resulullaha itaat ile olmayan Allah’a itaat, dalalettir, sapıklıktır. Mehene şehrinin şeyhi, üstad Ebu Saîd-i Ebül Hayr ile otururken, Horasan’daki seyyidlerin büyüklerinden Seyyid Ecel de yanlarında idi. Bir meczup içeri girdi. Şeyh hazretleri, onu, Seyyidin üst yanına oturttu. Sonra seyyide dönerek, <strong>(Size olan saygımız, Resulullahı sevdiğimiz içindir. Bu meczubu ise, Allahü teâlâyı sevdiğimiz için yüksek tutuyoruz) </strong>dedi. Allahü teâlânın sevgisi ile, Resulullahın sevgisini ayıran böyle sözleri doğru yolun büyükleri uygun görmez. Allah sevgisinin, Resulullaha olan sevgiden çok olmasının, tarikat sarhoşluğundan ileri geldiğini bilirler. Böyle sözlere izin vermezler. <strong>(1/153)</strong>demesi de yanlıştır. Çünkü Habibinin ismini kendi isminin yanından ayırmayan Allahü teâlâdır. İmanda da, itaatte de kendi isminin yanında bildirmiştir. Bu husustaki bazı âyet-i kerime mealleri şöyledir:<br />
<strong>(Allah’a ve ümmi nebi olan Resulüne iman edin ve uyun ki doğru yolu bulun.)</strong> [Araf 158]<br />
<strong><br />
(Allah ve Resulüne itaat edin.) </strong>[Enfal 1, 20, 46, Ahzab 33, Maide 92, Tegabün 12, Mücadele 13, Nur 54]<br />
<strong><br />
(Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.) </strong>[Muhammed 33]</p>
<p>(Allah ismi ile peygamberin ismini ayırmaz, yan yana söylersiniz)</p>
<p><strong>(Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.)</strong> [Ahzab 71]</p>
<p><strong>(Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.)</strong> [Nisa 80]<br />
<strong><br />
(De ki, “Allah’a ve Peygambere itaat edin! Eğer</strong> [uymayıp] <strong>yüz çevirirlerse,</strong> [kâfir olurlar] <strong>Elbette Allah kâfirleri sevmez.)</strong> [Al-i İmran 32]<br />
<strong><br />
(Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.)</strong> [Nisa 13,14]</p>
<p><strong>(Allah’a ve Resulüne inanmayan</strong> [kâfir olur] <strong>kâfirler için çılgın bir ateş hazırladık.) </strong>[Feth 13]<br />
<strong><br />
(Allah ve Resulü, bir işte hüküm verince, artık inanmış kadın ve erkeğe, o işi kendi isteğine göre, tercih, seçme hakkı kalmaz.)</strong> [Ahzab 36]<br />
<strong><br />
(Allah’a ve Resulüne karşı gelen, bilsin ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir.)</strong> [Enfal 13]<br />
<strong><br />
(Allah’a ve Resulüne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.) </strong>[Al-i İmran 132]</p>
<p><strong>(Allah’a ve resulüne itaat ederseniz, işlediklerinizden bir şey eksilmez.) </strong>[Hucurat 14]<br />
<strong><br />
(Allah’a ve Resulüne itaat edenler, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu nebiler, sıddıklar, şehidler ve salihlerle beraberdir.) </strong>[Nisa 69]<strong><br />
</strong><br />
Ayrıca, Allah ve Resulüne itaat etmenin müslümanlık, karşı gelmenin sapıklık, kâfirlik olduğu, iman ve itaat edenlere Cennet nimetlerinin olduğu, inkâr ve karşı gelenlere Cehennem azaplarının olduğu, bunların Cehennemde <strong>(keşke Allah’a ve Resulüne itaat etseydik)</strong> diyecekleri başka âyetlerde de<strong> </strong>bildirilmiştir. <strong>[Ahzab </strong>31, 36, 66,<strong> Nur </strong>51,52,<strong> Feth </strong>17, <strong>Tevbe </strong>71<strong>]</strong></p>
<p>Sadece Habibine uymayı da bildiriyor:<strong><br />
(Resulüme uyun ki, doğru yolu bulun!)</strong> [Araf 158, Nur 54]</p>
<p><strong>(Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!)</strong> [Haşr 7]</p>
<p><strong>(O, kendiliğinden konuşmaz. Onun </strong>[din ile ilgili]<strong> her sözü vahiy iledir.)</strong> [Necm 3-4]<br />
<strong><br />
(İhtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklaman için ve iman eden bir kavme de hidayet ve rahmet olsun diye bu kitabı sana indirdik.) </strong>[Nahl 64]<br />
<strong><br />
(Namaz kılın, zekat verin, Resule itaat edin ki size merhamet edilsin.) </strong>[Nur 56]<br />
<strong><br />
(Kimi, ona</strong> [Resulüme] <strong>iman etti, kimi de, ondan yüz çevirdi. Bunlara da çılgın ateşli Cehennem yetti. Âyetlerimizi inkâr ederek kâfir olanları elbette ateşe atacağız.)</strong> [Nisa 55-56]</p>
<p>Habibini övüyor:<br />
<strong>(Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.)</strong> [Enbiya 107]</p>
<p><strong>(Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.)</strong> [Sebe 28]<br />
<strong><br />
(Rabbinin sana verdiği nimetlerle mecnun değilsin. Senin için bitmez, tükenmez, sonsuz mükafat vardır. Elbette sen en büyük ahlak üzeresin.)</strong> [Kalem 2-4]<br />
<strong><br />
(Resulullahta sizin için</strong> [uyulması gereken] <strong>güzel örnekler vardır.) </strong>[Ahzab 21]</p>
<p><strong>(Sen razı oldum diyene kadar Rabbin sana</strong> [çok nimet] <strong>verecek!)</strong> [Duha 5]<br />
<strong><br />
(Allah ve melekleri, Nebiye salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin.)</strong> [Ahzab 56]<br />
<strong><br />
(Senin şânını, şöhretini</strong> <strong>yücelttik.) </strong>[İnşirah 4] Bu âyetin tefsirinde deniyor ki:<br />
Ezan, ikamet, teşehhüd, hutbe gibi bir çok yerde benimle beraber adını andırmak suretiyle şanını yücelttik. <strong>(Celâleyn)<br />
</strong><br />
Senin ismini doğuda, batıda, yeryüzünün her yerinde yükselttim. (<strong>Savi </strong>tefsiri) [Batıya doğru, bir tul derecesi gidilince, namaz vakitleri 4 dakika gecikiyor. Her 28 km gidişte, aynı vaktin ezanı birer dakika sonra tekrar okunuyor. Böylece, yer yüzünün her yerinde, her an ezan okunmakta, Muhammed aleyhisselamın ismi, Allahü teâlânın ismi ile beraber her an, her yerde işitilmektedir.]</p>
<p>Öyle bir yükseltme, yüceltme ki kendi ismini Habibinin ismi ile birlikte andırdı, Ona itaati kendisine itaat olarak gösterdi, melekler Ona salât etti, müminlere de Ona salevât getirmeyi emretti, Onu ismiyle değil, hep Resulüm, Habibim gibi güzel sıfatlarla andı. <strong>(Beydavi)</strong></p>
<p>Cenab-ı Hak Resulünün nâmını dünya ve ahirette de yükseltti. Hiçbir şehadet getiren, hiçbir namaz kılan yoktur ki şehadet kelimesini ve Resulullahın mübarek adını zikretmiş olmasın. <strong>(Katâde)<br />
(Allahü tealâ buyurdu ki: “Ben anıldıkça habibim sen de benimle birlikte anılmak suretiyle şânını yükselttim.)</strong> [Ebu Ya'la, İbni Hibban]</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/05/kuran-muminler-icin-sifadir/" title="Kur&#8217;an, müminler için şifadır">Kur&#8217;an, müminler için şifadır</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/06/cilesiz-hicbir-hizmet-olmaz/" title="Çilesiz hiçbir hizmet olmaz">Çilesiz hiçbir hizmet olmaz</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/05/ayet-el-kursi/" title="Âyet-el kürsi">Âyet-el kürsi</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/hilye-i-saadet-resulullahin-gorunusu/" title="Hilye-i Saadet (Resulullahın görünüşü)">Hilye-i Saadet (Resulullahın görünüşü)</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-efendimizi-anmak-ibadettir-2/" title="Resulullah efendimizi anmak ibadettir">Resulullah efendimizi anmak ibadettir</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2010/02/resulullah-sevgisinin-onemi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Namazda Resulullahı övmek</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/namazda-resulullahi-ovmek/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/namazda-resulullahi-ovmek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 12:02:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber efendimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[Herkes kendi anladığına göre Kur’an-ı kerimden mânâ çıkarmaya kalkarsa, ortaya insan sayısı kadar din çıkar. Görüldüğü gibi, insan kendi aklına göre hareket ederse, hâşâ, Kur’an-ı kerimdeki ayet-i kerimeleri okumaya bile, şirk diyebiliyor. Kur’an-ı kerimde zamm-ı sure olarak okunmayan âyet-i kerime yoktur. Mesela şu âyet-i kerimeler zamm-ı sure olarak okunur. Üç âyet-i kerime meali şöyledir: (Resulüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="560" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div>Herkes kendi anladığına göre Kur’an-ı kerimden mânâ çıkarmaya kalkarsa, ortaya insan sayısı kadar din çıkar. Görüldüğü gibi, insan kendi aklına göre hareket ederse, hâşâ, Kur’an-ı kerimdeki ayet-i kerimeleri okumaya bile, şirk diyebiliyor. Kur’an-ı kerimde zamm-ı sure olarak okunmayan âyet-i kerime yoktur. Mesela şu âyet-i kerimeler zamm-ı sure olarak okunur. Üç âyet-i kerime meali şöyledir:</div>
<div><span id="more-197"></span><br />
<strong>(Resulüm biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.)</strong> [Enbiya 107]</p>
<p><strong>(Resulüm elbette sen en büyük ahlak üzeresin.)</strong> [Kalem 4]</p>
<p><strong>(Senin şânını, şöhretini yücelttik.)</strong> [İnşirah 4]</p>
<p>Bu son âyetin tefsirinde deniyor ki:<br />
Ezan, ikamet, teşehhüd, hutbe gibi birçok yerde benimle beraber adını andırmak suretiyle şanını yücelttik. (<strong>Celâleyn)<br />
</strong><br />
Öyle bir yükseltme, yüceltme ki kendi ismini Habibinin ismi ile birlikte andırdı, Ona itaati kendisine itaat olarak gösterdi, melekler Ona salât etti, müminlere de Ona salevat getirmeyi emretti, Onu ismiyle değil, hep Resulüm, Habibim gibi güzel sıfatlarla andı. (<strong>Beydavi)<br />
</strong><br />
İmam-ı Beydavi hazretlerinin bildirdiği gibi kur’an-ı kerimde Resulüne salevat getirilmesi emrediliyor:<br />
<strong>(Allah ve melekleri, Resule salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin</strong>.) [Ahzab 56]</p>
<p>Şafii mezhebinde Salli Barik okunması yani Resulullaha salevat getirilmek farzdır. Salevat getirilmezse namaz bozulmuş olur. Hanefi mezhebinde ise müekked sünnettir. Ettehıyyatü okumak vacibdir. Ettehıyyatü’de de Resulullah övülüyor, <strong>(Ey Nebi! Allah’ın selam, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun!)</strong> deniyor. Namazların nasıl kılınacağını, nerelerde nelerin okunacağını Resulullah efendimiz bizzat göstermiştir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:<br />
<strong>(Sallû kema reeytümüni usallî = </strong>Ben nasıl namaz kılıyorsam, siz de öyle kılın, yani benden gördüğünüz gibi namaz kılın!<strong>)</strong><br />
<strong><br />
</strong>Resulullahın dine ait her sözü senettir. Bir ayet-i kerime meali:<br />
<strong>(O, kendiliğinden konuşmaz. Onun </strong>[dinle ilgili] <strong>her sözü vahiy iledir.)</strong> [Necm 3-4]</div>
</td>
</tr>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h3  class="related_post_title">Tavsiye yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/09/dogru-iman-ve-imani-korumak/" title="Doğru iman ve imanı korumak">Doğru iman ve imanı korumak</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/04/facebook-hesaplarimizi-donduruyoruz/" title="Facebook hesaplarımızı donduruyoruz&#8230;">Facebook hesaplarımızı donduruyoruz&#8230;</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/zekatla-ilgili-hukumler/" title="Zekatla ilgili hükümler ">Zekatla ilgili hükümler </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/imanin-alameti/" title="İmanın alameti">İmanın alameti</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/namaz-bes-vakittir/" title="Namaz beş vakittir ">Namaz beş vakittir </a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/namazda-resulullahi-ovmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Resulullahın üç vazifesi</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/resulullahin-uc-vazifesi/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/resulullahin-uc-vazifesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 12:02:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber efendimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=195</guid>
		<description><![CDATA[Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki: Peygamber efendimizin üç türlü vazifesi vardı: 1- Kur’an-ı kerimin hükümlerini [iman edilecek bilgilerle fıkhi hükümleri] herkese tebliğ etmek, bildirmektir. Fıkhi hükümler, yapılması emir veya yasak edilen işlerdir. 2- Kur’an-ı kerimin manevi hükümlerini, yani Allahü teâlânın zatına ve sıfatlarına ait marifetlerini, yalnız ümmetinin yüksek olanlarının kalblerine akıtmaktır. Bu vazife, birinci [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:<br />
Peygamber efendimizin üç türlü vazifesi vardı:</p>
<p><strong>1- </strong>Kur’an-ı kerimin hükümlerini [iman edilecek bilgilerle fıkhi hükümleri] herkese tebliğ etmek, bildirmektir. Fıkhi hükümler, yapılması emir veya yasak edilen işlerdir.</p>
<p><strong>2-</strong> Kur’an-ı kerimin manevi hükümlerini, yani Allahü teâlânın zatına ve sıfatlarına ait marifetlerini, yalnız ümmetinin yüksek olanlarının kalblerine akıtmaktır. Bu vazife, birinci tebliğ vazifesinden farklıdır. Ebu Hüreyre hazretleri buyuruyor ki:<br />
<strong>(Resulullahtan iki türlü ilim öğrendim. Bunlardan birini sizlere bildirdim. İkincisini söylersem, beni öldürürsünüz.)</strong> [Buhari, Hadika]</p>
<p><strong>3-</strong> Fıkhi hükümleri vaazla, nasihatle yapmayan Müslümanlara dinin emirlerini uygulamaktır.</p>
<p>Resulullahtan sonra dört halifeden her biri, bu üç vazifeyi tam olarak başardı. Hazret-i Hasan’ın imameti zamanında fitneler çoğaldı. İslâmiyet üç kıtaya yayıldı. Resulullahın nuru, yeryüzünden uzaklaştı. Sahabe-i kiram azaldı. Bu üç vazifeyi, bir kişi yapamaz oldu. Bu üç vazife, farklı üç sınıfa ayrıldı:</p>
<p><strong>1- </strong>İmanı ve fıkhi hükümleri bildirmek vazifesi, din imamlarına [müctehid âlimlere] verildi. [Böylece dört hak mezhep meydana çıktı.]</p>
<p><strong>2-</strong> Dileyen Müslümanları, Kur&#8217;an-ı azimüşşanın manevî ahkâmına kavuşturmak, Ehl-i beytin 12 imamına ve tasavvuf büyüklerine verildi. Mesela Cüneyd-i Bağdadi ve Sırri-yi Sekati hazretleri bunlardandır. [Böylece tarikatlar meydana çıktı.]</p>
<p><strong>3- </strong>Devleti idare etme işi, sultanlara yani hükümetlere verildi. [Böylece kanunlar, tüzükler meydana çıktı.]</p>
<h3  class="related_post_title">Tavsiye yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/03/1-milyon-salavat-i-serif/" title="1 Milyon Salavat-ı şerif">1 Milyon Salavat-ı şerif</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/melekler-ve-iblis/" title="Melekler ve İblis">Melekler ve İblis</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/ogrenciye-zekat/" title=" Öğrenciye zekat"> Öğrenciye zekat</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/nebi-ve-resul-nedir/" title="Nebi ve Resul nedir?">Nebi ve Resul nedir?</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/11/kurbana-mani-olmayan-kusurlar-2/" title="Kurbana mani olmayan kusurlar">Kurbana mani olmayan kusurlar</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/resulullahin-uc-vazifesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber efendimizi rüyada görmek</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/peygamber-efendimizi-ruyada-gormek/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/peygamber-efendimizi-ruyada-gormek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 12:01:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber efendimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[Rüyada Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamı hakiki şekliyle gören, muhakkak Onu görmüş olur. Çünkü şeytan Onun şekline giremez. Fakat şeytan başka şekle girip görünebilir. Resulullah efendimizi tanımayan kimsenin, bunu ayırması kolay olmaz. Bazı âlimler de, (Peygamber efendimizi değişik şekilde görmek, yine Onu görmek olur. Fakat bu, o kişinin dindeki noksanlığına alamettir. Peygamber efendimizi rüyada gerçek şekliyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rüyada Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamı hakiki şekliyle gören, muhakkak Onu görmüş olur. Çünkü şeytan Onun şekline giremez. Fakat şeytan başka şekle girip görünebilir. Resulullah efendimizi tanımayan kimsenin, bunu ayırması kolay olmaz.<br />
<span id="more-193"></span><br />
Bazı âlimler de, (Peygamber efendimizi değişik şekilde görmek, yine Onu görmek olur. Fakat bu, o kişinin dindeki noksanlığına alamettir. Peygamber efendimizi rüyada gerçek şekliyle gören ve mümin olarak ölen herkes Cennete gider) buyurmuşlardır.</p>
<p>Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür. Ben her surette görünürüm.)</strong> [Deylemi]<br />
<strong><br />
(Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür. Çünkü şeytan benim şeklime giremez. Ebu Bekri Sıddıkı gören de, gerçekten onu görmüştür. Şeytan onun da suretine giremez.)</strong> [Hatib]<br />
<strong><br />
(Beni rüyada gören, uyanıkken görmüş gibidir.)</strong> [İbni Mace]<br />
<strong><br />
(Beni rüyada gören, Cehenneme girmez.) </strong>[İbni Asakir]</p>
<p>Abdülgani Nablüsi hazretleri buyuruyor ki:<br />
İbni Sirin&#8217;e göre, rüyayı gören, Resulullahı vefatı zamanında bulunduğu şekil üzere görmüşse hakikaten onu görmüş demektir. İbni Arabi hazretleri gibi bazı âlimler ise, (Resulullahı hayatta bulunduğu şekilde görmek şart değildir) dedi. Resulullahı bilinen sıfatları üzere görmek, bizzat Peygamber efendimizi görmektir. Bilinen sıfatlardan başka şekilde görmek, Resulullahın misalini idrak etmektir.</p>
<p>Peygamberlerin cesetleri yer değiştiremez. Bundan dolayı Peygamber efendimizi bulunduğu surette görmek, Onun hakikatini idrak etmektir. Vasıflarından başka bir şekilde görmek ise, misalini idrak etmektir.</p>
<p>Kadi İyad&#8217;a göre, Resulullahı bilinen sıfatından başka bir şekilde görenin rüyası tevile, tabire muhtaçtır. İmam-ı Nevevi ise, (sahih olan rüyayı gören her iki surette de Resulullahı hakikaten görmüştür. İster bilinen sıfatı üzere, isterse bilinen sıfatından başka bir surette görsün) dedi.</p>
<p>Resulullahın gençlik, orta yaşlılığı ve ihtiyarlık zamanlarında ve ömrünün sonunda olan bilinen suret ve sıfatlarından birisi üzerine görülen rüya tabire muhtaç değildir. Eğer bunlardan birisine benzemiyorsa, tabire muhtaç olur. Bunun için bazı tabircilere göre, bir kimse, Resulullahı yaşlı görse, selamete erişmeye; genç görse, bu kimsenin iyi hâlli oluşuna, şöhrete erişmesine ve onun düşmanına galip gelmesine delalet eder. Tebessüm ettiğini görse, rüya sahibinin sünnet-i seniyeye uyduğuna delalet eder.</p>
<p>Resulullahı kızgın bir şekilde görmek, o kimsenin hâlinin kötü olmasına delalet eder. Güzel bir surette görmek, rüya sahibinin dince güzelliğine, mübarek bedeninde noksanlık görmek, rüyayı görenin noksanlığına delalet eder. Çünkü Resulullah gayet parlak bir ayna gibidir ki, o aynaya bakan kendi şeklini görür.</p>
<p>Resulullahı böyle uygun şekillerde görmekte büyük faydalar vardır. Çünkü Resulullahı bu durumda görmekle rüyayı görenin durumu bilinir ve gafletten uyanır. Diğer peygamberleri de rüyada görmek böyledir. Çünkü şeytan, peygamberlerin ve melaikenin suretine giremez. Rüyada Resulullahı görenin durumu iyi ve gönlü şen olur. Eğer o kimse üzüntülü ve kederli ise, üzüntü ve kederinden kurtulur veya hapis ise hapisten çıkar.</p>
<p>Resulullahı görenler, muhasara altında veya kıtlık içinde iseler onlar bu gibi durumlardan kurtulur ve mazlum iseler zafere kavuşurlar. Eğer korku hâlinde iseler emin olurlar.</p>
<p>Resul-i ekremin kendisine teveccüh gösterdiğini veya bir şey öğrettiğini yahut namazında ona iktida ettiğini yahut Resulullahın güzel bir şey yedirdiğini veya layık bir elbise giydirdiğini, veya ona hayırlı dua ettiğini gören, iyilikle emreden ve kötülükten nehyeden kişi olur. Rüyayı gören âlim ise, ilmi ile amel eder. Abid ise, feyze kavuşur. Günahkâr ise, tevbe eder, kâfir ise, hidayete erer.</p>
<p>Rüya sahibi korku içinde ise, düşmanlarından emin olur. Kendisine şefaat edilir. Çünkü Resulullah efendimiz şefaat sahibidir.</p>
<p>Rüyada Resulullahı görmek, sözünde doğru ve vaadinde durmaya delalet eder. Bazen de büyük bir makama nail olur. Rüya sahibi yolcu ise ve kuraklık çekiliyorsa, yağmurun yağmasına delalet eder. Çünkü su bulunmayan yerde, Resulullahın mübarek parmakları arasından su akmış idi.</p>
<p>Resulullah bir yerde rengi değişmiş veya bir a&#8217;zası noksan görülürse, bu rüya o yerde dinin zayıflamasına ve bid&#8217;atin meydana çıkmasına delalet eder. Resulullahın üzerinde eski elbise görmenin tabiri de böyledir.</p>
<p>Resulullahın vefat ettiğini görenin kendi akrabasından şerefli bir zatın vefatına delalet eder. Eğer Resul-i ekremin bir yerde cenazesini görse, orada büyük bir musibet olur.</p>
<p>Resulullahın, kendisine dünya malından veya yiyecek ve içecek bir şey verdiğini gören, verilen şeyin şerefi nispetince erişeceği bir hayra delalet eder. Bir kimse rüyada onun mübarek elbiselerinden birini giyse veya Peygamber efendimiz kendisine elbisesini verse, o kimse mülke erişir. Fakir ise, zengin olur, bekârsa evlenir.</p>
<p>Resulullahın sürme çektiğini gören, dininde salih olur. Onun çok güzel olduğunu görmek, rüya sahibinin çok dindar olduğuna delalet eder. Resulullahı buğday benizli gören, heva ve hevesi terk eder, tevbe etmeyi tercih eder. Beyaz tenli olduğunu gören, Allah’a tevbe eder. Güzel amel yapar ve yolunu düzeltir.</p>
<p>Resulullahın sakal-ı şeriflerinin siyah olduğunu ve beyazlık bulunmadığını gören, sevinç ve büyük bir ucuzluğa kavuşur. Sakalına aklık karıştığını görenin kuvvetli oluşuna ve düşmanına galip gelmesine delalet eder.</p>
<p>Resul-i ekremi kendi mescidinde veya harem-i saadetinde gören, kuvvet, izzet ve yüceliğe erişir. Resulullahın kabri şerifini gören, zengin olur, hapis ise kurtulur. Kabr-i şerifi ziyaret ettiğini gören, büyük bir mala erişir.</p>
<p>Resulullahın peşinden yürüdüğünü görenin, sünnete uyduğuna delalet eder. Resulullahı ayakkabısız görse, rüya sahibinin cemaatla namazı terk ettiğinden, ona, cemaatla namaz kılması için emrettiğine delalet eder. Resulullahın mestlerini giydiğini görmesi, Resulullahın o kimseye Allah yolunda cihad yapması için emrettiğine delalet eder.</p>
<p>Resulullah ile müsafeha yaptığını görenin sünnet-i Resulullaha uyduğuna delalet eder. Resulullah kendisine rüyada hurma ve bal gibi güzel ve hoş bir şey ikram etse, Kur&#8217;an-ı kerimi ezberler ve ona verilen şey miktarınca ilim elde eder.</p>
<p>Peygamber efendimizin hutbe okuduğunu gören, iyilikle emir ve kötülükten nehyeder. Resulullahın kendisine bir şey verdiğini gören kimse, ilme nail ve hakka tâbi olur. Resulullahın kendisine verdiği şeyi almadığını görse, o kimse bid&#8217;at işler.</p>
<p>Resulullahı uzun boylu bir delikanlı suretinde görmek, insanlar içinde çıkacak fitneye delalet eder. Resul-i ekremi yaşlı bir şekilde görse, insanların afiyette olmalarına delalet eder. Resulullahın kendisine kızdığını veya kendisiyle mücadele ettiğini veya sesini onun sesinden daha fazla yükselttiğini görenin, dinde çıkaracağı bir bid&#8217;ate delalet eder. Resulullahın herhangi bir yerde vefat ettiğini gören, o sene orada vefat eder.<br />
<strong><br />
Peygamber efendimizi rüyada görmek için</strong><br />
Peygamber efendimizi rüyada hakiki şekliyle görebilmek için düzgün itikada sahip olmak, ibadetleri yapıp haramlardan kaçmak ve çok salevat-ı şerife getirmek lazımdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(Cuma gecesi iki rekat namaz kılıp, her rekatta bir Fatiha, bir Âyet-el Kürsi, 15 İhlas okuyup selam verdikten sonra bana bin salevat okuyan, öteki Cumaya varmadan beni rüyada görür.)</strong> [Şir'a]</p>
<p>Hazret-i Ömer, (Bir mümin, Abher namazını kılıp da Resulullahı rüyasında görmezse, ben Ömer değilim. Yemin ederim ki, Allahü teâlâ, bu namazı kılanın işini görür, dilediğini verir, günahı ne kadar çok olsa da, hepsini affeder, ölürken susamaz, kabrine çiçekler döşenir. Kabrinden kalkarken de, başına keramet tacı konur) buyurdu. Hazret-i Ali de, (Resulullahı görmek istediğim zaman, Abher namazını kılarım) buyurdu.</p>
<p>Abher namazı, 4 rekatlık nafile bir namazdır. İkinci rekatta, oturulunca Ettehiyyatüden sonra salli barik okunur. Her rekatta bir Fatiha, on defa Kadir suresi okunur. Sonra rükudan önce, 15 defa <strong><a href="http://www.dinimizislam.com/ekart/dualar/010.jpg" target="_blank">Sübhânallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber </a></strong>tesbihi okunur, sonra rükuya varılır, rükuda 3 defa Sübhane rabbiyel azim dendikten sonra 3 defa yukarıdaki tesbih okunur. Sonra doğrulup, kavmede, yani ayakta iken aynı tesbih 3 defa daha okunur. Secdeye varılır, 3 Sübhane Rabbiyel a&#8217;ladan sonra, aynı tesbih 5 defa okunur. Daha sonra ikinci secdeye gidilir. İki secde arasında tesbih okunmaz.</p>
<p>Diğer 3 rekat da böyle tamamlanır. Selamdan sonra konuşmadan Kadir suresi on defa okunur. Sonra aynı tesbih 33 defa okunup Cezallahü Muhammeden anna ma hüve ehlühü denir.</p>
<p>Resulullah efendimizi rüyada gören müslüman, ölene kadar o hâlini muhafaza ederse Cennetliktir.</p>
<p><strong>Resulullahı rüyada görmek<br />
Sual: </strong>Bazıları, <strong>(Peygamberi rüyada gördüm, bana şöyle bildirdi)</strong> diyerek, dine aykırı şeyler söylüyorlar. Şeytan, Peygamberin kılığına giremeyeceğine göre, bu nasıl oluyor?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Birincisi, Resulullahı gördüğü yalan olabilir. İkincisi, dine aykırı olduğuna göre, görülenin Resulullah olmadığı kesindir. Şeytan, başka şekle girip, ben Peygamberim diye yalan söyleyebilir. Peygamber efendimizi tanımayan da, o şekli Resulullah zanneder. <strong>İmam-ı Rabbani</strong> hazretleri buyuruyor ki:<br />
Resulullahın hakiki şeklini, rüyada tanıyabilmek çok güçtür. Bunun için, rüyalara nasıl güvenilebilir? Şeytan, Resulullahın yüksek şanına yakışacak bir şekilde, o Serverin ismiyle görünemez. Melun şeytan, düşmanlığını burada da gösterebilir. Araya karışarak, olmayan şeyi olmuş gibi gösterebilir. Rüya göreni şaşırtır. Kendi sözlerini ve işaretlerini, onun sözleri ve işaretleriymiş gibi gösterir. Resulullah vefat ettikten sonra, bir kimse uykuda, hisleri çalışmazken ve yalnızken, nasıl olur da, rüyanın şeytanın karışmasından korunduğunu ve onun değiştirmediğini anlayabilir? <strong>(1/273)</strong></p>
<p>Resulullahı uygun olmayan bir şekilde görmek, zaten o kişinin bid’at veya günah işlediğini gösterir. Bunun için, rüyada söylendi denilen, dine aykırı sözlere itibar edilmez. [Mesela, Şeyh Ahmet vasiyetnamesi isimli yazıda, Resulullahı gördüm denmesi tamamen yalandır.]</p>
<h3  class="related_post_title">Tavsiye yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/itikaf-nedir-kadinlar-nasil-yapar/" title="İtikaf nedir, kadınlar nasıl yapar ">İtikaf nedir, kadınlar nasıl yapar </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/01/alkol-ve-uyusturucu-konulu-seminer/" title="Alkol ve uyuşturucu konulu seminer">Alkol ve uyuşturucu konulu seminer</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/vekaleten-hac/" title="Vekaleten Hac ">Vekaleten Hac </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/kiyametin-kucuk-alametleri/" title="Kıyametin küçük alametleri">Kıyametin küçük alametleri</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/04/fussen-camii-kultur-merkezi/" title="Füssen Camii Kültür merkezi">Füssen Camii Kültür merkezi</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/peygamber-efendimizi-ruyada-gormek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Resulullahın çok evlenmesi</title>
		<link>http://hakyolundayiz.net/2009/10/resulullahin-cok-evlenmesi/</link>
		<comments>http://hakyolundayiz.net/2009/10/resulullahin-cok-evlenmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 12:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özer utus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber efendimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakyolundayiz.net/?p=191</guid>
		<description><![CDATA[Resulullah efendimiz, önce 25 yaşında iken, 40 yaşında dul bir kadın olan Hazret-i Hatice ile evlendi. 25 yıl onunla yaşadı. Peygamber efendimiz, ilk zevcesi Hazret-i Hatice hayatta iken başkası ile evlenmedi. Hazret-i Hatice validemizin vefatından uzun bir müddet sonra, 55 yaşında iken, Allahü teâlânın emri ile Hazret-i Âişe’yi nikahladı. Mekke, Medine gibi Ekvatora yakın yerlerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Resulullah efendimiz, önce 25 yaşında iken, 40 yaşında dul bir kadın olan Hazret-i Hatice ile evlendi. 25 yıl onunla yaşadı. Peygamber efendimiz, ilk zevcesi Hazret-i Hatice hayatta iken başkası ile evlenmedi.<br />
<span id="more-191"></span><br />
Hazret-i Hatice validemizin vefatından uzun bir müddet sonra, 55 yaşında iken, Allahü teâlânın emri ile Hazret-i Âişe’yi nikahladı. Mekke, Medine gibi Ekvatora yakın yerlerde kızlar erken yaşta mesela dokuz yaşında büluğa eriyorlar. Rusya, Hollanda gibi soğuk ülkelerde ise, büluğa erme yaşı uzuyor. Bu bakımdan ekvatorla kutuplar mukayese edilmez. Hazret-i Âişe validemiz 9 yaşında iken nikahlandı, daha sonra evlendi. <strong><br />
</strong><br />
Hazret-i Âişe, kendisinin, ezvac-ı tahiratın hepsinden daha üstün olduğunu söyler, Allahü teâlânın nimetlerini sayar, (Resulullah benimle evlenmeden önce, Cebrail aleyhisselam, benim resmimi Resulullaha gösterip “Bu senin zevcendir” demişti) derdi. O zaman canlı resmi yapmak haram olmamıştı ve resmi, insan da yapmamıştı. Resulullah efendimiz, Âişe validemize buyurdu ki:<br />
<strong>(Seni üç gece rüyada gördüm. Melek, beyaz ipek üzerindeki resmini bana gösterdi. Bu senin zevcendir, dedi. Rüyada, meleğin gösterdiği resmini unutmadım.)</strong> [Buhari ve Müslim]</p>
<p>Resulullah efendimize, Hazret-i Âişe’den başka, hiçbir zevcesinin yatağında (vahiy) gelmedi. Bu da, Hazret-i Âişe’nin Allahü teâlâ indinde kıymetinin pek çok olduğunu göstermektedir. Ümmi Seleme validemiz Hazret-i Âişe için bir şey söyleyince, Resulullah efendimiz, <strong>(Âişe için beni incitme. Bana vahiy, yalnız Âişe’nin yatağında iken gelmektedir)</strong> buyurdu ve Ümmi Seleme validemiz de, tevbe etti.</p>
<p>Diğerlerini dini sebeplerle veya ihsan ederek nikah etti. Bunların hepsi dul ve çoğu da yaşlı idi.</p>
<p><strong>Birkaç örnek:<br />
</strong>Eshab-ı kiramın bir kısmı Habeşistan’a hicret etmişti. Habeş padişahı Necaşi, İsevi idi. Müslümanlara sorular sorup, aldığı cevaplara hayran kalarak imana geldi. Ubeydullah bin Cahş, papazlara aldanıp, hıristiyan olmuştu. Karısı Ümmi Habibe’yi de dinden çıkarıp zengin olmaya zorladıysa da, o, fakirlik ve ölüme razı olacağını, ama dinden çıkmayacağını söyleyince, sefalet içinde sürünmesi için bunu boşadı. Hazret-i Ümmi Habibe, Mekke müşriklerinin baş kumandanı Ebu Süfyan’ın kızı idi. Resulullah, o zamanlarda, onlarla, çok çetin savaşlar yapıyordu.</p>
<p>Resulullah efendimiz, Hazret-i Ümmi Habibe’nin dininin kuvvetini ve başına gelenleri işitince, Necaşi’ye mektup yazıp, <strong>(Ümmi Habibe ile nikahımı yapıp buraya gönder)</strong> buyurdu. Necaşi daha önce Müslüman olduğu için mektuba çok hürmet edip, oradaki müslümanları sarayına davet ederek, ziyafet verdi. Nikah yapılıp, hediye ve ihsanlarda bulundu. Bu suretle, Hazret-i Ümmi Habibe, imanının mükafatına kavuştu. Onun sayesinde, oradaki müslümanlar da rahat etti. Bu nikah, Ebu Süfyan’ın ileride müslüman olmasını hazırlayan sebeplerden birisi oldu.</p>
<p>Hazret-i Ömer, dul kalan kızı Hazret-i Hafsa’yı alması için Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Osman’a teklif etti ise de olumlu cevap alamadı. Durumu öğrenen Resulullah efendimiz, çok sevdiği üç arkadaşının üzüntülerini giderip onları sevindirmek için, <strong>(Ya Ömer, kızını, bu ikisinden daha iyisi ile evlendireyim)</strong> buyurdu Hazret-i Ömer şaşırdı. Zira onlardan daha iyisinin olmadığını biliyordu. <strong>(Ya Ömer kızınla ben evleneyim)</strong> buyurdu.</p>
<p>Beni Mustalak kabilesinden alınan yüzlerce esir arasında, Cüveyriyye, kabilenin reisi Haris’in kızı idi. Bunu satın alıp azat ederek, kendilerine nikah edince, Eshab-ı kiramın hepsi, <strong>(Resulullahın ailesinin, annemizin akrabasını hizmetçi olarak kullanmaktan haya ederiz)</strong> dedi. Hepsi, esirlerini azat etti. Bu nikah, yüzlerce esirin azat olmasına sebep oldu.</p>
<p>İnsafı olana da, bu üç misal, elbette yetişir. İkinci bir husus, her bakımdan, insanların en üstünü olduğu halde, sadece birkaç yıl dokuz ailesi ile yaşamıştı. O zamanlar, zaten hep savaşlarla uğraşıyor, evinde az kalıyordu. Genç kızlarla evlenme imkanı olduğu halde evlenmemişti. Savaşlarda, Ona canlarını feda eden o aslanlar, kızlarını Ona vermezler mi idi? Ama O, istemedi.</p>
<p>Resulullah efendimiz, halasının kızı Zeyneb’i, evlatlığı Zeyd ile evlendirdi. Epey sonra, Hazret-i Zeyd, boşayacağını söyledi. <strong>(Boşama)</strong> buyurdu ise de, Allahü teâlâ, Resulünün buna mani olmamasını istedi. Hazret-i Zeyd boşayınca, Allahü teâlâ, Resulüne onu nikah eyledi. <strong>(Mevahib)</strong></p>
<p>Çok evlenmesinin önemli bir sebebi de, dini bildirmek içindi. Hicab âyeti gelip, kadınların yabancı erkeklerle oturmaları, konuşmaları yasak edilince, yabancı kadınları kabul etmedi. Hazret-i Âişe’den sormalarını emretti. Soranların çokluğundan, Hazret-i Âişe, hepsine cevap vermeye zaman bulamıyordu. Bu hizmeti kolaylaştırmak ve Hazret-i Âişe’nin yükünü hafifletmek için, gerektiği kadar hanımı nikah etti. Kadınlara ait yüzlerle ince bilgileri, kadınlara, mübarek hanımları yolu ile bildirdi. Hanımı bir tek olsaydı, bütün kadınların ondan sorması güç ve hatta imkansız olurdu.<br />
<strong><br />
</strong>Bir âyet-i kerime meali:<br />
<strong>(Resulullahın zevceleri müminlerin anneleridir.) </strong>[Ahzab 6]</p>
<p><strong>Hazret-i Mariye</strong><br />
<strong>Sual: </strong>Peygamberimizin eşi olan Mariye, Müslüman mıydı?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Evet, Müslümandı. Peygamber efendimizin İslamiyet’e davet ettiği, Heraklius’un Mısır valisi olan Mukavkas, bazı kıymetli hediyeler yanında, Mariye ve Sirin isminde iki cariye de gönderdi.</p>
<p>Mariye hatun, Resulullah’ın tevazuuna hayran kalıp hemen Müslüman oldu. Peygamberimiz de, onun Müslüman oluşundan çok memnun oldu ve onunla evlendi.<strong> </strong>Resulullah’ın oğullarının üçüncüsü ve bütün çocuklarının sonuncusu olan İbrahim (radıyallahü anh), Mariye validemizden oldu. Hicretin on altısında Medine’de vefat eden Mariye validemizin cenaze namazını Hazret-i Ömer kıldırdı.</p>
<h3  class="related_post_title">Tavsiye yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/zekatla-ilgili-hukumler/" title="Zekatla ilgili hükümler ">Zekatla ilgili hükümler </a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/vesvese-kotu-bir-hastaliktir/" title="Vesvese kötü bir hastalıktır">Vesvese kötü bir hastalıktır</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2010/05/ayet-el-kursi/" title="Âyet-el kürsi">Âyet-el kürsi</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/imanin-zirvesine-cikmak/" title="İmanın zirvesine çıkmak">İmanın zirvesine çıkmak</a></li><li><a href="http://hakyolundayiz.net/2009/10/peygambersiz-din-dinsizliktir/" title="Peygambersiz din, dinsizliktir">Peygambersiz din, dinsizliktir</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakyolundayiz.net/2009/10/resulullahin-cok-evlenmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
